Siyasetin seviyesizliği

Siyasetin seviyesizliği
Her kelimenin, her cümlenin farklı anlamları var. Bu fark, kitapta yazanla, uygulamada karşılaşılanın bir birine olan tezatlığından dolayıdır.
Siyaset de bunlardan birisidir.
Kelime manası; “Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış,” olarak bildiğimiz halde daha çok “yönlendirme” veya “ayak oyunu” belki de “ayartma” olarak görüyoruz. Son zamanlarda ise siyaset, daha iyi küfretme sanatının tam adı oldu.
Siyaset, doğaldır ki zor bir meslek. Aslında bir meslek midir o da tartışılır. Ancak, netice itibariyle “siyasetten ekmek yiyenler” varsa bunu meslek olarak kabul etmemiz de gerekir.
Eğer siyaseti, “devlet işleri”nden sıyırıp, genelleştirmeye başlarsak, bu defa “herhangi bir konuda farklı görüş ileri sürme” olarak da algılayabiliriz.
Eğer işin içinde “bir görüş” söz konusuysa, “bir düşünce”den söz ediliyorsa, “savunulacak tez” ortaya konuluyorsa, karşıtının olması da doğaldır.
Siyasetle uğraşanlar, her türlü eleştiriye de açık olmalıdır. Yoksa gidip limon satabilirler.
Limon satmayıp, “illa da siyaset yapacağım” diyenlere ise bir çift sözümüz var, düşüncenizi ifade ederken, karşınızdakine küfretmenize gerek yok.
Eğer işin içine küfür giriyorsa savunulacak bir görüşünüz yok demektir.
Siyaseti bir tahakküm aracı olarak kullananlar, bir güç olduğuna kanaat getirenler ve bir sınıf atlama veya ekonomik statüsünü değişme aracı olarak görenler, her şeyi mubah görebilirler. Ve biz onlara genellikle “siyasi” olarak görmüyor, “çakal” olarak değerlendiriyoruz…
Oysa siyaset, ortaya koyduğu farklı görüşlerle aslında bir hizmet aracıdır.
Hizmet edilense “güç odakları” veya “karanlık örgütler” değil, bizzat halkın ta kendisidir.
Buna rağmen de birileri terör örgütü olmakla ünlenen bir kirli yapılanmaya avukat olup, siyaset yaptığını sanabiliyor.
Kimi ihale için bunu yapıyor, kimi “her kapıyı açan anahtar” olarak gördüğü için siyasete giriyor.
Konumuz da elbette bunlar değil.
Aktif olarak siyasetin içerisinde olup, memlekete hizmet edeceğini deklare eden siyasi partilerin üst düzeylerinde görülen seviyesizlik…
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzeçebi, genel başkanının Ergenekon sevdasından güç alarak “Haberal Yasası”nın gecikmesinden ötürü hükümete yüklenmiş.
Kişiye özel yasalara karşı çıkan CHP, “Haberal Yasası”na taraf olmakta beis görmüyor, hatta bunun için ağzını bozup küfür bile edebiliyor.
Hamzaçebi, “İktidar ve Başbakan, insanlıktan nasibini alamamış. Hadi Sayın Başbakan insanlıktan nasibini alamadı, Sayın Meclis Başkanı; sizin hiç insanlık duygunuz yok mu?”
Bu sözler hem bir siyasi partiye, hem bir ülkenin başbakanına, hem de halkın meclisindeki en yetkili isme karşı söyleniyor; insanlıktan nasip almamış…
Bu söz, mahalle ağzından çok daha öte bir şey…
Ortaya bir küfür atıldıysa gelecek cevaba da razı olmanız gerekir…
AK Parti Grup Başkanlığı adına yapılan açıklamada ise Hamzaçebi’nin sözlerine, aynı şekilde karşılık verildi;
“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın benzeri akıl ve idrakten yoksun küfürbaz ve haddi aşan üslubu Türk Milleti tarafından bilinmekteydi. Bu durumun sadece Kemal Kılıçdaroğlu'na özgü olmadığı CHP Grup Başkanvekilinin de aynı şekilde kişiliksiz ve onursuz yaklaşım içerisinde olduğu görülmüştür. Eğer Grup Başkanvekili insanlıktan nasibini almamış birini görmek istiyorsa, kendi Genel Başkanı'nın yüzüne bakması yeterli olacaktır.”
Normal şartlarda Akif Hamzaçebi’nin “istediği cevabı” aldıktan sonra susması gerekir.
Susmadı elbet…
“Bugün AKP Grubu adına yapılan yazılı açıklama, Türkiye’yi yönetenlerin hangi üslup içerisinde olduklarının göstergesi olmuştur.” dedi.
Atalarımız “suç altın bilezik olsa kimse boynuna takmaz” diye sözü boşuna söylememiş ya…
Hamzaçebi de, kendi küfrüne, küfürle karşılık verilmesine kızmış…
Oysa iki söz de seviyesizce…
Bunu kabul etmek lazım ama söylüyorsanız, gelecek cevaba da hazırlıklı olmanız gerekir.
Kıvırmaya gerek yok.
Ama Hamzaçebi kıvırmış…
“Açıklamamda kin, nefret, intikam duyguları üzerine kurulu ‘İnsanlık gibi bir değerden yoksun bir siyasetin ve bunun yansıması olan bir yargı sisteminin Türkiye’ye zarar verdiğini’ belirtmiştim.” demiş…
Okuma yazması olanlar ise Hamzaçebi’nin iki sözü arasındaki derin uçurumu fark edecek kabiliyete sahiptir…
Bu sözlerin ne manaya geldiğini üç yaşındaki çocuk bilir ama ülke yönetmeye talip olanlar bilmeyebiliyor demek.
Siyaseti sevmememin esas nedeni de bu kadar seviyesiz duruma düşülüyor olmasındandır…

Twitimden seçmeler
Az gidiyoruz, uz gidiyoruz, bir de dönüp arkamıza bakıyoruz ki, bir arpa boyu yol almışız...
twitter.com/naifkarabatak