Santranç Siyaseti

Türkiye bir seçimi daha geride bırakmanın mutluluğu ile yeni döneme başlamaya hazırlanıyor.  Acısıyla tatlısıyla Erdoğan’ın başbakanlık serüveni sona ermek üzere mi acaba..!

 

1954 doğumlu Recep Tayyip Erdoğan, Ziya Gökalp’ın 1912 yılında Balkan Savaşı için yazdığı Asker Duası’nın değiştirilmiş bir sürümünü okuduğu; orduyu öven dizeyi söylemeden, yerine aşağıdaki mısraları eklediği ve ardından konuşmasının devamında “her devrin Firavun ve Nemrutları olduğunu bunun karşısına çıkacak Musa ve İbrahimlerin engelleri aşarak pislik dolu yolları temizleyeceğini” söylemesi nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı bırakarak 26 Mart 1999 girdiği Pınarhisar cezaevinden, 24 Temmuz 1999 günü hapisten çıktığı gün, Artık  yeni dönemin tartışılmaz lideriydi.

 

2002 de kurduğu Adalet ve kalkınma Partisi kurulduğu günden bu güne girdiği hiç bir seçimi kaybetmeyerek Cumhuriyet Tarihinde bir rekora imza attı.

 

Herkesin “bu işin içinde hangi sır var ki bunca olaya, bunca suçlamaya rağmen Erdoğan hala başarıdan başarıya koşuyor?” Sorusuna verilecek tek cevap ise; halkın dilinden konuşması ve Türk halkının algısını çok iyi yönetmesi diyebiliriz.

 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine baktığımızda ise muhalefet kanadı oy kullanmayanları bahane gösterse dahi oyların eşit dağılımda yine de Erdoğan’ın seçimleri kazanacağı neredeyse kesin gibiydi. Algı bunu söylüyordu ve algıyı yöneten başarıyı elde eder di. Bu değişmez kuralı çok iyi bilen Erdoğan taşları yerine doğru koyarak doğru bir ekip, doğru danışman kadrosu ve yol arkadaşları ile rakipleri karşısında yeni bir zafere imza attı.

 

Muhalefet kanadı özellikle CHP ve MHP, umudu Abdullah Gül ile oluşabilecek bir sürtüşmeye bağlamaya çalışsa da 12 Ağustos günü Çankaya2da verilen resepsiyonda Gül ve Erdoğan’ın samimi açıklamaları muhalefet kesimini yeniden bir hayal kırıklığına uğrattı.

 

Futbol maçlarında bile arka arkaya 3 yenilgi alan teknik patron istifa eder  yada yönetim görevine son verir. Ancak Erdoğan ın 8. Zaferine rağmen muhalefet kanadından yazıyı yazdığım ana kadar istifa sesi gelmedi. Her dönem bulunan suçlu bu defa “tatilciler” oldu.

 

Gerek MHP gerek ise CHP seçim mağlubiyetinin sorumluluğunu tatilcilere yüklediler. Ne derece haklılar orası muamma. Tatile gidenlerin tamamının Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vereceğine dair bir kural yada kaide yok. Kaldı ki HDP nin adayı Selahattin Demirtaş  81 vilayet içerisinde 3 il hariç tamamında oylarını en az %50 en fazla %800 artırdı.  Oyları düşen iller ise genel olarak kürt nüfusun yoğun yaşadığı illerdi. Yani uzun sözün kısası Muhalefeti çok iyi günler beklemiyor. Eğer Demirtaş seçim sürecinde kullandığı birleştirici duruşu devam ettirirse solun yeni lideri olacak gibi gözüküyor.

 

Osmaniye’de durum ne olur diye bakarsak; önümüzde Haziran 2015 de bir genel seçim bizi bekliyor. Muhtemel aday adayları şimdiden nabız yoklamaya genel merkezden destek aramaya başladılar. Osmaniye de ne değişir diyecek olursak onu zaman gösterir. Ancak mevcut üç vekilin partilerinden aday olmayacağını yada hiç aday olmayacağını değerlendiriyorum.  Bu satırları yazarken bir sürü komplo teorisi üretmek isteyen dostlar olacaktır. Gerek yok. Eylül 2014 den sonra taşlar yerine oturur, Yeni başbakan Muhtemelen Davutoğlu olur ve ondan sonra konjektür benim dediğim gibi şekillenir.

 

Kısacası siyaset bir satranç oyunu gibidir. Taşlar yerini aldı ve oyun başladı. Şimdi herkes ilk  hamleyi bekliyor. İlk hamleden sonra kıran kırana bir oyun ..Kim kazanır kim mat olur zaman gösterir.