banner155

banner244

12.07.2020, 00:02

Hidayet

Hidayet kelimesi 'doğru yol' ve 'hak olan Müslümanlık yolu' anlamlarına gelmektedir. Hidayete ermek anlamı üzerinden anlatmak gerekirse; bir kişinin Müslümanlığı seçerek doğru yolu bulma nasibine kavuşmuş olmasıdır

Ey Resulüm de ki; “Cebrail’e düşman olan, Allah’a düşmandır.” Çünkü o, Kur’anı, Allah’ın izniyle, kendinden önce gelen kitapları doğrulayıcı, bir hidayet [yol gösterici] ve müminler için müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir.) [Bekara 97]

(Biz, hidayeti [Kur’anı] dinleyince, Ona iman ettik.) [Cin 13]

(Allah, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez [doğru yola iletmez].) [Maide 51]

(Dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de hidayet eder [doğru yola, İslamiyet’e kavuşturur].) [Fatır 8]

(Allah, dilediğine hidayet verir [İslamiyet’e ulaştırır], dilediğini dalalette bırakır.) [İbrahim 4]


وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ اَنَابَۚ


Veyekûlu-lleżîne keferû levlâ unzile
‘aleyhi âyetun min rabbih(i)(k) kul inna(A)llâhe yudillu men yeşâu veyehdî ileyhi men enâb(e)

MEALİ :
İnkâr edenler: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, dilediğini (küfür ve kötülük ehlini) şaşırtıp-saptırıverir, kendisine tam bir bağlılıkla yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Kim gönlünü kendisine çevirirse, Allah onu hidayete eriştirir) ."

(İhtilaflı şeyleri insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet [doğru yolu gösterici rehber] ve rahmet olsun diye bu Kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]

(Allah’a likayı [kavuşmayı] inkâr edip de, hidayetten [doğru yol olan İslamiyet’ten] uzak kalanlar, elbette en büyük ziyana uğramış olacaklardır.) [Yunus 45]

(Hidayet ancak Allah’ın hidayetidir [Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur].) [Bekara120]

(İşte onlar, Allah'ın hidayet verdiği [İslamiyet’e kavuşturduğu] kimselerdir.) [Zümer 18]

(Hidayete erenlerin [iman edenlerin, Müslüman olanların] Allah hidayetlerini [İslamiyet’e bağlılıklarını] artırır.) [Meryem 76, Muhammed 17]

(Onları hidayete erdirir [imana kavuşturur].) [Muhammed 5]

(Onlar hidayet [doğru yol] yerine dalaleti satın alanlardır.) [Bekara 175]

(Allah, Resulünü, hidayet ve hak din, İslamiyet’le gönderdi. İslam dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı. [Muhammed aleyhisselamın hak] Peygamber olduğuna şahid olarak Allah yeter.) [Feth 28]

Hidayeti kim verir?
Sual: Bir ateist, Kur’an-ı kerimde birkaç yerde geçen, (Allah, dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini sapıklıkta bırakır) mealindeki âyetleri gösterip, (Bakın Tanrı, dilediğini Müslüman, dilediğini kâfir yapıyor. Sonra da, kâfiri cezalandırıyor. Olacak şey mi bu?) diyor. İşin doğrusu nedir?

Allah’a hamd olsun,
Birincisi: Şüphesiz hidayet ve muvaffakiyet yüce Allah’ın elindedir. Dilediğine hidayet verir, dilediğini saptırır. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Bu, Allah'ın hidayetidir. Kullarından dilediğini bu hidayete eriştirir.” En’am/88 
“Allah kimi doğru yola eriştirirse o doğru yoldadır. Kimleri de sapıklığa düşürürse onlar da ziyandadırlar.” 
Araf/178

Müslüman her gün namazında “Bizi doğru yola ilet” demektedir. Fatiha/6
Çünkü hidayetin Allah’ın elinde olduğunu biliyor. Bununla birlikte kul, her zaman hidayet sebeplerine sarılması gerekir. Bu yolda sabır ve sebat göstermesi ve istikamet yolunda çaba göstermesi öncelikli görevidir. Yüce Allah insana akıl ve hür irade vermiştir. Şer yerine hayrı seçebildiği gibi sapıklık yerine hidayeti seçebilir. Gerçek çabayı gösterdiğinde, sebeplere sarıldığında, ve Allah’tan hidayeti talep ettiğinde yüce Allah onu doğru yola muvaffak kılar. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Böylece: 'Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?' demeleri için onlardan bazısını bazısıyla denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil mi?”Enam/53

