“Paket” ve “torba” gibi söylemler, kanun yapım tekniği bakımından informel nitelik taşıyan dolayısıyla da resmi kullanımda yeri olmayan terimlerdir.
Torba kanun, çok sayıda kanunla ilgili değişiklikleri kapsayan kanun tasarılarına verilen isimdir.
“Torba kanun” yöntemi, daha çok yasa yapım sürecinin hızlı viteste işletilmesini amaçlar.
“Paket” ise genel olarak belli bir perspektifle mevzuatı tarayıp ilgili kanunları ya da yönetmelik metinlerini bir çırpıda değiştiren yasama girişimlerini ifade eder.
Toptancı bir yaklaşımla mevzuatın taramaya tabi tutulması sonucu hazırlanan yeni yasa demetinin tek bir hamlede yenilenmesi, diğer bir ifadeyle paketlenmesi, istisnai de olsa bir yasama yolu haline gelmiştir.
Paketlerin genellikle, “demokratikleşme” ya da Avrupa Birliği kriterlerine uyum gerekçeleri gibi partiler-üstü yüksek idealleri referans aldığı görülmektedir.
İç hukukumuzda, Avrupa Birliği kriterleri ve standartlarının kanunlarımız düzeyinde yakalanması için A.B Müktesebatına uyum amacıyla çıkarılan paketler, 1’den 8’e kadar, -1. AB uyum paketi gibi- şeklinde muntazam sıralanmıştı.
Aslında bu kullanım da, sadece konuşma dilinde geçen resmi niteliği olmayan bir nitelemeydi.
Nitekim, “çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı” başlığını taşıyan A.B uyum metinlerinde “paket” nitelemesi geçmemektedir.
Yasama tarihimize AB uyum paketleriyle yerleşen “paket” geleneği, daha sonra “yargı paketi” ve “demokrasi paketi” gibi nitelemelerle devam etme eğilimindedir.
Yakın zamanlarda, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yargı paketleri yürürlüğe girmişti.
30 Eylül’de açıklanan “demokratikleşme paketi” kapsamında yer alan değişikliklerin bir kısmı kanunlar düzeyinde bir bölümü ise Yönetmelik ve genelge düzeyinde değişikliklerden oluşmaktadır.
Örneğin, seçim sistemiyle ve siyasi partilerle ilgili konular, kanunlar düzeyinde “Andımız” ın kaldırılması ise yönetmelik düzeyinde yapılacak değişikliklerden oluşmaktadır.
Torba kanun, çok sayıda kanunla ilgili değişiklikleri kapsayan kanun tasarılarına verilen isimdir.
“Torba kanun” yöntemi, daha çok yasa yapım sürecinin hızlı viteste işletilmesini amaçlar.
“Paket” ise genel olarak belli bir perspektifle mevzuatı tarayıp ilgili kanunları ya da yönetmelik metinlerini bir çırpıda değiştiren yasama girişimlerini ifade eder.
Toptancı bir yaklaşımla mevzuatın taramaya tabi tutulması sonucu hazırlanan yeni yasa demetinin tek bir hamlede yenilenmesi, diğer bir ifadeyle paketlenmesi, istisnai de olsa bir yasama yolu haline gelmiştir.
Paketlerin genellikle, “demokratikleşme” ya da Avrupa Birliği kriterlerine uyum gerekçeleri gibi partiler-üstü yüksek idealleri referans aldığı görülmektedir.
İç hukukumuzda, Avrupa Birliği kriterleri ve standartlarının kanunlarımız düzeyinde yakalanması için A.B Müktesebatına uyum amacıyla çıkarılan paketler, 1’den 8’e kadar, -1. AB uyum paketi gibi- şeklinde muntazam sıralanmıştı.
Aslında bu kullanım da, sadece konuşma dilinde geçen resmi niteliği olmayan bir nitelemeydi.
Nitekim, “çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı” başlığını taşıyan A.B uyum metinlerinde “paket” nitelemesi geçmemektedir.
Yasama tarihimize AB uyum paketleriyle yerleşen “paket” geleneği, daha sonra “yargı paketi” ve “demokrasi paketi” gibi nitelemelerle devam etme eğilimindedir.
Yakın zamanlarda, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yargı paketleri yürürlüğe girmişti.
30 Eylül’de açıklanan “demokratikleşme paketi” kapsamında yer alan değişikliklerin bir kısmı kanunlar düzeyinde bir bölümü ise Yönetmelik ve genelge düzeyinde değişikliklerden oluşmaktadır.
Örneğin, seçim sistemiyle ve siyasi partilerle ilgili konular, kanunlar düzeyinde “Andımız” ın kaldırılması ise yönetmelik düzeyinde yapılacak değişikliklerden oluşmaktadır.