Yeni yılın ilk günleri ile birlikte halkın alım gücü üzerinde iğneden ipliğe zamlar açıklanmaya başladı.

Asgari ücretin 1603 Tl açıklanmasının ardından, verilen zammı “eşitlemek” adına diğer zamlarda yeni yılla birlikte uygulanmaya başladı.

Asgari ücrete ve emekliye verilen zam ne işe yaramış oldu? “Asgari ücret yerinde kalaydı da yeni zamlar yapılmamaydı?”diye konuşmaya başladı insanlar.

Hayat pahalılığı denildiğinde halk ile iktidarlar arasında zamam zaman tepkiler oluşmaya başlar. İran’da hayat pahalılığına tepki amacı ile  başlayan gösterileri medyadan izliyoruz. Bu arada İran’daki halkın gösterilerine ABD’nin destek vermesi olayı sizler tarafından nasıl yorumlanıyor bunu merak ediyorum!?

Kendi ülkemize dönelim, yeni yıl ile birlikte gelen zamlara bakıyorum. Elektrik, pasaport, MTV, trafik cezaları, emlak vergileri, iletişim vergisi, köprü ve otoyollara yapılan zamların nerelere yansıyacağını hesap edebiliyor musunuz?

Ulaşıma ve yollara yapılan zamların; gıda ürünleri başta olmak üzere, giyim ve diğer ürünlere de yansıması kaçınılmaz olacaktır. 

Osmaniye’de toplu taşıma ücretleri de zamdan nasibini aldı. Şehir içi dolmuş ücretleri öğrenciler için 2 Tl., siviller için 2 lira 25 kuruş olarak uygulamaya konuldu. 

Şehirler arası otobüs ücretleri de bu zamdan nasibini alırken, henüz yeni asgari ücreti eline geçmeyen çalışanlar, ceplerindeki mevcut paraları ile zamlı alış verişe başladılar bile.

Bir ülkede halkın tüketim ürünlerine sık sık zam yapmak veya çift rakamlı yüzdelik oranda zam uygulama yönteminin mutlaka bir tanımı ve yorumu olmalı.

Ben bu olayı şöyle yorumlamak istiyorum; iki kişi arasında başlayan tartışmada, savunma gücünü kendisinde bulamayan kişi kaba kuvvete başvurur ve kavgayı başlatırmış. 

Bir ülkede de ekonomik anlamda çözüm yolları üretemeyen yöneticiler çareyi halkın tüketim ürünlerine zam yaparak bir yol izlerlermiş. Bu yöntem nereye kadar gidebilir veya çözüm olarak değerlendirilebilir mi?

Halka kemer sıktıranlar, halkın sorunlarına çözüm yollarını ekonomik anlamda zorluklar yaşatan yöneticiler, günün birinde işin içinden çıkamayacakları sorunları da beraberinde getirebilirler.

Anarşi  ve terör halkın yoksullaşması ve alım gücünün azalması noktasına gelindiği zaman artış gösterir. 

Muhalefetin halktan yana ekonomik anlamda çözüm önerileri getirmediği bir süreçte, iktidarda olanlar yaptıklarının doğru olduğunun inancı ile hareket ederek, hatalarını görebilemeyebilirler.

İran’da bu günlerde yaşanan olaylardan örnek verdim. Halkın tepkisine ABD’nin destek vermesi olayının ardından önümüzdeki günlerde olaylara başka ülkeler de girebilirler! 

Irak, Suriye ve diğer ülkelerde yaşanan olayların altından çıkan ABD’nin planlarını iyi araştırdığımızda, ülkemiz için de daha farklı oyunlarının bulunduğunu inkar edebilir misiniz?

Ülkemizdeki olası bir halk ayaklanmasında, hiçbir ülke bizim insanlarımıza kucak açmaz! Çevremizde tek dost ülke görebiliyor musunuz? Öyleyse; iktidar ile muhalefet halkın ekonomik sıkıntılarına köklü çözüm yolları bulmak için uğraş vermeli, hem de geçikmeden. Saygılarımla…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155