Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Elazığ'da Türkonfed 27. Iş Dünyası Zirvesine Katıldı.
Ülkenin etrafının bir ateş çemberi olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bu dönemde istikrarımızı koruyarak, ülkemizi kesinlikle bir maceraya atmayarak sağlam bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Son 24 yılda inşa ettiğimiz güçlü ekonomik yapı, krizlere karşı, dışsal şoklara karşı dayanıklılığımızı arttırmış durumda ve ortaya çıkan fırsatları da değerlendirebilecek altyapıya sahibiz" dedi.
Elazığ’da 27. İş Dünyası Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz açıklamalarda bulundu.
Zorlu şartlar altında dahi Türkiye’nin ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Valimiz az önce ifade etti, biz biraz aşılıyız gerçekten. Coğrafyamız gereği çok farklı etkilere açık bir milletiz. Tarihimiz birçok sorunu yöneterek bize bir birikim sağlamış durumda. Dolayısıyla bu belirsizlik döneminde bir avantaj olarak da düşünebiliriz bunu. Belirsizliği, riski iyi yöneten ülkeler bu dönemde şüphesiz avantajlı hale geleceklerdir. Bu çerçevede son dönemki performansımızla ilgili de kısaca bilgi sunmak isterim. 2025 yılında ekonomimiz yüzde 3.7 oranında büyüdü. 2026 yılında olumsuz şartlar altında dahi 3,3 büyümesini bekliyoruz. Orta Vadeli Programı’mızı ilan ettik biliyorsunuz. Kademeli bir şekilde büyümemizin artmasını ve 2029’da yüzde 5 seviyelerine ulaşmasını öngörüyoruz. Enflasyonda 2024 yılında zirveyi görmüştük, 2024 ortalarında. O günden bu güne bir gerileme trendi var. En son ağustosta 31,5 gibi bir rakam çıktı karşımıza. Enflasyonda istikamet doğru yönde ama bir yataylaşma süreci yaşandı. Bunu da büyük oranda bölgemizdeki savaş ve bunun ekonomik yansımalarıyla izah ediyoruz. Merkez Bankamız 7 puan civarında savaşın etkisini hesaplıyor. Ve giderek hakikaten savaşın da çok uzaması, İran-ABD savaşının, sadece bizi değil birçok ülkeyi etkiliyor ama biz daha fazla etkileniyoruz. Çünkü ağır enerji ithalatı, fosil yakıt ithalatı yüksek bir ülkeyiz, nispi olarak çok yüksek bir ülkeyiz. Bir taraftan da tabii bulunduğunuz enflasyondaki seviyeyle etkilenme düzeyi şekilleniyor. Dolayısıyla Türkiye olarak buradan daha fazla etkilenmiş durumdayız. Ama buna rağmen şunu ifade edebilirim, savaştan etkilenen kalemlerle etkilenmeyen kalemleri ayrı iki grup olarak hesaplarsanız enflasyonda, etkilenmeyen kalemlerin aşağıya doğru inmeye devam ettiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu etkilerin, geçici etkilerin ortadan kalkmasıyla enflasyondaki gerileme trendinin, ana eğilimindeki gerileme trendinin sürmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Temel değerlerin sağlam olduğunu aktaran Yılmaz, "Makroekonomik temellerimiz sağlam. Bunun altını özellikle çizmek isterim. Bütçe açığımız yüzde 3 civarında; biraz altında, biraz üstünde gerçekleşiyor. Bu sene de yine 3,1 gibi bir bütçe açığı/milli gelir oranını bekliyoruz. Son 4 yılda depreme 5,4 trilyon Türk Lirası para harcadığımız halde, yani bugünkü fiyatlarla 104 milyar dolar ekstra bir harcama yaptığımız halde bütçe açığımızın milli gelire oranı oldukça makul ve kabul edilebilir seviyelerde. Cari açığın milli gelire oranı son yıllarda yüzde 2’nin altına düştü. Bu yıl az önce bahsettiğim savaş etkisinden dolayı 2,6’ya çıkmasını bekliyoruz. Bunun 0,7 puanı savaş etkisi olarak hesaplanıyor. O etkiden arındırdığınız zaman yüzde 2’nin yine altındayız ama geçici bir etkilenme var. Bu düzey dahi yönetilebilir bir düzey. Yani cari açık olarak 2,6 çok yüksek bir rakam değil. Savaşın etkisinin bitmesiyle gelecek yıldan itibaren yine bunu yüzde 2’nin altında bekliyoruz. Dolayısıyla bütçe açığımız makul seviyelerde, cari açığımız son derece yönetilebilir seviyelerde. Bankacılık sistemimiz son derece güçlü. Uluslararası kriterlere göre baktığınızda minimum sermaye yeterlilik oranlarının oldukça üstünde bir sermaye yeterlilik oranı olan bir bankacılık sistemimiz var. Mali piyasalarımızda rezervlerimiz, Merkez Bankası rezervlerimiz oldukça iyi bir noktaya gelmiş durumda brüt ve net rezervler olarak. Bu yaşadığımız finansal, küresel dengesizlikler içinde bir salınım oluyor ama genel tabloya baktığınız zaman oldukça iyi durumdayız" ifadelerini kullandı.
