Yıldızların gölgesine çadır kurduk,
Tan zamanı göz kırparken güneş,
Açık, çuval ağızlı midelerimiz,
Karınlığın suyunu içerken,
Böğürtlen dikeni oluyor dillerimizi.
Gayret babam!
Çadırların direkleri sallanıyor rüzgardan,
Bu güneş yeli olsa gerek, sabaha karşı.
Yağmura göz açtırmayan,
Tabakamda kalmadı bir tutam tütün,
Yaban ellerinde kıtlık kıran olanda,
                  Haraptır işimiz…
Güneşi gözetliyorum, burnunu çıkarmış,
               Orta yerinden kayaların,
Karanfil kokusu mu yoksa gelen,
Atımın nalından düşen çivideki yaprak,
Baharın muştucusu mu yoksa,
Çadırı sallandıran yel,
               Bu ne hikmet!
Yıldızların altına çadır kurduk,
Gölgesinde serinliyor atlarımız.
Ayaklarında karanfil kokusuyla,
Dörtnala ilerliyor ılıman güneş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155