banner155

banner244

13.11.2019, 15:33

İnançlar eritilirken!..

Toplumda insanların inançları üzerinden ekonomik ve siyasal çıkar elde edenlerin, kişilerde “inanç ve iman” kalmamak üzere erimeye başladığını gözlemliyorum.

İnançlı ve imanlı olduklarını söyleyen kişiler bile, öylesine inandıkları düşüncenin özüne aykırı hareket içerisinde davranış gösteriyorlar ki, insanın kanı donuyor!

İstanbul Fatih’te 4 kardeşin siyanür içerek hayatlarına son vermelerinin ardından ortaya çıkan acı olaylar günlerdir duyarlı medyanın sütunlarında yayınlanıyor.

Cenazeler ortada kalmış, Adli Tıp morgunda bekletiliyor. Mersin’de yaşayan üvey kardeşleri Sebile İnan ile Nebile Atış, cenazeleri alabilmek için ekonomik olanaklarının bulunmadığını söylüyorlar.

Türkiye 4 kardeşin siyanürle intihar olayını konuşurken, bir haber de Antalya’dan geldi. İşsiz baba 36 yaşındaki Selim Şimşek, girdiği bunalım sonucu eşi ve iki çocuğu ile birlikte siyanur içerek intihar etti.

Şimşek ailesinden baba ile birlikte; 38 yaşındaki anne Sultan, 9 yaşındaki Ceren ve 5 yaşındaki Ali Çınar Şimşek bugün hayatta yoklar.

Uzun süredir kirayı ödeyemeyen babanın  bıraktığı mektupta, dokuz aydır işsiz olduğunu belirterek; “Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak  bir şeyim yok. Hayatımıza son veriyoruz!”diye yazdığını öğreniyoruz.

Bir babanın eşi ve iki evladını katil haline getiren bu trajedik üzücü olayla ilgili, bakalım bazı medya da ne gibi aykırı haberler veya yorumlar okuyacağız!?

Şimdi sezinler gibi oluyorum, o kendilerini imanlı ve inançlı sanan kalemşörlerin yazabileceklerine…” İntihar etmek günahtır, Allah katında yeri yoktu!...İnançlı insan intihar etmez!.. Onlar imanlı yetişmemişler!... Allah her çocuğun rızkını verir!...” gibi söz dizinleri ile insanların akıllarına girmeye çalışırlar.

Şimşek ailesinin kira borcu yanında, 9 yaşındaki Ceren’in de öğrenci olduğunu ve giderleri bulunduğunu sanırım tahmin edebiliyorsunuz?

İnanç, İman ve Din üzerine konuşmak veya bu yolda gidebilmeyi öğütlemek kolaydır, ancak toplumda yaşayan insanların arasına girip te nasıl yaşadığını bilememek en büyük “inançsızlık” olsa gerek!..

Bu ülkede yaşayan ve milli gelirden en az yararlanan insanlar üzerindeki “Din ve inanç” yönündeki konuşmalarla “uyutma yöntemi” ortadan kaldırılmadığı, Millet ile Vekilleri arasındaki ekonomik uçurum düzeltilmediği, siyasal ayrımcılık yapılmadığı sürece; insanlarımızın akla gelmeyecek şekilde mesaj verircesine hayatlarına son vermelerinden bu yazıyı yazan kişi olarak, sanırım BEN sorumlu olamam!...

Yüksek Öğretim Kurulu’nun bir Milletvekiline açıklamasını paylaşmak istiyorum.  2018 yılında, 115 bin 669 öğrenci sınavı kazandığı halde Üniversiteye kayıt yaptırmamış.

Bu rakam azımsanamaz. Bu öğrenciler neden yıllarda düşledikleri Üniversite’yi kazandıkları halde okullarına kayıt yaptırmasınlar!?  Ekonomik nedenler ön plana çıkarken, ailelerin bütçesinin öğrenci evi bulmaya yetmediği de ortaya çıkmış oluyor.

Bırakın dostlar bu memleketi yönetenlerin; “Güllük gülistanlık” göstermelerini… Bizim ülkemizin yöneticileri dış dünyaya farklı ayna gösterirken, kendi ülkesinde yaşayanların hallerinden haberleri bile olamıyor!

İnsanların inançlarını eritenler, ile yaşam sıkıntısı nedeniyle hayatlarına son verilenlerin, aile içi cinayetlerin yaşandığı bir ülkedeki yöneticiler; önce uygulamalarını yeniden gözden geçirmelidir! Saygılarımla…

Yorumlar (0)