Parlamenter sistemin daha işler hale getirilmesine yönelik olarak geliştirilen iyileştirme önerileri üzerinde popüler bağlamda yeterince durulmuyor. Oysa, siyasal sistem tartışmalarının ana artellerinden birisi, mevcut sistemin yetersizlikleri ve iyileştirilmesi olmalıdır. Kaldı ki, parlamenter rejimin erdemlerini savunanlar da genellikle bu noktaları teğet geçiyor.
Parlamenter sistemi iyileştirme tedbirleri arasında ilginç sayılabilecek olan bir pratik, “milletvekilliği” ile “bakanlar kurulu üyeliğinin” bağdaşmaz kılınmasıdır. Hollanda, Lüksemburg ve Norveç Anayasalarında yasama organı üyeliği ile bakanlık görevinin aynı kişide birleşmesinin engelleyen normlara yer verilmiştir. “Bakanlık ile milletvekilliğinin bağdaşmazlığı” ve Almanya örneğinde olduğu gibi “kurucu güvensizlik oyu” tekniklerinin benimsenmesi, parlamenter sistemin özüne dokunulmaksızın, daha işler hale getirilmesine katkıda bulunacak değişikliklerin başında yer almaktadır.
Parlamenter rejimi dönüştürmeden yeni bir parlamento reformuyla, “senato” kurulması başka bir ifadeyle “çift meclis yapısı”- düşünülebilir.
Siyasi sistemin dönüşümü için sistemin yapısıyla uğraşmak yerine, parlamentonun yapısını düzeltecek reformlara,-örneğin “ülke seçim çevresi” ya da bilinen nitelemeyle “Türkiye milletvekilliği” tekniği önerilebilir.
Şu halde, Siyasi kurumlar arası yetki haritası, konjonktürel yaklaşımları baz alarak “siyasi rövanş mantığı” na göre yapılmamalıdır. Venedik Komisyonu’nun belirttiği gibi, “anayasalar siyasi faaliyetlerin çerçevesi olmalı ama aracı haline getirilmemelidir.”
Parlamenter sistemi iyileştirme tedbirleri arasında ilginç sayılabilecek olan bir pratik, “milletvekilliği” ile “bakanlar kurulu üyeliğinin” bağdaşmaz kılınmasıdır. Hollanda, Lüksemburg ve Norveç Anayasalarında yasama organı üyeliği ile bakanlık görevinin aynı kişide birleşmesinin engelleyen normlara yer verilmiştir. “Bakanlık ile milletvekilliğinin bağdaşmazlığı” ve Almanya örneğinde olduğu gibi “kurucu güvensizlik oyu” tekniklerinin benimsenmesi, parlamenter sistemin özüne dokunulmaksızın, daha işler hale getirilmesine katkıda bulunacak değişikliklerin başında yer almaktadır.
Parlamenter rejimi dönüştürmeden yeni bir parlamento reformuyla, “senato” kurulması başka bir ifadeyle “çift meclis yapısı”- düşünülebilir.
Siyasi sistemin dönüşümü için sistemin yapısıyla uğraşmak yerine, parlamentonun yapısını düzeltecek reformlara,-örneğin “ülke seçim çevresi” ya da bilinen nitelemeyle “Türkiye milletvekilliği” tekniği önerilebilir.
Şu halde, Siyasi kurumlar arası yetki haritası, konjonktürel yaklaşımları baz alarak “siyasi rövanş mantığı” na göre yapılmamalıdır. Venedik Komisyonu’nun belirttiği gibi, “anayasalar siyasi faaliyetlerin çerçevesi olmalı ama aracı haline getirilmemelidir.”