"Ülkemizi kesinlikle bir maceraya atmayarak sağlam bir şekilde yolumuza devam ediyoruz"
Yılmaz, "Etrafımız bir ateş çemberi. Eskiden de bu kelimeyi kullanırdık ama biraz hani böyle hamaset gibi kullanılırdı, şimdi gerçekten bir ateş çemberi. Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan Gazze’de yaşananlara, İsrail-ABD-İran Savaşı’na varıncaya kadar çok ciddi çatışmaların, sıcak çatışmaların yaşandığı bir dönemdeyiz. Rusya-Ukrayna Savaşı neredeyse 6. yılına giriyor. Büyük insani kayıplar, büyük ekonomik kayıplar var. Gazze’de büyük bir yıkım yaşadık. Bütün insanlığın gözleri önünde maalesef bir soykırım yaşandı. İran-ABD-İsrail Savaşı kısa sürer diye bekliyordu bütün dünya, bizler de. Maalesef orada da bir uzayan bir çatışma var ve Hürmüz başta olmak üzere yaşananlar dünya ekonomisini de etkiler hale gelmiş durumda. Böyle bir dönemdeyiz ve bu dönemde istikrarımızı koruyarak, ülkemizi kesinlikle bir maceraya atmayarak sağlam bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Son 24 yılda inşa ettiğimiz güçlü ekonomik yapı, krizlere karşı, dışsal şoklara karşı dayanıklılığımızı arttırmış durumda ve ortaya çıkan fırsatları da değerlendirebilecek altyapıya sahibiz"
"Güvenliğin ve huzurun olmadığı yerde ne kalkınma olur ne de demokrasi olur"
Terörsüz Türkiye sürecine değinen Yılmaz, "Terörsüz Türkiye derken; uzun yıllardır bu ülkede maalesef, 40 yılı aşkın bir süredir terör gündemimizi işgal ediyor. Yine sürekli altını çizdiğim bir konuyu tekrar vurgulamak isterim. Güvenliğin olmadığı yerde, huzurun olmadığı yerde ne kalkınma olur ne de demokrasi olur. Güvenliğin olmadığı yerde temel hak ve hürriyetlerinizi üst noktada yaşayamazsınız. Güvenliğin olmadığı yerde yatırım ortamı bozulur; yatırımlar, ticaret istediğiniz kadar gelişmez. Dolayısıyla bu konu, terörsüz Türkiye konusu, ekonomiyle de bölgesel kalkınma perspektifimizle de yakından ilişkili. Terörün en büyük maliyeti elbette insan. O hesaba gelmez. En büyük maliyet o. Şehitlerimize bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Onlar sayesinde bugün huzurlu bir ortamda işte toplanıyoruz, konuşuyoruz, iş yapıyoruz. Hepsinden Allah razı olsun diyorum. Bu insani maliyeti bir tarafa koyarak konuşuyorum; ekonomik maliyete baktığımız zaman, yaptığımız bir hesaplamaya göre en az 2,3 trilyon dolarlık bir maliyetle karşı karşıyayız. Bu maliyet terörün doğrudan ve dolaylı etkilerini kapsıyor, alternatif maliyeti de dahil ettiğinizde büyük bir maliyet gerçekten. Bunu yatırıma, insan kaynağına yatırıma dönüştürmüş olsaydık bugün Türkiye’de neler de olurdu, takdirinize bırakıyorum" şeklinde konuştu.
