MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in Suriye’deki saldırısını sert sözlerle eleştirerek Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik tehditlere karşı sessiz kalmayacağını belirtti. Bahçeli, “Kudüs Paktı”, “İslam Barış Gücü” ve “Ortadoğu Barış Koalisyonu” önerilerini gündeme taşıdı.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Dr. Devlet Bahçeli, İsrail’in Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısına ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı.
Bahçeli, İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerinin bölgesel barış, uluslararası hukuk ve Türkiye’nin millî güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti.
Bahçeli, 18 Ağustos 2026’da İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlenen saldırının Suriye’nin altyapısını ve yeteneklerini hedef aldığını, bunun Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına aykırı olduğunu ifade etti.
İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştiren Bahçeli, “Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan, ülkemizin millî güvenlik alanlarına dolaylı veya doğrudan müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden ve Türkiye karşıtı çevreleri cesaretlendiren söylemlerden vazgeçilmelidir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, Türkiye’nin savaş arayışında olmadığını ancak millî güvenlik ve egemenlik hakları konusunda taviz vermeyeceğini vurguladı.
Bahçeli açıklamasında, “Türkiye çatışma arayan bir ülke değildir. Bununla birlikte, kendisine yönelen tehditleri görmezden gelecek, egemenlik haklarının ihlal edilmesine seyirci kalacak veya millî güvenliğini başkalarının insafına bırakacak bir ülke hiç değildir” dedi.
İsrail’in Suriye sahasındaki hamlelerinin Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla kesiştiğine dikkat çeken Bahçeli, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlamaya yönelik girişimlerin ve bölgesel parçalanmayı teşvik eden politikaların da yakından takip edildiğini belirtti.
Bahçeli, İsrail’in Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada izlediği politikaların bölgesel krizleri derinleştirdiğini savundu.
“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda Türkiye’nin iç cephesini güçlendirdiğini belirten Bahçeli, komşu ülkelerin istikrarının da Türkiye’nin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Bahçeli’ye göre İsrail yönetiminin saldırgan ve yayılmacı siyaseti, yalnızca Filistin meselesiyle sınırlı olmayan daha geniş bir bölgesel güvenlik sorununa dönüşmüş durumda.
Bahçeli, Suriye’nin etnik, dinî veya mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanmasına yönelik her türlü girişime karşı çıkılması gerektiğini belirtti.
MHP lideri, Suriye topraklarında kalıcı işgal alanları oluşturulmasının, fiilî sınırların değiştirilmesinin, tampon bölgelerin genişletilmesinin ve herhangi bir etnik veya mezhebî unsurun jeopolitik amaçlarla kullanılmasının Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Bahçeli, Suriye’nin güçlü, egemen ve toprak bütünlüğünü koruyan bir devlet yapısına kavuşmasının bölge ülkelerinin yararına olacağını kaydetti.
Filistin meselesinin Orta Doğu’daki güvenlik mimarisinin merkezinde bulunduğunu belirten Bahçeli, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasını savundu.
Bahçeli, iki devletli çözümün uluslararası toplum tarafından güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğini belirterek Filistin sorunu çözülmeden Orta Doğu’da sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi oluşturmanın son derece güç olduğunu ifade etti.
Bahçeli açıklamasında dikkat çeken bir ayrım da yaptı. “İsrail’in etkisizleştirilmesi” ifadesinin bir devletin veya halkın ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini belirten Bahçeli, bunun uluslararası hukuka aykırı eylemlerin siyasî, ekonomik, diplomatik ve hukukî araçlarla sınırlandırılması anlamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bahçeli, kalıcı barışın herhangi bir toplumun güvenliğini ortadan kaldırmakla değil, bölgedeki halkların güvenliğini birbirinin alternatifi olmaktan çıkarmakla mümkün olacağını vurguladı.
Bahçeli, açıklamasının son bölümünde Orta Doğu’da yeni bir güvenlik mimarisi kurulması için çeşitli öneriler sıraladı.
İlk olarak Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye ortaklığındaki “Mekke Anlaşması” üzerinden daha geniş bir güvenlik yapılanması oluşturulmasını öneren Bahçeli,
“Bu kapsamda bize göre;
1.Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye ortaklığında imzalanan “Mekke Anlaşması” ile üye ülkelerin egemenlik haklarını korumak ve ortak coğrafyada yeni bir güvenlik mimarisi oluşturmak mümkün olabilecek, üç ülkenin güçlerini birleştirme inisiyatifiyle hayata geçen bu girişimin üye sayısının artırılması suretiyle de “Kudüs Paktı” önerimizle ulaşmak istediğimiz İslam ülkelerinin ortak güvenlik ve savunma inisiyatifi kazanması, İsrail saldırganlığının hedefi olan bütün ülkeleri ve bölgeleri kapsayan bir savunma iş birliğiyle “İslam Barış Gücüne” dönüştürülmesi sağlanmalıdır.
