Hibrit (Melez) rejimler

Hibrit (Melez) rejimler
Dünya tarihi, demokrasinin kıyısından dahi geçmeyen dikta siyasi rejimlerin kendi halkına olmasa bile dışarıya şirin görünmek için “demokrasi” sıfatını kullanmalarının bariz örnekleriyle doludur.


Gerçekten de, insanlık tarihi boyunca,  en dandik  olanından en kalitelisine birbirinden çok farklı kumaşlara sahip olup ta her vitrinde çekici görünen bir elbise gibi bakılan, “demokrasi” kadar talihsiz başka bir kavram olmamıştır. Günümüzde doğrudan demokrasi uygulanabilir olamadığına göre demokrasi denilince, “temsili demokrasi” akla gelmelidir.  Temsili demokratik hükümet sistemleri temelde üçe ayrılır. Meclis hükümeti,  parlamenter sistem ve saf başkanlık sistemi.


Temsili sistemlerin bu üç türü de demokratiktir. Kendine has tarihi şartlarlarda doğan her üç modelin de yine elverişli toplumsal zeminlerde başarıyla işledikleri bilinen bir gerçektir.


Ülkemizde 1921 Anayasası öneminde kısa bir süre tecrübe edilmiş olan Meclis hükümeti (konvansiyonel sistem),  kuvvetlerin birliği esasına dayanır. Parlamenter sistem ise kuvvetlerin yumuşak ve ince ayar bir şekilde ayrılığını baz alır. Saf Başkanlık sistemi ise sert kuvvetler ayrılığı ilkesine göre çalışır. Örneğin, Başkanlık sistemi,  ABD tarihinde kolonileri “birleştirme” modeli olarak işlev görmüş ancak sonradan taklit etmeye kalkan başka ülkeler için “yapısal siyasi bunalımlara” yol açmıştır. (ABD’nin kuruluş sürecinde yaşanan iç savaşlardan sonra eyaletleri “birleştirmenin” yolu şeklinde geliştirilen ve başarı sağlayan  “Saf Başkanlık Sistemi”  adeta bu ülkeyle özdeşleşmiştir. )


Siyaset bilimi ve anayasa hukukunun kesişme alanında konuşlanan hükümet sistemleri konusundaki disipliner çalışmalarda çok sayıda yeni siyasal rejim tipi tanımlaması yapılmıştır. Literatüre katkı niteliğindeki eserlerde, ana modellerden farklılaşan hükümet sistemleri, alt  tipler şeklinde tasnif edilmiştir.  Bunlar genel olarak  “hibrit (melez)  rejimler” olarak ifade edilebilir.  Söz konusu ana modellerden çeşitli yönleriyle uzaklaşan  hükümet sistemleri arasında,  “monarşik parlamenter sistem”, “cumhuriyet tipi parlamenter sitem”, “yarı-başkanlık sistemi”, “başkanlı parlamenter sistem”,   “başkancı başkanlık sitemi”,  “süper (hiper)başkanlık sistemi” sayılabilir.


İster monarşik ister cumhuriyetçi olsun “yumuşak kuvvetler ayrılığı” ve “yürütmenin iki başlılığı” ilkesine dayanan parlamenter sistemlerde, devlet başkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi esası, parlamenter sistemin bünyesinde doku uyuşmazlığı ortaya çıkaracak eşiktir.  Bu noktadan sonra ortaya çıkacak hükümet modeli, melez rejimler arasında yer alan “başkanlı parlamenter sistem” alt tipine uygun düşebilir.


Venedik Komisyonu’nun belirttiği gibi, anayasalar siyasi faaliyetlerin çerçevesi olmalı ama aracı haline getirilmemelidir. Daha somut bir ifadeyle, siyasi kurumlar arası yetki haritası,  konjonktürel yaklaşımları baz alarak “siyasi rövanş mantığı” na göre oluşturulmamalıdır.