Osmaniye Geleceğini Konuşmalı...

Osmaniye Geleceğini Konuşmalı...

Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet’in zaman zaman Hatay’ın ilçeleri Erzin ve Dörtyol’un Osmaniye’ye bağlanması yönündeki düşüncesini kamuoyunun gündemine taşıdığı biliniyor. 

Başkan, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla bu iki ilçeye ilişkin yaklaşımını zaman zaman yeniden hatırlatıyor.

Bunun yanında Osmaniye’nin uzun zamandır konuşulan bir başka önemli gündemi daha var: Havaalanı projesi…

Başkan Çenet’in bu konudaki fizibilite çalışmalarıyla ilgili raporları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye götürdüğü, Ankara’da çeşitli temaslarda bulunduğu ve projenin gerçekleşmesi için ciddi bir mesai harcadığı görülüyor. Tabiri caizse Ankara’nın yolunu aşındırıyor.

Burada dikkat çekici, hatta üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya çıkıyor.

Hatay’daki kitle iletişim araçları Erzin ve Dörtyol’un Hatay’dan ayrılmaması gerektiği düşüncesiyle hareket ediyor. 

Bu, kendi şehirlerinin bütünlüğünü savunmaları açısından anlaşılabilir bir tutum.

Adana tarafında ise farklı bir ses yükseliyor. Bazı iletişim araçları, “Osmaniye geleceği için mücadele ediyor, Adana neden sessiz?” diye soruyor.

Peki ya Osmaniye?

İşin belki de en ilginç tarafı burası.

Osmaniye’de bu konuda sessizlik hakim, başkan bu projede sanki tek bırakılmış.

Elbette sokakta herkes şehrin temel sorunlarının farkında. 

Fakat bir de başka bir bakış açısı var:

“Bugünün sorunları mutlaka çözülmeli ama geleceğin Osmaniye’sini de bugünden düşünmek zorundayız.”

Bence tam da bu noktada meseleye bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor.

Bir kentle ilgili büyük bir iddia, büyük bir proje ya da sınırlarını, ekonomik kapasitesini ve bölgesel konumunu değiştirebilecek bir fikir ortaya atıldığında, ilk refleksimiz “istemezük” olmamalı.

Aynı şekilde her projeyi sorgusuz sualsiz desteklemek de doğru değil.

Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey ortak akıl.

Osmaniye’nin kanaat önderleri, siyasetçileri, akademisyenleri, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, gazetecileri ve vatandaşları bu meseleleri medeni bir zeminde konuşabilmeli.

Gerekirse sempozyumlar düzenlenmeli.

Osmaniye’nin geleceği birkaç kişinin omuzlarına bırakılacak kadar küçük bir mesele değildir.

Bugün Erzin ve Dörtyol konuşuluyor.

Bugün havaalanı konuşuluyor.

Yarın belki bambaşka bir proje gündeme gelecek.

Bunların her biri, Osmaniye’nin bölgedeki konumunu ve gelecekteki ekonomik kapasitesini etkileyebilecek meseleler.

O halde susmak yerine konuşalım.

Ben kendi adıma şuna inanıyorum:

Eğer imkan ve şartlar oluşabiliyorsa Osmaniye denize kavuşmalı.

Kastabala daha fazla turist ağırlamalı.

Osmaniye, bacasız sanayinin yani turizmin ve hizmet sektörünün imkanlarından daha fazla yararlanmalı.

Sanayi, lojistik ve ulaşım yatırımlarıyla bölgesel bir merkez olma iddiasını güçlendirmeli.

Ama bütün bunları sloganlarla değil, ciddi çalışmalarla değerlendirmeliyiz.

Bence artık yapmamız gereken, “olmaz” demeden önce “neden olmasın?”, “olur” demeden önce de “nasıl olur?” sorularını sormaktır.

Çünkü şehirler yalnızca binalardan ve yollardan oluşmaz.

Şehirleri asıl büyüten şey, geleceğe dair kurdukları ortak hayaldir.

Osmaniye’nin de artık kendi geleceğini daha cesur, daha bilimsel ve daha ortak bir akılla konuşmasının zamanı geldi.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.