2.Üye ülkelerle birlikte daha önce önerdiğimiz Dünya Barış Konseyinden mülhem geçici bir ABD, Rusya, Çin ve AB’den oluşan Ortadoğu Barış Koalisyonu/Konseyi oluşturulmalı, süratle bölgede istikrar sağlanması hedeflenmelidir.
3.Orta Doğu'da yaşanan krizler, geçici ateşkes girişimleriyle çözülemeyecek kadar derin ve çok boyutlu bir hâl almıştır. Bu nedenle bölgesel güvenliği bütüncül bir yaklaşımla ele alacak, sürekliliği olan bir diyalog mekanizmasının oluşturulması gerekmektedir. Bu kapsamda Türkiye'nin girişimiyle, Birleşmiş Milletler himayesinde ve Ortadoğu Barış Koalisyonu/konseyiyle dirsek temasında olan Ortadoğu Güvenlik ve Barış Konferansı toplanmalı; Filistin’de iki devletli kalıcı barışın tesis edilmesi ve Ortadoğu’nun barış ve istikrar iklimine kavuşması için yol haritası belirlenmelidir.
4. Türkiye tarafından bölgesel güvenlik anlayışına yön veren ilkeleri ortaya koyan, barış ve huzur iklimini merkeze alan “Ankara Deklarasyonu" ilan edilmelidir. Ayrıca Türkiye, İsrail’den kendisine yönelik olası bir hasmane saldırıya karşı asla tepkisiz kalmayacağını, doğabilecek sonuçlardan Türkiye’nin sorumlu olmayacağını ilan etmelidir. Aynı zamanda, dünya Yahudiliğine zor zamanlarında kucak açmış bir millet olarak, İsrail yönetiminin bir katilin eline kalmasından üzüntü ve endişe duyulduğu da vurgulanmalıdır.
5. Geçmiş çatışma tecrübeleri göstermektedir ki uluslararası denetim mekanizması bulunmayan ateşkesler uzun ömürlü olamamaktadır. Bu nedenle Birleşmiş Milletler çatısı altında oluşturulacak tarafsız bir “Uluslararası Ateşkes Gözlem Misyonu” oluşturulmalıdır. Bu misyon; ateşkes ihlallerini kayıt altına almalı, insani yardım koridorlarının güvenliğini denetlemeli, sivillerin korunmasına ilişkin gelişmeleri düzenli olarak raporlamalı, uluslararası kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmelidir.
6. Münferit devletlerin girişimleriyle yürütülen arabuluculuk faaliyetleri yerine kurumsallaşmış ve çok taraflı bir yapı, diplomatik girişimlerin sürekliliğini sağlayacaktır. Bu doğrultuda geçmişte de karmaşık krizlerin yönetiminde etkili olan “Uluslararası Arabuluculuk Temas Grubu” kurulmalıdır.
7. Yaptırımların veya yalnızca diplomatik çağrıların tek başına kalıcı sonuç üretmediği dikkate alınarak “Kademeli Diplomatik Baskı ve Teşvik Mekanizması” oluşturulmalıdır. “Barış için İsrail’in Çevrelenmesi” politikası uygulanmalı ve başta bölge ülkeleri olmak üzere İsrail üzerinde siyasi ve ekonomik baskılar arttırılmalı, askeri caydırıcılık mekanizması etkinleştirilmelidir. Buna karşılık; ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi, yayılmacılığın ve yerleşim faaliyetlerinin durdurulması, müzakere sürecine geri dönülmesi, uluslararası hukuka uyum sağlanması durumunda diplomatik ve ekonomik teşvik mekanizmaları da devreye sokulmalıdır. Bu hususlar, İsrail’in bölgede ve uluslararası kamuoyunda yalnızlaşması ve İsrail’deki politik iklimin değişmesi açısından önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.
MHP Lideri açıklamasını; “Öyle anlaşılıyor ki İsrail yakın tarihte yaptığımız uyarıları görmezden gelmiştir. Bir kez daha hatırlatalım. Türkiye egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında kapı kapı dolaşacak bir aktör değildir. Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur.
Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin vicdanının sesi, tarihi sorumluluğunun ve stratejik aklının temsilcisidir” sözleriyle noktaladı.
Yorum Yazın