Halkın sandık başına gitmesine sayılı günler kala o kadar güzel sözleri duyuyoruz ki, yüreklerimiz rahatlıyor!

Seçimler yaklaştığında vatandaşın sorunları ile ilgilenmeler veya ilgilenildiğini söylemelere anında inanıyor, sandık başına gidip vatandaşlık görevlerimizi yerine getiriyoruz.

Sandıklar açılıyor, sonuçlar belli oluyor ardından verilen o tatlı sözlerin yerine getirilip getirilmeyeceğini beklemeye başlıyoruz.

Sabırla, saygı ile, heyecanla beklediğimiz sözlerin yerine getirilmesi her geçen gün unutulmaya veya unutturulmaya başlanıyor!

Anımsarsanız; “Halk oylaması” öncesinde cadde ve sokaklardaki afişleri, dağıtılan bildiri veya broşürleri, hatta sayfa sayfa gazetelerde çıkan ilanları…

Neler deniliyordu? Halk oylamasında “Anayasa değişikliği” ile ilgili “evet” çıkması halinde “terör bitecek, OHAL kalkacak” yazıları bulunmuyor muydu?

O gün geldi ve gerilerde kaldı, sandıktan “evet” oyları çıktı ve “Anayasa’nın bazı maddeleri” üzerindeki değişiklikler kabul edilmiş oldu.

Vatandaşımız güzel günleri beklemeye başladı. Bir baktık ki terör belasında eksilme görülmüyor. OHAL ise bugün baktığımızda 5.’nci kez uzatıldı.

Vatandaş düşünmeye başladı; “demek ki yöneticilerimizin bir bildiği var ki, OHAL uzatılıyor!” demeye başlar oldu.

Bazı vatandaşlarımız ise; “bunda da bir hikmet var, bekleyelim bakalım, sonu inşallah hayırlı olur!” sözlerini dilinden düşürmez oldu.

Verilen sözleri unutuverip “hayırlı olur!” diye konuşanlar, halk oylamasında “evet” oyu verenler olduğunu düşündüğümüzde akıllar bir anda “ne oluyor?”diye karışmaya da başlar oldu.

Terör belasına bakıyoruz. Ülkemizde en fazla şehit veren il olarak Osmaniye’yi görmekteyiz. Daha önceki gün Osmaniyeli bir gencimizi şehit verdik. Osmaniye’nin bu 254.’ncü şehidi olması kentteki insanları düşündürüyor.

Dün bir vatandaşla konuşuyoruz. Osmaniye’nin 254.’ncü şehidini verdiğini belirterek; “Bu vatan için en fazla şehit veren bir il olan Osmaniye’nin MHP’li Genel Başkanım Bahçeli olaylar karşısında ne yapmaya çalıştığını merak ediyorum. Bakıyorum, her şehit haberi geldiğinde ülkücü gençlerimizi kaybediyoruz. Sivil hayatlarında ‘bozkurt’ işareti yapan benim ülkücü gençlerim birer birer şehit olup toprağa giriyor!” diye sözlerini sürdürüyordu.

Elbette bu ülkeyi yönetenlerin de bir bildikleri vardır diye yanıtlamaya çalıştım. Ama “ülkücü kadını” anlayabilmek veya ona anlatabilmek zor oldu. İçi yanıyordu besbelli. Öfkeliydi başta Bahçeli ile Ana muhalefet partisi genel başkanı Kılıçdaroğlu’na.

Bu konuşma sırasında ne dedi biliyor musunuz; “Eğer bu ülkede terör bitecekse, şehit haberleri gelmeyecekse gidip CHP’ye oy vermeye hazırım!”

Gerçekten yüreği dolu bir anaydı o, terör ve şehit haberlerinden yakınması aynı zamanda iktidar karşısında muhalefetin yeterli başarıyı gösterememesi belki de onun yüreğini daha çok yakıyordu.

Ayrılırken bir soru sordu bana; “Sen gazetecisin! Abdullah Öcalan nerede? Bir yıldır onunla ilgili hiç haber duymuyoruz!?

Düşündüm bir anda, “daha çok yapacak işimiz var! Kurumların en ince noktalarına kadar giren Fetöcüleri temizlemekle uğraşıyoruz. Hala basılan kitaplarda izleri var, basılan kitapları toplattırıp, yeniden başmak için çalışıyoruz. Ama Talim ve Terbiye kurulu üyeleri’nin “gözlerinden kaçan” olaylar için yanılgılar mı yaşıyoruz!?”diye düşünerek yoluma devam ettim…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155