Yılmaz, "Şu anda yaşadığımız bu huzur ortamını kalıcı hale getirmemiz çok önemli. Kalıcı bir huzur ortamı oluşturmamız, bunu da bölgemize yaymamız, diğer komşu ülkelere yaymamız çok çok kritik. Meclisimiz bu noktada çok değerli bir çalışma yaptı. Uzun bir komisyon çalışmasından sonra, aşağı yukarı bütün grupların katıldığı bir çalışma, o rapor doğrultusunda yeni bir kanun kabul etti meclisimiz. 467 milletvekilimizin ’evet’ oyuyla. Bu çok kıymetli bir şey. Burada bir büyük mutabakat olduğunu, bir Türkiye mutabakatı olduğunu gösteriyor aslında. Ciddi bir siyasi irade olduğunu gösteriyor; bu çok değerli. Bu kanundan sonra çalışmalar başlamış durumda. Kanun kendi içinde iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşama, silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesi. Zaten örgüt kendi içinde öyle bir karar aldı ama bunun gerçekleşmesi, sahada somut olarak gerçekleşmesi. Bu noktada gerekli mekanizmaları kurmuş durumdayız. Benim başkanlığımda bir kurulumuz var yürütmede. Burada alt kurullar da oluşturduk. Birinci alt kurulumuz, hukuk ve adalet mekanizmasıyla ilgili bir kurul. İkinci alt kurulumuz, sosyal uyum ve entegrasyon başlığını taşıyor. Üçüncü alt kurulumuz, sahada tespit, izleme mekanizmalarıyla ilgili. dördüncü alt kurulumuz da silahsızlanma ve stratejik koordinasyonla ilgili bir alt kurul. Orada kurumlarımız arasında görevlendirmeleri yapmış durumdayız ve sahadaki gelişmeleri çok yakın bir şekilde takip ediyoruz. Öncelikle sahada silahların bırakıldığı ve yapıların feshedildiği tespit edilecek. İlgili kurumlarımız bu tespitleri yapacaklar. Onun detaylarına girmemize gerek yok. Daha sonra Milli Güvenlik Kurulumuz da bunu teyit etmiş olacak. Milli Güvenlik Kurulunda bu teyit edilirse ikinci aşamaya geçilecek. Yani bu tespit ve teyit süreçleri tamamlanmadan ikinci aşamaya zaten geçilmiyor. Dolayısıyla kendi içinde kademelendirilmiş bir yürürlük, uygulama mekanizması var" dedi.
"İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz"
Konuşmalarını sürdüren Yılmaz, "İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz; ardından ikinci aşamaya geçilmiş olur. Meclisimizde de şimdi açıldığında bir izleme komisyonu kurulacak. Bizler de yürütme olarak meclisimizi belli periyotlarla gelişmeler hakkında bilgilendireceğiz. Yine meclisimizin gözetiminde, denetiminde bu süreç yürüyecek. Bu bir Türkiye modeli değerli arkadaşlar. Dünyadaki farklı tecrübelere baktığınızda hep üçüncü ülkelerin devreye girdiğini görüyorsunuz. Üçüncü bir gözün devrede olduğunu görüyorsunuz. Bizde böyle bir şey yok. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak kendi kurumlarımızla, meclisimizin gözetiminde bu süreci sürdürüyoruz. Kendine özgü bir süreç, çok önemli bir süreç. Cumhurbaşkanımızın, Devlet Bahçeli’nin çok ciddi katkıları oldu bu süreçte. Diğer taraftan tüm partilerin katkıları oldu. Hepsine, milletvekillerimize, hepsine şükranlarımızı sunuyoruz. Keşke diğer bazı milli meselelerde de böyle ortaklaşa bir tutum alınabilse, bir araya gelinebilse; burada başardı siyasetimiz. Bu, ülkemizin sorun çözme kapasitesini göstermesi bakımından da önemli bir tecrübedir. Kendi sorunlarını tarif edip çözebilen bir ülke olmak önemli bir vasıftır. Bunu Türkiye Cumhuriyeti olarak bu noktada gösterdiğimizi, ortaya koyduğumuzu ifade etmek isterim. Bu süreci kararlılıkla sürdürüyoruz. Süreç kendi dinamikleri içinde devam ediyor" cümlelerini kullandı.
Yorum Yazın