Siyasal aktörlerin ve kurumların etkileşim sisteminin güçlü ve akıl ürünü “denge ve denetim” mekanizmalarıyla donatılması, ileri demokrasi standartlarındandır.
Geçtiğimiz günlerde “İstanbul Politikalar Merkezi” tarafından düzenlenen “Denge ve Denetleme Olmadan Ne Parlamenter Sistem Ne Başkanlık Sistemi- Türkiye’nin Demokrasisinin Güçlendirilmesi için Sistem Üzerine Sivil Tartışma” başlıklı bilimsel toplantı bu konuya odaklanmıştı.
“Siyasi Parti ve Seçim Sistemi Reformu” Çalışma Grubu üyesi olduğum ve 8 Nisan 2013 tarihinde Ankara’da düzenlenen Çalıştay’da; İPM ve 92 STK’dan oluşan “denge ve denetleme ağı”, hangi hükümet sistemi tercih edilirse edilsin, “kuvvetler ayrılığı ilkesi” ve “denge ve denetleme” mekanizmalarının güçlendirilmesinin gözetilmesi gerektiği vurgulandı.
İPM tarafından hazırlanarak toplantı sırasında dağıtılan “Anayasa Reformu Aracılığı İle Türkiye’nin Denge Ve Denetleme Sisteminin Güçlendirilmesi” Raporu, yargı, yasama, siyasi parti ve seçim sistemi çalışma gruplarının değerlendirme ve önerilerini içermektedir.
Buna göre, denge ve denetleme sistemi bir ülkede demokrasinin kurumsal anlamda güçlenmesini sağlayan en önemli araçlardan birisidir. Ülkemizde demokrasinin kronik eksiği, kurumsallaşmanın zayıf düzeyde kalmasıdır. Dolayısıyla, pratik yönüyle denge ve denetleme yollarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ön almalıdır. Örneğin, “İçtüzük” reformu yoluyla, yasama denetimini etkili hale getirecek tekniklere ihtiyaç vardır.
Futbol maçlarını aratmayan fanatik taraftar tartışması niteliğine bürünen “hükümet sistemi” tartışmaları bu neviden kronik ve somut reform ihtiyaçlarının önüne geçmeye devam etmektedir.
Şu halde, demokratik standartlarımızı yükseltmenin somut yolu, illa hükümet sistemi değişikliği değil, “denge ve denetleme açığı” gibi bilinen eksikliklerimize somut reformlar yoluyla kalıcı çözümler üretmektir.
Geçtiğimiz günlerde “İstanbul Politikalar Merkezi” tarafından düzenlenen “Denge ve Denetleme Olmadan Ne Parlamenter Sistem Ne Başkanlık Sistemi- Türkiye’nin Demokrasisinin Güçlendirilmesi için Sistem Üzerine Sivil Tartışma” başlıklı bilimsel toplantı bu konuya odaklanmıştı.
“Siyasi Parti ve Seçim Sistemi Reformu” Çalışma Grubu üyesi olduğum ve 8 Nisan 2013 tarihinde Ankara’da düzenlenen Çalıştay’da; İPM ve 92 STK’dan oluşan “denge ve denetleme ağı”, hangi hükümet sistemi tercih edilirse edilsin, “kuvvetler ayrılığı ilkesi” ve “denge ve denetleme” mekanizmalarının güçlendirilmesinin gözetilmesi gerektiği vurgulandı.
İPM tarafından hazırlanarak toplantı sırasında dağıtılan “Anayasa Reformu Aracılığı İle Türkiye’nin Denge Ve Denetleme Sisteminin Güçlendirilmesi” Raporu, yargı, yasama, siyasi parti ve seçim sistemi çalışma gruplarının değerlendirme ve önerilerini içermektedir.
Buna göre, denge ve denetleme sistemi bir ülkede demokrasinin kurumsal anlamda güçlenmesini sağlayan en önemli araçlardan birisidir. Ülkemizde demokrasinin kronik eksiği, kurumsallaşmanın zayıf düzeyde kalmasıdır. Dolayısıyla, pratik yönüyle denge ve denetleme yollarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ön almalıdır. Örneğin, “İçtüzük” reformu yoluyla, yasama denetimini etkili hale getirecek tekniklere ihtiyaç vardır.
Futbol maçlarını aratmayan fanatik taraftar tartışması niteliğine bürünen “hükümet sistemi” tartışmaları bu neviden kronik ve somut reform ihtiyaçlarının önüne geçmeye devam etmektedir.
Şu halde, demokratik standartlarımızı yükseltmenin somut yolu, illa hükümet sistemi değişikliği değil, “denge ve denetleme açığı” gibi bilinen eksikliklerimize somut reformlar yoluyla kalıcı çözümler üretmektir.