İnsanların kafalarında bir takım tartışmalar oluşturanların özellikle yöneticiler tarafından ortaya çıktığını görüyoruz.

Toplumsal yaşam içerisinde insanlar kendi hallerinde yaşarken, yöneticilerin bir uygulamayı kamuoyu ile paylaşması veya farklı bir düşünceyi ortaya atması ile birlikte tartışma ortamı oluşur.

Türkiye’de son yıllarda oluşan tartışma ortamlarına baktığımızda yöneticilerin ortaya attığı uygulama veya konuşmalarından kaynaklandığını görüyoruz. İnsanlar oluşturulan gündemle uğraşırken, yöneticiler de istedikleri gibi uygulamalarını hayata geçiriyorlar.

Bir Ergenekon soruşturması, tutuklamaları ve uzun süren yargılama süreci ile insanlar oluşan bu gündemi konuşuyor. Bedelli askerlik tartışmaları, Gazeteci Hrank Dink davası, yabancı doktor ve sağlık görevlisinin Türkiye’de çalıştırılacak olması gibi olaylar gündem oluşturdu.

Bir süre Münevver Karabulut cinayetini konuştuk, dava sonuçlandı bu kez yargının verdiği karar tartışıldı. Geçtiğimiz yıl özellikle kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini konuştuk.

Yeni yıl ile birlikte gündeme yeni tartışma ortamları yerleştirildi. Milli Eğitim Bakanı’nın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın stadyumlar yerine okullarda kutlanması olayı gündeme bomba gibi düştü. Muhalefet bu konu ile tartışma yaparken, iktidar diğer uygulamalarını sürdürüyordu.

Ülkedeki işsizlik, cinayetler, trafik kazaları, ekonomik durum ve benzeri yaşamsal önem taşıyan konuları bir kenara bıraktık, şimdi 19 Mayıs tartışması ile meşgulüz. Allah aşkına, Milli Eğitim Bakanı nereden çıkardı şimdi bu 19 Mayıs’ta bayramın stadyumlardan yasaklamasını?
Tam bunun tartışmaları yapılırken, Gazeteci Hrank Dink cinayeti ile ilgili verilen karar gündeme düştü.

Savcı ve Hakimlerin konuşmalarına Bakanlar ve Cumhurbaşkanı’da katılır oldu. Verilen karardaki vicdan muhasebesi, yargının kararlarını tartışır duruma getirdi. Tam bunlar tartışılırken, gazetecilerin İstanbul’daki Dink’in ölüm günündeki eylemi gündeme yerleşti. Karara tepki amacı ile yapılan yürüyüş sırasında yaşanan üzücü olayları tv’lerden izlerken üzüldük. Bazı kişilerin işyerlerine zarar verdiklerini izledik. Provakatörlüğün tam kendisiydi bu yaşananlar.

Türkiye’nin 81 ilinde yaşayan insanları yeni bir gündemle bir noktaya odaklama yöntemlerini başaranlara ne demek gerekiyor. Dink cinayetindeki kardan sonra Hakim’in sözleri gündeme yerleşti. Şimdi bu konuşmaların yerimiydi Hakim bey diyesimiz geliyor içimizden.

Cinayet örgütlü mü, örgütsüz müydü? Gazeteci Mustafa Balbay’ın bilgisayarı Emniyet Müdürlüğü’ne getirildikten sonra bilgi yüklenmesi olayı da bu hafta gündem oluşturdu.
 
Balbay Cezaevine gönderildikten sonra Emniyet’teki bilgisayarına bilgi yüklendiği tartışmaları. Bilgisayarda yazılan yazıların da yüklenen bilgilerin de tarihleri ve saatlerinin belirlenebileceğini düşünemeyen bir zihniyetin yaptığı gerçekten düşündürücü bir olay. Balbay cezaevinde, bilgisayarı Emniyet müdürlüğünde. Böyle bir anda bilgisayarda ‘örgütsel yazılar’ bulunuyor. Buna cahilce bir insanı yok etme denir.

Ülkesini, insanlarını ve vatanını sevenler insanlara yeni gündemler oluşturup belli noktalara odaklamak yerine, ülkedeki sorunlara çözüm yöntemleri ve çareler bularak sağlıklı ve mutlu yaşamın oluşması uğraşını verir. Saygılarımla…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155