Gazetelerin köşe yazarları her gün yeni bir olayı gündeme taşırlar. Yazarlar, yazarlar ve yaza yaza yazı getirirler.

Gazete sütunlarında gündeme taşıdığım olayların çoğunluğu Osmaniye’nin sorunları ile ilgili olduğu beni takip eden okurlarım bilirler.

Okurlarım arasında okuduklarını kendileri anladıkları gibi yorumlayanların tepkilerine de alıştım. 

Olayların içerisinden farklı yorumlar çıkarılabilir, farklı anlamalar da çıkarılabilir. Gerçeğin tek olduğundan yola çıktığımızda, kendileri için düşünmediklerini başkaları için düşünenlerin yorumları yazarını daha çok düşündürür.

Anlayamama, ya da anlamama veya bilerek yanlı anlama gibi tutum ve davranışların çoğalması halinde o toplumda yaşayanların sosyal ve ekonomik yaşamlarında da bozulmalar görülmeye başlar.

Bir toplum düşünün, yerel yönetim seçimlerinin  başladığı süreçte mahallenize muhtar seçeceğiniz, Belediyenize Meclis üyesi seçeceğiniz veya Belediye Başkanı seçeceğiniz adayınızı iyi tanıyamamışsanız seçim sonunda da onu kabullenmek zorunda kalırsınız. 

Siyasi partinizin önde gidenlerinin sizlere verdikleri sözler doğrultusunda oyunu verdiğiniz aday seçimi kazanıp koltuğa oturduğunda sizler de onun hatalarına ortak olduğunuz anlamına gelir. Eğer oy verdiğiniz kişi koltuğuna oturduğunda halkı üzmüyor, yönetimdeki görevlerini adil olarak veriyorsa o zaman başınız dik olarak halkın arasında dolaşabilirsiniz.

Seçimle göreve getirdiğiniz kişi, halkı kandırıyorsa, yalan söylemeyi hüner haline getirmişse, yüzüne tükürdüğünüzde kar yağıyor sanıyorsa, hatta cep telefonlarına bile bakmıyor, geri de dönmüyorsa ve böylece bir yöneticilik yapıyorsa sizler de buna katlanıyorsanız “toplumlar hak ettiği şekilde yönetilir” deyimi yerine cuk diye oturur işte.

Günümüzde böylesi yöneticiler nedense çoğalmaya başladı. Çevremizdeki insanlara olan güvenlerimizi yitirmeye başladık.

Kime kefil olacağımız, kimin işini bitireceğimizi, kime iyilik yapabileceğimizi düşünmek zorunda kalırken, iyilik yaptığımız insanlar önce darbe vuran kişiler haline gelinen bir toplumsal yaşamın içerisinde mücadele verir olduk.

Dün öyleydi, bugün de böyle. Ya yarın nasıl olacak diye düşünmek zorunda olduğumuzu unutmamak gerekiyor. Osmaniye’mizde kişiler üretim yapmak yerine nedense “dedi-kodu üretim merkezi” gibi çalışmaya başladılar.

En küçücük hizmeti büyükmüş gibi sananlar veya inananlar, hizmet sunmak zorunda oldukları halde zorunlu hizmetleri bile başımıza kalkarcasına konuşanların yüzünden bu kent gerekli hizmeti alamaz duruma geldi. Saygılarımla…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155