Osmaniye’nin bir havalimanı olsun.
Bunu söylemek kolay.
“Olmaz.”
“Hayal.”
“Boş iş.”
“Başka derdi mi yok?”
Bunları söylemek de kolay.
Zor olan ne?
Bir şey istemek.
Bir hedef koymak.
Ankara’nın kapısını çalmak.
Dosya hazırlamak.
Fizibilite yaptırmak.
Israr etmek.
Sonuç alıncaya kadar uğraşmak.
İşte mesele tam burada başlıyor.
Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, bugünlerde Osmaniye havalimanı konusunda Ankara yollarını aşındırıyor.
Yer konusunda çalışma yapılıyor.
Fizibilite hazırlanıyor.
Girişimlerde bulunuluyor.
Bunların sonucunun ne olacağını bugün kimse garanti edemez.
Zaten kimse de garanti istemiyor.
İstenen şu:
Osmaniye’nin önüne bir hedef konulsun.
Bu hedef için mücadele edilsin.
Sonuç alınırsa hep birlikte sevinelim.
Alınmazsa da neden alınmadığını konuşalım.
Ama daha yola çıkmadan yolu kapatmayalım.
*****
Bundan yıllar önce Osmaniye’de üniversite yoktu.
Bugün üniversite var.
Bugün üniversitenin olması bize çok normal geliyor.
Sanki hep vardı.
Değildi.
Ben bunu çok iyi hatırlıyorum.
Medya Gazete olarak Osmaniye Karaoğlanoğlu Parkı’nda, kışın ayazında yaklaşık bir ay çadır kurduk.
Üniversite kurulması için imza topladık.
Soğuk.
Çadır.
İmza.
Vatandaş.
Gazeteci.
Ve bol miktarda “olmaz” sözü…
Dalga geçenler de oldu.
“Osmaniye’ye üniversite mi kurulacak?” diyenler de.
Bugün dönüp baktığımızda ne görüyoruz?
Osmaniye’nin üniversitesi var.
Demek ki bazı hayaller, gerçekleştiğinde hayal olmaktan çıkıyor.
Geride yalnızca sonuç kalıyor.
İnsanlar da sonra şöyle diyor:
“Zaten olacağı belliydi.”
Hayır.
Hiçbir şey “zaten” olmuyor.
Birileri uğraşıyor.
Birileri kapı çalıyor.
Birileri imza topluyor.
Birileri eleştiriliyor.
Birileri sabrediyor.
Sonra bir gün ortaya sonuç çıkıyor.
*****
Şimdi gelelim havalimanına.
Osmaniye’nin ulaşım imkânları elbette var.
Karayolu var.
Demiryolu var.
Yakın çevrede havalimanları var.
Ama bir şehrin gelişmesi yalnızca “mevcut olan yeterli mi?” sorusuyla ölçülmez.
Asıl soru şudur:
“Daha iyisini yapabilir miyiz?”
Osmaniye’nin cevabı neden “hayır” olsun?
Neden olmasın?
Osmaniye büyüyor.
Sanayisi var.
Tarımı var.
Organize sanayi bölgeleri var.
Üretimi var.
Ticareti var.
Üniversitesi var.
Turizm potansiyeli var.
Kastabala’sı var.
Karatepe’si var.
Zorkun’u var.
Kısacası şehirde anlatacak çok şey var.
Peki dışarıdan gelecek insan neyle gelecek?
Nasıl gelecek?
Ne kadar kolay gelecek?
Bunlar da şehrin geleceği açısından konuşulması gereken meseleler.
Bir havalimanı yapılır mı?
Nereye yapılır?
Bölgesel mi olur?
Ekonomik açıdan uygun mudur?
Yolcu potansiyeli yeterli midir?
Maliyet-fayda hesabı nedir?
Bunların cevabını siyasetçiler değil, teknik çalışmalar verir.
İşte bu nedenle fizibilite önemlidir.
Hayal başka şeydir.
Fizibilite başka.
Hayali ortaya koyarsınız.
Sonra rakamları masaya koyarsınız.
