banner241

Susmak, onaylamak mıdır veya farklı tepki göstermek midir!? Birilerinin sizin karşınızda susmasındaki beden dilini okuyabiliyor musunuz?

Susmadığınız zaman başınıza olmadık belalar gelebilir. Tepki vermek, aslında haksızlığa direnmek anlamına da gelse, bazı anlar olur ki, karşısındaki tepkinize dayanamaz, kaba kuvvete başvurabilir. 

Fikrin bittiği yerde önce tartışma, ardından kavga başlarmış. Karşınızdakinin fikirleri karşısında yetersiz kaldığınız anda kaba kuvvete vurmanız kaçınılmaz oluyormuş!

Son yıllarda işlenen özellikle kadın cinayetlerinin şekli bile akıllara durgunluk veriyor.

Cinayetler sadece kadın cinayetleri ile sınırlı değil ki! Evladın anne veya babasını, kardeşini öldürmesi, aynı şekilde anne veya babanın evladını öldürmesi, fındık çekirdeğini doldurmayacak bir tartışma sonunda arkadaşını öldürmesi gibi olayların nedenleri, niçinleri ve olayların başlangıç noktaları üzerine uzmanların  insanlar üzerinde psikolojik ve sosyal gerekçeleri araştırıp ülkeyi yönetenlerin de bu konuda sağlıklı yaşam için çalışma yapması önem taşımaktadır.

Bizim çocukluk günlerimizde geceleri ağaçlarda uyuyan kuşları avlar, uykularında onları bir şekilde öldürür sonrasında da pişirip yerdik.

Sokakta bir kedi veya köpek görsek onları taş ve sopalarla kovalardık. At veya eşeği olan insanlar ellerindeki sopa veya kırbaçla hayvana olmadık eziyeti yaparlardı.

Kısacası hayvanlar ile insanlar arasında sanki bir sevgisizlik var gibiydi, bugün anlıyorum ki, hayvan sevgisi o süreçte gereğince öğretilememişti.

Bugünlere geldiğimizde insanlar hayvanlara daha sevecen bakarken, birbirlerine tepkiyle bakar oldular. Günümüzde kuşlar yolda ayaklarımızın yanında dolaşıyor, uçmam akıllarına bile gelmiyor.

Kedi ve köpekleri gördüğümüz zaman onları beslemeye çalışıyoruz, parklarda çimler üzerinde birlikte oynuyoruz.

Bir hayvanı yaralı halde gördüğümüzde onun tedavisi için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu güzellikleri yaparken, insanlarımız için yaptığımız iyiliklerin azaldığını görmekteyiz.

Bir halk deyiminde “kedi nankör olur” denilir ya! Kedilerin nankör olmaları ile insanlara bulaşan nankörlüklerin günümüzde çoğaldıklarına da tanık olmaktayız.

İnsanların birbirlerine karşı sevgi ve saygılarının azalması, iyiliklerin unutulup art niyetli ve yalanların çoğalması ile birlikte nankörlükler sayıları da artar oldu.

Sustuğun zaman kimsenin sana dokunmayacağı söylenirken, sustukça üzerine binenlere de rastlayabilirsin!

Sustuğun sürece seni kullanmak ve yönlendirmek isteyenlerin sayıları da artabilir. Tepkisel davrandığın zaman ise bu kez birileri çıkıp yoluna takoz koyabilir, iftira atabilir. O zaman da kendini kim bilir nerede ve nasıl bulabilirsin!?

Dikkatli yaşayabilmek, susabilmek, tepki vermek veya vermemek, canlıları sevmek, insan ilişkilerinde doğru ve dürüst olarak yaşamı sürdürebilmenin zorlukları ile de uğraş içerisine girdiğimiz bir süreçten geçiyoruz.

Doğru ve gerçekleri saptıran veya inanmak isteyemeyen daha doğrusu gerçeklere insanların inanmasını isteyemeyen bir anlayışla uğraş vermek bile zor artık!

Sussan bir türlü, susmasan bir türlü, yaşamanın zorlaştırıldığı süreçten geçtiğimiz farkına varmak zorunda olduğumuzu unutmamak gerekir. Yoksa tren çoktan gitmiş olabilir! Saygılarımla…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner244

banner155