Huzur ve başarı…

Huzur ve başarı…

Huzur, sağlık, güvenli olmak ve barış içerisinde yaşamak her insanın, hatta her canlının beklentileridir.

Huzurlu olabilmek için toplumsal barış önem taşır. Mutlu olabilmek ve başarılı olabilmek için yine sağlıklı yaşam önemlidir.

Bir toplumda huzurlu, mutlu, sağlıklı yaşayabilmek için öncelikli olarak güvenli yaşam beklentisi bulunduğa göre canlılar hep özlemle güzellikleri beklerler.

Yazılı ve görsel medyada gördüğümüz haberler karşısında bazı onlar oluyor ki, insanın kanını donduracak türden olabiliyor.

Kadın cinayetleri gazetelerin iç sayfalarında yer almaya başladı, sanki kadın cinayetleri sıradanmış gibi görülür oldu!

Çocuklara karşı yapılan suçlar, istismarlar hala tartışma konusu haline gelirken, özellikle de “sapıklık olayları” karşısında yeterli başarının gösterdiğini söyleyebilir miyiz?

Babanın evladını, evladın babasını öldürmesi cinayetleri de artış göstermeye başlandı. Bir zamanlar sokakta yürürken “yan baktın” kavgalarını haber yaparken okurlarımız şaşkınlık yaşarlardı.

Günümüze gelindiğinde cinayetlerin türleri o kadar değişti ki, akıl-mantık alacak gibi değil!

Son yıllarda özellikle erkeklerin eşlerini değişik cinayetlerle öldürmeleri olayları kan donduracak türden karşımıza çıkıyor.

Eskiden kadın cinayetleri, “aldatma” nedeniyle işlenirdi. Günümüzde “yasak aşk” cinayetleri ile birlikte, erkeklerin “kıskançlık” nedenleri ile işlenmeye başlar oldu.

Ön yargılı nedenlerle cinayetlerin artış göstermesinden bir anlam çıkarmak zorundayız.

Okumaktan, öğrenmekten ve bilgi sahibi olmaktan uzaklaşan bir toplumda insanlar arasındaki ilişkilerde kopukluklar, anlaşmazlıklar da artış gösterir.

Okumayı savunmak, istemek, önermek sadece sözlerle olmuyor! Teknoloji bağımlılığı ile ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın illerde gerçekleştirdikleri bilgilendirme toplantılarının her alanda artırılması önem taşıyor.

Ancak, aile bireyleri içindeki huzursuzluk, mutsuzlukları, en önemlisi de ekonomik sorunların da bir şekilde çözümlenmesi önem taşımaktadır.

İnsanlar şu veya bu şekilde yaşıyorlar ama, işsizlik, çalışanların ekonomik durumlarının günün koşullarına göre yetersiz kalması, insanların “para hırsı” mutlu ve huzurlu yaşamı baltalıyor.

Ne yapmalı, nasıl çözüm bulmalı diye kendi kendimizi sorgularken; insanların ekonomik ve sosyal yaşamını etkileyen faktörleri de masaya yatırmak zorundayız.

Bizim anladığımız; hiçbir erkek kadınını, kadın da erkeğini öldüremez. Hiçbir evlat babasını, baba da evladını öldüremez, daha doğrusu kıyamaz. Böyle bildik, böyle öğrendik, böyle yaşıyorduk.

Ne oldu da yıllar ilerledikçe insanlar en küçük bir olayı büyüterek cinayetler işlemeye başlar oldular, saygı ve sevgi yitmeye başladı.

İnsanlar nerede hata yapıyorlar, neden birbirlerinden uzaklaşıyorlar, nereden geliyorduk, nereye gider olduk?

Okuduklarını anlamayanlar, ders çıkarmayanların sayesinde insanlar cinayetlerinin şekillerini bile anlayamaz hale geldik mi, getirildik mi? Sorgulamak zorundayız, saygılarımla…