Uygunsa yürürsünüz.
Uygun değilse başka seçenek ararsınız.
*****
Tam bu noktada ilginç bir gelişme var.
Ceyhan’daki bazı sosyal medya hesaplarında Osmaniye’nin havalimanı girişimi konuşuluyor.
Fakat farklı bir açıdan.
“Yeni havalimanı yapılacaksa neden Ceyhan olmasın?” deniliyor.
Bu bakış açısını küçümsememek gerekir.
Çünkü Ceyhan sıradan bir ilçe değil.
Enerji.
Sanayi.
Liman.
Lojistik.
Yumurtalık.
Organize sanayi.
Bölgesel ticaret.
Ceyhan’ın ekonomik potansiyeli ortada.
Ceyhan merkezli bir havalimanının yalnızca Ceyhan’a değil, çevredeki geniş bir bölgeye hizmet verebileceği düşünülüyor.
Yumurtalık.
Osmaniye.
Dörtyol.
İskenderun.
Bölgesel ulaşım açısından farklı bir model ortaya çıkabilir.
Bu bir tartışma konusu.
Ve tartışılması kötü bir şey değil.
Tam tersine.
Bir yatırım konuşuluyorsa alternatifler de konuşulur.
Ama burada önemli bir ayrıntı var.
Ceyhan’ın havalimanını istemesi, Osmaniye’nin istemesine karşı olmak zorunda değil.
Adana’nın istemesi de Osmaniye’nin istemesine karşı olmak zorunda değil.
Neden?
Çünkü mesele doğru planlama meselesidir.
*****
Adana’dan gelen sosyal medya paylaşımlarında da benzer bir tartışma dikkat çekiyor.
Özetle deniliyor ki:
Osmaniye harekete geçti.
Adana sessiz kalmasın.
Bölgesel havalimanı düşünülüyorsa Ceyhan da değerlendirmeye alınsın.
Aslında burada ortaya çıkan tablo oldukça ilginç.
Osmaniye havalimanı istiyor.
Ceyhan “neden biz olmayalım?” diyor.
Adana “biz de bu işin içinde olmalıyız” diyor.
Peki bundan ne çıkıyor?
Bir kavga mı?
Çıkmak zorunda değil.
Belki de tam tersine bölgesel bir ortak akıl çıkar.
Bazen şehirler birbirleriyle yarışır.
Bazen birbirlerinin önünü açar.
Bazen de aynı yatırım için farklı seçenekleri savunur.
Burada yapılması gereken birbirimize laf yetiştirmek değil.
Rakamları yarıştırmak.
Mesafeleri hesaplamak.
Yolcu potansiyelini ölçmek.
Ekonomik getiriyi değerlendirmek.
Lojistik etkisini ortaya koymak.
Ve en doğru yeri bulmak.
Kim kazanacak?
En doğru yer seçilirse bölge kazanacak.
*****
İbrahim Çenet’in ortaya koyduğu hedeflere baktığımızda yalnızca havalimanı konusunu görmüyoruz.
Daha zor bir hedef daha var.
Osmaniye’nin denize açılması.
Burada özellikle altını çizmek gerekiyor.
Erzin’in Osmaniye’ye bağlanması, bugün alınmış kesinleşmiş bir karar değildir.
Gerçekleşmiş bir idari değişiklik hiç değildir.
Bu nedenle meseleyi olmuş bitmiş gibi anlatmak doğru olmaz.
Ancak bir hedef olarak ortaya konulması ve kamuoyunda tartışılması başka bir şeydir.
Bence asıl konuşulması gereken de budur.
Neden?
Çünkü Osmaniye’nin denize açılması, kentin geleceği açısından son derece farklı bir vizyon ortaya koyabilir.
Osmaniye’nin denize doğrudan ulaşımı olsa ne olur?
Ticaret nasıl etkilenir?
Lojistik nasıl gelişir?
Turizm açısından ne gibi fırsatlar ortaya çıkar?
Sanayi yatırımları bundan nasıl etkilenir?
Bunların tamamı araştırılabilir.
Hesaplanabilir.
