Negatif Parlamentarizm

Negatif Parlamentarizm

Hükümet sistemlerinin tasnifinde, şekli anayasanın ölü sözleri değil; anayasal teamülleri de kapsayan maddi anayasanın yaşayan hükümlerini dikkate almamızı tavsiye eden Sartori,  çok haklı.


Gerçekten de ülkede geçerli siyasi rejim tipini anlamada, anayasanın sadece kağıt üzerindeki maddelerine bakarak konuşmak yanıltıcı olabilir. 


Dolayısıyla da, doğru bir sınıflandırma yapabilmek için, siyasal kurumların fiili (de facto) işleyişini de irdelemek şarttır.



Hükümet sistemleri kendi içinde ülkeden ülkeye ciddi farklılıklar gösterebilmektedir. 


Westminister  Modeli sınırlı monarşinin cumhuriyete dönüştürülmüş şekli olan ABD tipi saf başkanlık sistemini taklit ülkelerde bile,  anayasa mühendisliği eseri olarak değişen ölçülerde  bu sistemin farklı  versiyonları uygulanmaktadır.


Norveç, Hollanda, Avusturya, İzlanda ve Danimarka’da hükümete göreve başlarken güvenoyu verilmesi gerekmez. Parlamentonun rolü, hükümeti doğrudan belirlemekten çok hükümetin kuruluşuna göz yumma ve görevde kalmasına izin verme şeklinde orta çıkmaktadır. 


“Negatif parlamentarizm” adı verilen bu durum, parlamenter demokrasilerin rasyonelleştirilmesine dönük bir anayasa mühendisliği tekniğidir.


Parlamenter sistemin daha işler hale getirilmesi ve eksikliklerinin giderilmesi bağlamında düşünülebilecek yol haritalarından birisi olarak  “negatif parlamentarizm”  ilginç bir öneri olabilir.


Türkiye özelinde seçim ve siyasi partiler hukukunun kaynaklık ettiği sorunlar ayrı bir önem taşıyor.  Yasama denetiminin güçlendirilmesi ve Kuvvetler ayrılığı ilkesini geliştirmek amacıyla bakanlık ile milletvekilliği görevlerinin bağdaşmazlığı gibi somut öneri başlıkları da üzerinde düşünülebilecek konuların başında yer alıyor.