Şeyh İbn Useymin Rahimehullah bu konuda çok uzun konuşmuş ve şöyle demiştir:
“Madem ki her şey Allah’ın iradesine bağlıdır. Madem ki her şey Allah’ın elindedir bu durumda insanın elinde ne var? Madem Allah kimin hidayete ereceği kimin sapacağını takdir etmişse bu durumda insan ne yapabilir? Diye sorulursa şu şekilde cevap verilir demiştir:
“Şüphesiz Allah, hidayete müstahak olan kişiyi hidayete erdirir. Sapıklığa müstahak olan kişiyi de saptırır. Yüce Allah şöyle buyurdu:  “Onlar, eğrilik yapınca Allah da kalplerini eğriltti.” Saf/5

Başka bir ayette: “Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun.” Maide/13
Böylece yüce Allah, insanın saptırılmasının sebebi yine insanın kendisi sebep olduğunu açıklamıştır. İnsan yüce Allah’ın kendisine neyi takdir ettiğini bilmez. Çünkü insan, kaderi ancak meydana geldikten sonra bilebilir. İnsan, kendisinin hidayete mi yoksa sapıklığa mı gideceğini daha önceden bilemez. Bununla birlikte insan sapıklık yolunu izler ve daha sonra Allah’ın kendisine bunu yazdığını söylemesi büyük bir yanlıştır. Aynı insan, hidayet yolunda gider ve Allah’ın kendisini hidayete erdirdiğini söyleyebilir.

Gerçeğe bakıldığında insanın kudret ve iradeye sahip olduğu açıkça görülecektir. Hidayet kapısı rızık kapısından daha gizli değildir. Bilindiği gibi her insana farklı bir rızık yazılmıştır. Buna rağmen her insan kendi rızkı için memleketinde veya memleketi dışında, sağda solda rızkını arar. Evinde oturarak; bana takdir edilen rızık gelecek, demiyor. Bilakis rızık için büyük çabalar sarf eder. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in açıkladığı gibi rızık amele bağlıdır.

Sonuç olarak Müslüman, adımını doğru yola koyacak, salih amel olmadan bir dakikasını kaybetmeyecek aynı zamanda rabbine tevazu içinde olacak tüm gök ve yerin mülkü onun elinde olduğunu unutmayacak. Allah’a sürekli muhtaç olduğunu ve sürekli onun muvaffakiyetine muhtaç olduğunu aklından çıkarmaması gerekir.
Evet değerli okurlarım ,Acı Suda Tatlı Suda Berraktır. Sakın Görünüşe Aldanma…Görünüşte Herkes Insandır Ama Gerçek Insan Hal Ehli Olandır.. HZ. MEVLANA

Bazı insanlar vardır ki doğduğu zamana ait değildir. Çağların ötesinde yaşarlar. Onlar ışık olur çevresini aydınlatırlar. Cevherlerin usta ellerde yetişmesi, değerinin ortaya çıkması için belirli bir zamanın geçmesi lazımdır. Sürekli doğum sancısı çekenlerin dillerinden inci, mercanlar dökülür. Mevlânâ Celaleddin, “hamdım, piştim, yandım elhamdülillah!” derken en güzel iksiri ve insan-ı kâmilin yolunu göstermiştir inşaallah.

Yüce Allah’ın bizlere  hidayeti nasip edip ve bizi tüm hayırlara muvaffak etmesini dileriz çocuklarımıza Allah sizlere hidayet versin diye dualar ederisek mevlanın tecellisiyle yer ve gök şahitlik eder, meleklerde amiin derler hiç şüphesiz.

Hidayete ermek: İslam dinini kabul etmişken , Müslüman gibi yaşamak yaptığımız hatalardan uyanarak bir gerçeği sonradan fark edip, hatalarımızı kabullenip aklımızı başımıza almaktır. Rabbim bizleri hidayete eriştirdiği kullarından eylesin inşaallah...
MEKKENİN KOMŞUSU

Yorumlar (0)