Tartışılabilir.
Birilerinin “hayal” demesiyle konu kapanmaz.
Çünkü şehirlerin geleceği sadece bugünkü sınırlarına bakılarak planlanmaz.
Bazen geleceği görmek için mevcut sınırların biraz ötesine bakmak gerekir.
İşte burada İbrahim Çenet’in azmi ön plana çıkıyor.
Havalimanı konusunda Ankara’nın kapısını çalıyor.
Osmaniye için yeni ulaşım imkânları arıyor.
Daha da önemlisi, zor görünen hedefleri gündeme getirmekten çekinmiyor.
Erzin’in Osmaniye’ye bağlanması fikri de bu kapsamda değerlendirilmesi gereken bir vizyon olarak karşımızda duruyor.
Olur mu?
Bilmiyoruz.
Olabilir mi?
Bunu hukuk, mevzuat, siyasi irade ve ilgili kurumların değerlendirmeleri belirler.
Ama bir belediye başkanının “Osmaniye’nin denize açılması” ihtimalini gündeme getirmesi, kentin geleceğine daha geniş bir pencereden bakıldığını gösteriyor.
Herkes mevcut olanı anlatabilir.
Zor olan, henüz olmayanı düşünmektir.
Daha zoru ise düşündüğünüz şey için mücadele etmektir.
Çenet’in burada yaptığı tam olarak budur.
Sonuç alınır mı?
Zaman gösterecek.
Ama mücadele etmekten vazgeçmemek bile başlı başına önemlidir.
*****
Osmaniye’de bazen tuhaf bir alışkanlığımız var.
Birisi bir proje söyler.
Daha ilk cümlede itiraz ederiz.
“Olmaz.”
Sonra proje gerçekleşirse:
“Biz zaten destekliyorduk.”
İnsan hafızası ilginçtir.
Ben yine de eski bir meseleyi hatırlatmak isterim.
Osmaniye’de üniversite kurulması için imza kampanyası yaptığımız günlerde de “olmaz” diyenler vardı.
Bugün o üniversitede binlerce öğrenci eğitim görüyor.
Demek ki mesele hayal kurmak değil.
Hayalin arkasında duracak irade bulmak.
Şimdi aynı durum havalimanı için geçerli olabilir.
Olur mu?
Bilmiyoruz.
Olmaz mı?
Onu da bilmiyoruz.
Ama denemeden bilemeyiz.
*****
İbrahim Çenet’in bu konuda gösterdiği çabayı bu nedenle takdir ediyorum.
Bir belediye başkanının yaptığı her işi desteklemek zorunda değiliz.
Eleştirebiliriz.
Eksik gördüğümüzü söyleyebiliriz.
Yanlış bulduğumuzu yazabiliriz.
Ama şehir için ortaya konulan bir hedefi, sırf siyasi nedenlerle daha başlamadan küçümsemek doğru değil.
Havalimanı yapılırsa…
Bu sadece İbrahim Çenet’in havalimanı olmayacak.
AK Partilinin de olmayacak.
MHP’linin de olmayacak.
CHP’linin de olmayacak.
Osmaniye’nin olacak.
Şehrin çocuklarının olacak.
İş insanının olacak.
Üreticinin olacak.
Öğrencinin olacak.
Turistin olacak.
Aynı şey Erzin konusunda da geçerli.
Eğer günün birinde böyle bir idari değişiklik hukuken ve siyasi olarak mümkün hale gelirse ve Osmaniye’ye önemli kazanımlar sağlayacağı değerlendirilirse, bunun sahibi de tek bir kişi olmayacak.
Şehrin kazanımı olacak.
Ama bugün için bunun bir hedef ve fikir olduğunu unutmadan konuşmak gerekiyor.
*****
Osmaniye küçük bir şehir olabilir.
Ama küçük düşünmek zorunda değil.
Burası tarih boyunca önemli güzergâhların üzerinde olmuş bir kent.
Bugün de üretim yapan bir şehir.
Daha fazla yatırım çekmek istiyorsak ulaşımı konuşacağız.
Sanayiyi konuşacağız.
