Zayıflama iğneleri iştahı azaltarak kilo vermeyi kolaylaştırsa da verilen kiloların bir bölümü kas, kemik ve su kütlesinden oluşabiliyor.
Uzmanlar, tedavi sürecinde protein tüketimi, egzersiz ve düzenli beslenmenin önemine dikkat çekiyor.
Son yıllarda obezite tedavisinde kullanımı yaygınlaşan zayıflama iğneleri, iştahı kontrol altına alarak kilo kaybına yardımcı oluyor.
Tokluk süresini uzatan ve kalori alımını azaltan bu ilaçlar, kilo verme sürecini kolaylaştırsa da beraberinde bazı sağlık risklerini getirebiliyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, ilaçlarla verilen kilonun bir bölümünün yağsız kütleden oluşabileceğine dikkat çekerek kas kaybına karşı uyarıda bulundu.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisindeki etkileri, kullanım koşulları ve tedavi sonrasında kilo kontrolünün sağlanması konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Obezite tedavisinde beslenme düzenlemesi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişikliklerinin temel yöntemler arasında yer aldığını belirten İspiroğlu, son dönemde özellikle ilaç tedavisinin daha fazla gündeme geldiğini ifade etti.
Zayıflama iğnelerinin tokluk hormonunun türevlerinden oluşan ilaç grupları olduğunu aktaran İspiroğlu, bu ilaçların doktor önerisiyle kullanıldığında tokluk süresini uzatarak kişinin daha az yemek yemesine yardımcı olduğunu belirtti.
İlaçların belirli kullanım endikasyonları ve karşılanması gereken kriterleri bulunduğunu vurgulayan İspiroğlu, vücut kitle indeksi 27 ve üzerinde olan bazı kişilerde de hekim değerlendirmesiyle kullanılabildiğini söyledi.
Tedaviye başlamadan önce doktor kontrolünün önemine işaret eden İspiroğlu, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi, safra taşı varlığının araştırılması gibi kontrollerin gerekebileceğini kaydetti.
Özellikle yalnızca son birkaç kilosunu vermek isteyen kişilerin bu ilaçlara kendi kararlarıyla başlamaması gerektiğini vurguladı.
Zayıflama iğnelerinin yalnızca tokluk mekanizmasını etkilemediğini belirten İspiroğlu, beynin ödül ve haz mekanizmalarında da etkili olabildiğini ifade etti.
Bu ilaçların özellikle sık atıştırma alışkanlığı bulunan ve haz odaklı beslenme eğilimi yüksek olan kişilerde yeme isteğini azaltabildiğini aktaran İspiroğlu, böylece günlük kalori alımının sınırlandırılmasına ve kilo kaybına katkı sağlandığını dile getirdi.
Zayıflama iğneleriyle ilgili en önemli konulardan birinin verilen kilonun hangi dokulardan kaybedildiği olduğunu belirten İspiroğlu, yapılan çalışmalarda kilo kaybının yüzde 25'inin yağsız kütleden oluşabildiğine dikkat çekti.
Yağsız kütlenin yalnızca kaslardan ibaret olmadığını; kas, kemik ve su kütlesini de kapsadığını hatırlatan İspiroğlu, bu kaybın metabolik hızın yavaşlamasına neden olabileceğini söyledi.
Bu nedenle zayıflama iğneleriyle kilo vermenin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan İspiroğlu, ilaç tedavisinin mutlaka beslenme düzenlemesi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
İlaç kullanımına bağlı olarak bazı kişilerin öğün sayısını ciddi şekilde azaltabildiğini ve tek öğün beslenmeye yönelebildiğini belirten İspiroğlu, bu durumun yetersiz beslenme riskini artırabileceğini kaydetti.
Özellikle protein tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan İspiroğlu, kırmızı et, tavuk, balık ve yumurta gibi kaliteli protein kaynaklarının beslenme düzeninde yer almasını önerdi.
Protein barları ve protein tozlarının tek başına yeterli bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirten İspiroğlu, doğal besin kaynaklarından dengeli şekilde protein alınmasının önemine dikkat çekti.
Yeterli su tüketimi ve düzenli fiziksel aktivitenin de tedavinin önemli parçaları olduğunu ifade eden İspiroğlu, kasların çalıştırılmasının kas kaybını önlemeye ve metabolik hızın korunmasına yardımcı olabileceğini söyledi.
Zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra verilen kiloların geri alınabileceğini belirten İspiroğlu, bu durumun büyük ölçüde kişinin yaşam tarzı alışkanlıklarıyla ilişkili olduğunu ifade etti.
İlaç kullanımı öncesindeki sık atıştırma, fazla öğün tüketimi ve şekerli besinlere yönelme gibi alışkanlıkların yeniden başlaması halinde kilo artışının görülebileceğini kaydeden İspiroğlu, kalıcı sonuçlar için beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde destekleyici bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten İspiroğlu, tedavinin yalnızca ilaç kullanımından ibaret olmadığını söyledi.
Kilo verme sürecinin bir beslenme uzmanı eşliğinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken İspiroğlu, haftalık takip mümkün olmasa bile iki haftada bir veya ayda bir değerlendirme yapılmasını önerdi.
Bu kontrollerde yağ ve kas oranının yanı sıra olası beslenme eksikliklerinin de incelenmesi gerektiğini belirten İspiroğlu, doğru beslenme ve düzenli egzersizin hem kas kaybını önlemek hem de ilaç bırakıldıktan sonra verilen kiloları korumak açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.