Yazılarımdan beni tanıyanlar şaşırıp kalacaklarına eminim. "hayırdır Mustafa kafana saksı mı düştü?"genelde ironik eleştiri yapan biri olarak tanınsam da bu defa yapmayacağım ! Evet öğretmen Evi, Hilton ayarında hatta hizmet noktasında daha da iyi diyebiliriz. Şaka mı yapıyorum? Asla.
Elbette bahsettiğim yer Osmaniye Öğretmen Evi değil, Bahsettiğim yer Ceyhan Öğretmen Evi.
07/06/2014 günü her yıl yaptığığımız gibi mezun olduğumuz ortaokul arkadaşlarımızla Ceyhan'da toplandık. Yemekler yendi, acılardan bahsedildi, sevinçlerden bahsedildi.. Kiminin gözleri ilk aşklarını görüp hafifçe buğulandı, kimi ortaokuldayken kavga edip ayrıldığı koğuş arkadaşını görüp boynuna sarıldı, 30 yıl sonra barışıp kucaklaştı. Kimisi derslerinin ne kadar iyi olduğu ile övünürken, bir diğeri ne kadar haşarı bir öğrenci olduğuyla övünüyordu. Yeni modayla cep telefonlarından selfiler çekildi, pozlar verildi, hatıralar paylaşıldı.
Aslında Pamukeli Ortaokulu'ndan mezun olan bizi oraya getiren bir tek olgu vardı. O da çektiğimiz ortak acılardı. Düşünün 11-12 yaşındasınız, ailenizden uzaktasınız haftada en az 3-4 gün dayak yiyorsunuz. Ağzınızla su taşıyıp gece 02.00 larda yemekhane yıkıyorsunuz. Altınızda sadece don kalacak şekilde atletlerinizle gece 03.00 larda yerleri temizliyorsunuz ve ellerinizi ayakalarınız kullanmak yasak.. Gece sabaha karşı okula gelen sarhoş bir belletici öğretmen o saatte sizi yataktan kaldırıp "Baban para göndermiş ama ben yedim, içtim var mı bir diyeceğin" diyen adına öğretmen dediğimiz sözüm ona insanların yaşadığı yerde "eğitim" almaya çalışıyorsunuz. Kalçanızda tahta sopalar kırılıyor, sabahlara kadar dayak yiyor ve sabah Arslan isimli arkadaşın çaldığı kalk borusu ile uyanıyorsunuz. Sırf etnik kökeni farklı diye kafası kırılana kadar dövülen çocukların olduğu bir okulda susuyorsunuz ve "eğitim" almaya çalışıyorsunuz. Ailenize durumu anlattığınızda ise "olur mu öyle şey" diye tersleniyorsunuz. Şimdi o dayak yiyen çocukların çoğu üniversitelerde hoca, kıtalarda subay, amir, memur, çiftçi, işçi, emekçi.. ama hepsinde de o dönemlerden kalma ortak travma, orada yaşadığı şiddet ve işkence izleri.
Derler ya yazsak hayatımız roman olur. Bizimkisi de öylesine bir hayat işte. Toplandığımız yer her yıl olduğu gibi bu yıl da "Ceyhan Öğretmen Evi" oldu. Bir tesis ancak bu kadar mükemmel olabilir. Tesisi bize gezdiren öğretmen evi müdürü Mustafa Kemal Biter Ortaokulda o işkenceden geçmiş bir arkadaşımız. Gururla gezdirdi Ceyhan öğretmen evini. Pırıl pırıl bir otel. Lüx bir restaurant ve harika bir bahçe. Türkiye'nin bir çok yerini gezen biri olarak aklıma gelen bütün öğretmen evleri ile kıyaskadım ama sanırım böylesi yok. İnanılmaz lezzetli yemekleri, eğitimli hizmet personelleri, lüx odalar. Hilton'dan kalır yanı olmayan tesis bununla da kalmıyor ve kazandığı gelirle "Zihinsel Engelliler Eğitim ve Uygulama Okulu" yaptırıyor. Mustafa Kemal Biter ve kadrosunu ayakta alkışlıyorum..
Aklıma Osmaniye Öğretmen Evi geldi.. Kıyaslamak istedim. Vazgeçtim. Şimdi Osmaniye Öğretmen Evi yöneticilerinin gidip Ceyhan Öğretmen Evi'nde bir ders alması gerektiği de gözlerden kaçmamalı. Unutmadan Osmaniye il Ceyhan ise bir ilçe..