Turizmi konuşacağız.
Lojistiği konuşacağız.
Üniversiteyi konuşacağız.
Tarımı konuşacağız.
Ve elbette havalimanını konuşacağız.
Erzin meselesini de konuşacağız.
Çünkü konuşulmayan hiçbir fikir gelişmez.
Tartışılmayan hiçbir proje olgunlaşmaz.
Araştırılmayan hiçbir hedef gerçeğe dönüşmez.
Ceyhan da kendi çıkarını savunsun.
Adana da savunsun.
Osmaniye de savunsun.
Bunda hiçbir sakınca yok.
Hatta herkes kendi şehrinin geleceği için çalışmalı.
Ama sonunda karar verilirken bölgenin tamamının çıkarı dikkate alınmalı.
Belki Ceyhan daha uygun olur.
Belki Osmaniye.
Belki başka bir nokta.
Bunu siyasal sloganlar değil, bilimsel çalışmalar belirlemeli.
*****
Başkan İbrahim Çenet Ankara yollarını aşındırıyorsa…
Bizim de şehir olarak ne istediğimizi net söylememiz gerekiyor.
Havalimanı istiyor muyuz?
İstiyoruz.
Osmaniye’nin denize açılmasını istiyor muyuz?
Bunu da tartışalım.
Erzin’in Osmaniye’ye bağlanması fikrini mümkün kılacak şartlar var mı?
Araştıralım.
Hukuken mümkün mü?
İnceleyelim.
Ekonomik açıdan ne kazandırır?
Hesaplayalım.
Sosyal etkisi ne olur?
Konuşalım.
Ama daha ilk adımda “hayal” deyip kapıyı kapatmayalım.
Çünkü ben bir şeyi çok iyi biliyorum.
Büyük işler, küçük cümlelerle başlar.
“Bir üniversite olsa…”
“Bir havalimanı olsa…”
“Osmaniye denize açılsa…”
Bunların her biri önce bir cümledir.
Sonra bir fikre dönüşür.
Sonra projeye.
Sonra mücadeleye.
Sonra belki gerçeğe.
Ben yıllar önce Karaoğlanoğlu Parkı’nda, kışın o soğuk ayazında üniversite için çadır kurarken bunu gördüm.
Bugün Osmaniye’de üniversite var.
Şimdi yeni hayaller konuşuluyor.
Ben de diyorum ki:
Bırakın konuşulsun.
Bırakın tartışılsın.
Bırakın araştırılsın.
Bırakın Ankara’nın kapısı çalınsın.
Bırakın İbrahim Çenet mücadele etsin.
Sonuç ne olur?
Zaman gösterecek.
Ama bir şehrin geleceği için mücadele eden insanlara en azından şu söylenebilir:
“Denediğin için teşekkür ederiz.”
Çünkü hiçbir şey denemeden kazanılmıyor.
Osmaniye havalimanı olur mu?
Göreceğiz.
Osmaniye’nin denize açılması mümkün olur mu?
Göreceğiz.
Erzin’in Osmaniye’ye bağlanması fikri bir gün gerçek bir idari sürece dönüşür mü?
Bunu da göreceğiz.
Ama bugün bildiğimiz bir şey var.
İbrahim Çenet, Osmaniye için büyük hedefler ortaya koyuyor ve bu hedeflerin peşinden gitmek için mücadele ediyor.
Ben bunu önemsiyorum.
Çünkü bazen bir şehrin kaderini değiştiren şey, gerçekleşmiş bir proje değil…
Bir kişinin “Neden olmasın?” diye sormasıdır.
Ve bazen…
Bir kişinin cesaret ettiği hayale…
Bir şehir sahip çıkar.
Osmaniye’nin yapması gereken de tam olarak bu.
Kendi geleceğine sahip çıkmak.
Havalimanı konusunda.
Denize açılma konusunda.
Erzin konusunda.
Ve Osmaniye’nin ufkunu genişletecek her makul proje konusunda.
Çünkü sonunda kazanan bir kişi olmayacak.
Kazanan…
Osmaniye olacak.