“Anayasal Yurtseverlik” dedikleri…

“Anayasal Yurtseverlik” dedikleri…

Modern çağ ulus-devlet  modeline  dayalı  “vatandaşlık” kurgusuna yeni bir alternatif olarak  geliştirilen  “anayasal yurtseverlik”,  Alman –Avrupa  patentli  neolizm (söz türetmeciliği)  ürünü bir kavramdır. Çok kültürlü ve bölüntülü toplumlar ile Avrupa Birliği vb. ulus-üstü,  yapıları açıklamak  üzere   kavramlaştırılan vatandaşlığa alternatif yeni bir  aidiyet  formudur.

 

Siyasal iktidarı sınırlama ve kurallara bağlama,  Anayasanın, en kritik işlevlerinden birisidir.  Yurtseverlik ise, insanları, gerekirse kişisel çıkarlarını bir yana bırakıp özveride bulunmaya seferber etmekle ilgilidir. Anayasal yurtseverlik, çok kültürlü ve parçalı siyasal sistemleri, bir arada tutma ve sadakat duygusunu koruma yolunda klasik üniter(ulusal) parametreleri küreselleşmenin dönüştürücü etkisine tamamen açık halde yeniden düşünmek anlamına  gelmektedir.

 

Kağıtlar ve mühürlerle insanları birbirine bağlamaya çalışan klasik terimleri eleştiren “anayasal yurtseverlik”,  siyasal iktidara sadakat için çok kültürlülüğü  ve evrensel değerleri öne çıkaran yeni öneriler sunmaktadır. Avrupalı gazeteci Fest’in, kıvrak üslubuyla, anayasal  yurtseverlik  tartışmasıyla ilgili değerlendirmesi çarpıcıdır: “güzel bir fikir ama işlemiyor, çünkü insanlar  böyle hissetmiyor… bir profesörün yazı masası başında icat ettiği ve ardından başka profesörler tarafından tartışılan tipik bir tür profesörce fikir”

 

Anayasal yurtseverlik savunucuları, “Amerikan amentüsü” ni model alıp ulusalcı geçmişe kozmopolit bir yanıt sunma yolunda önerilerde bulunmaktadır.  Bu bağlamda kavramın, bir “profesör rüyası” değil,  uygulanabilirliği olan ve yükselen değer haline gelen yeni bir yaklaşım olduğu ileri sürülmektedir.

 

Şu halde, anayasal yurtseverlik, klasik anayasa terimlerine tepki niteliğinde yeni türetme bir kavramdır. Küreselleşmenin klasik devlet modelleri üzerindeki yıkıcı etkilerine işaret eden ve açık kapı bırakan böyle bir kavramın dikkatli kullanılması gerekmektedir.