Dikkat Dünyamızın İçinde Çocuk Var…

Dikkat Dünyamızın İçinde Çocuk Var…
Bir çocuk ölen milyonlarca çocuktan sadece biri;savaşın onda bıraktığı acımasız etki ve diline doladığı şu sözler:  “Artık havalar iyice soğudu. Kuş sesleri duyulmaz oldu.

Şimdi yalnızca, anasını ya da babasını, kardeşini yitiren çocukların ağlamaları duyulabiliyor.. Gelecek korkunuz... Ya bizim çocuklarımız; Kan damlası olacak büyük ihtimalle bu topraklarda…

İster hiç ikirciklenmeden savaş diyin adına, isterseniz hafifletilmiş varyasyonlarıyla sıcak çatışma ihtimallerinden bahsedin; dilerseniz pratiğine bakıp, düzenleyici müdahalelerden yahut güvenli bölgeler oluşturma girişimlerinden, tampondan falan söz edin, dilerseniz teorisine dalıp alt emperyalizme yahut neo-osmanlı arayışlara geçin, ne ederseniz edin, kıyıma ve yıkıma doğru ilerleyen büyük bir pisliğin içindeyiz sonuçta.

Savaş çığırtkanlığı yapmak kolay, hatta kimilerine göre savaşlar olmalı ki dünya pisliklerden arınsın; fakat bir noktayı atlıyorsunuz savaşlarda en çok çocuk gözüyle bakmak lazım; o kadar savunmasız, bir o kadar masum kurban.
     
Araştırmalara göre; Geçtiğimiz  yüzyılda  tüm dünyada silahlı çatışmalar ve insan hakları ihlalleri   bir epidemi halini alarak sağlığı ve insanlığı tehdit etmeye devam etmiştir.

20. yüzyılda 100 milyondan fazla kişi etkilenmiş, özellikle siviller savaşın ve iç çatışmaların mağduru olmuşlardır.

Günümüzde savaş nedenli ölümlerin % 90’dan fazlası sivillerde olmaktadır. Şiddet, politik cinayetler, sistematik olarak düzinelerce ülkede uygulanmaktadır. 100 milyondan fazla mayın, insan yaşamını tehdit etmektedir. 1995 verilerine göre dünyada her 200 kişiden biri politik baskı veya savaş sonucu yer değiştirmiştir.

Savaşta ölen her bir savaşçıya karşılık bir sivil doğrudan nedenlerle ölürken 14-15 sivil de yiyecek, su ve  yaşam için gerekli diğer gereksinimlerini karşılayamadıkları ya da salgınlar nedeniyle yaşamının yitirmekte ve bunun daha fazlası da fiziksel ve psikolojik olarak yaralanmaktadır.

Savaşta ölümler ve çekilen sıkıntılar, en duyarlı grup olan 5 yaş altı çocukları etkilemektedir.

1996 yılında, 31 çatışma olan ülkenin 24’ünde beş yaş altı mortalite hızı % 5 ve daha fazladır.

Çatışmalar sırasında, çocuk ölümlerinin % 5’i direkt travma nedeni ile % 95’i açlık ve hastalık nedeniyle ölmüştür. Geçtiğimiz son 10 yılda, 2 milyondan fazla çocuk savaş bölgesinde ölmüştür...

Geçtiğimiz  son on yılda, 4 milyondan fazla çocuk kalıcı olarak sakatlanmıştır. Savaş sırasında ve sonrasında görülen yaralanmaların ve sakatlıkların en önemli nedeni mayınlardır. Dünyada 70’ten fazla ülkede 60 milyondan fazla mayın vardır.

Mayın  sonucu yaralanan ve ölen sayısı tam olarak bilinmese de toplam nüfusun ne kadarının mayın nedeniyle ampute olduğu saptanmıştır.

Buna göre Kamboçya’da 1/236, Afganistan’da 1/470 oranında ampute insan vardır. Afganistan’da her iki saatte bir kişi, mayın nedeniyle yaralanmakta ya da ölmektedir.

Savaş nedeniyle çocukların çoğu, tıbbi bakım olmadan ve çoğu zamanda yalnız yaşamaktadır. 1 milyon çocuk yetim kalmıştır. 12 milyon çocuk güvenlik nedeniyle evlerinden ayrılmış bunların üçte biri ise mülteci kamplarında yaşamaktadır.

Örnekler araştırmalar arttırılabilir. Onların derdi sadece arkadaşları ile oyun oynamak, okula gitmek, annesine sımsıkı sarılıp uyumak, işten gelmiş babasına koşup baba en sevdiğim çikolatayı aldın mı? olması gerekirken gözünü hırs bürümüş zalimlerin bombaları altında can pazarında bulmamalılar kendilerini.

Onlar hiç birşeye anlam veremeden sadece olup biteni izlemekle yetiniyor. bazen paylarına bir mermi veya bir bomba düşüyor. belkide hiç bilmediği bir yerden gelen şarapnel parçası… hayatı savaş gibi algılamaya neden olacak durum oluşturur...

Jerzy kosinsk’nin boyalı kuş romanı bu durumu çarpıcı şekilde ortaya koyar.savaş boyunca ailesini arayan çocuk savaş bittiğinde ailesi dahil hayatında kimseyi istemez.çünkü artık onlar yoktur.Dünya çocukların parkı olacağı yerde çocukların harcı olmamalıydı.

Büyükler bunu bir kez daha düşünmeliler dünyamızda çocukların da bulunduğunu unutmamalılar bir damla kanı bir çocuğun gülümsemesine değişemeyeceklerini öğrenmeliler.