Öğrenciler Cuma günü yarı yıl tatiline girerken, karnelerini de aldılar. En heyecanlı olanı ise bu yıl ilk kez okulla, öğretmen ve sınıf arkadaşı ile yaşayan minikler oldu.

Evlerinden dışarıya çıkarak mahalle arkadaşları dışında farklı mahallelerdeki arkadaşları ile tanışanlar, anne-babalarının dışında kendilerine eğitim ve öğretim veren öğretmenleri ile tanışan minikler, yarı yıl tatili ile birlikte karne heyecanı yaşadılar.

Osmaniye il genelinde 412 okulda 7 bin 411 öğretmen rehberliğinde 125 öğrenci yarı yıl tatiline girerken karnelerini de aldılar.

Çocuklarımız ve Lise düzeyindeki gençlerimizin karnelerini almaları ile sevinenler yanında üzülenler de oldu. İşte asıl olay burada yatıyor. Karnelerinde zayıf not olmayanlar haklı olarak sevinirken, zayıfı olanların da biraz olsun üzülmeleri doğal sayılmalıdır.

Ancak, karnesinde zayıf olan öğrencilere aile içerisinde tepki gösterilmesi doğru bir davranış değildir. Zayıfı olan öğrencilere moral verilmeli, ikinci dönemde zayıflarını kurtarabileceği anlatılmalıdır. En önemlisi de aile bireyleri; kendi çocuklarını başka çocuklarla kıyaslaması doğru bir davranış değildir. Hiç kimse, kendi çocuğunu karnesi iyi veya kötü olabilir, başkalarının çocukları ile kıyaslamamalıdır.

Çocukların karne notlarında sadece onlar değil, aile bireyleri de sorumludur. Sabah ezanı okunurken servise binip okuluna giden öğrencilerden kaç kişi kahvaltı yapıp gidiyor? O saatte yetişkin insanlar bile işe giderken kahvaltı yapmadan gidiyorlar.

Aç karın okula gidip sabahın erken saatinde derse başlayan öğrenciler ancak, ikinci-üçüncü derste kendilerine gelebiliyorlar.

Yine bu çocuklarımızın bir çoğu beslenmelerini bile yemeden öğle saatlerinde okuldan evlerine dönüyorlar.

Bir diğer olay ise bir çok aile çocuklarına harçlık verebiliyor mu? Bunu da düşünmek gerekiyor.

Servisle okula gitmeyen, alaca karanlıkta yaya olarak okula giden çocukları da düşünelim. Bu çocuklarımızın derslerinde başarılı olabilmeleri için öncelikle evden ayrılırken aile bireyleri tarafından öperek uğurlanıp uğurlanmadığı, anne-baba eksikliği veya aile içerisindeki sorunların çocuğa yansımaları da derslerinin iyi olup olmamasına etken olacaktır.

Bunun yanında sınıfta en az 30 öğrencinin bulunduğunu düşündüğümüzde, öğretmenin bunlarla bire bir ilgilenip ilgilenememesi olayını da düşünelim. Okul yöneticilerinin arada bir çocuklardan istedikleri çeşitli amaçlarla parayı da düşünelim, ailesinden parayı alamayan çocuğun arkadaşları arasındaki mahçup olma durumlarını da göz önüne getirdiğimizde böylesi olayları yaşayan çocuklarımızın notlarında zayıf bulunmasını doğal görmek gerekiyor.

Aile bireyleri olarak çocuklarımız geleceğimizdir diye düşünerek, zayıf notlarından dolayı kızmak veya aşağılamak doğru bir davranış değildir.

İkinci eğitim ve öğretim 5 Şubat’ta başlayacak, yeni bir ders maratonu ile karşı karşıya gelecek olan çocuklarımıza; ikinci dönemde zayıflarını kurtarıp bir üst sınıfa geçebileceklerini anlatmak, moral vermek ve onlara 15 günlük tatili “zehir” etmemek en önemli görevimiz olmalıdır. Saygılarımla…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155