İki dudak arasından, dilin hüneri ile dışarıya çıkan sözcüklerin arkasında farklı anlamlar çıkarmaya çalışmak  bence; Dil’e de, dudaklara da “kelepçe vurmak” anlamı taşır!

Gençlik yıllarımdaki gazetecilik günlerimi özlüyorum değerli okurlarım. Ortaokul sıralarında şiir ve gündemle ilgili kısa köşe yazıları ile yerel Hakikat gazetesinde okurlarımla buluşmaya başladığım 1974’lü yılları anımsıyorum.

Sonraki yıllarda okul dışındaki saatlerde Çarşı Polis Karakoluna gidip, daktilo ile hazırlanan “haber bülteni”ni alıp gazeteye haber yaptığım anılarımı. Polis karakolundaki polislerin, Komiserin ve Amirin bizi bekletmeden hazırlayıp bülteni verirken, “Yarın sabah erkenden gazetemi isterim delikanlı!”deyişlerini anımsıyorum.

Herhangi bir olumsuz olayla ilgili kurum veya kişilerin gazetecilere dava açması yerine, yanına gelip konuşmaları veya Polis karakolunda sorun çözülüp Adliyeye bile gidilmediği günleri anımsıyorum.

Bugünlere gelindiğinde ise, doğruları ve gerçekleri yazdığımızda “günah keçisi” olarak anında hakkımızda dava açılabiliyor, hatta kendimiz teslim olmamıza rağmen kolumuza kelepçe katılabiliyor. 

Kelepçe takılması deyince; Geçtiğimiz günlerde kelepçe ile götürülüp tutuklanan gazeteci Kadri Gürsel ile ilgili, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, konuk olduğu AA Editör masasındaki soru üzerine verdiği yanıtı paylaşmak istiyorum.

Adalet Bakanı Gül, gazeteci Gürsel’e kelepçe takılması ile ilgili olarak; “Kişi kendisi gelmiş. Kelepçeyi niye takıyorsunuz? O görüntü gerçekten kabul edilebilir bir şey değil” diyor.

Demokrasi, bir gün herkese gerek olacak diyoruz, ama inanmak istemeyenler kulaklarının arkası ile dinliyor! Tepkilerin yönlendirildiği, olumsuz tepkilerin farklı yansıtılmaya çalışıldığı, meslektaşlarımın “çıkar amaçlı kullanılmak istenildiği” bir süreç yaşamaktayız.

Siyasi kişiler halkın karşısında yaptıkları konuşmalarda “hata, yanlış, iftira, hakaret v.b.” sözler kullanmalı doğalmış gibi sayılması, halkın temsilcisi medya çalışanların ise halkın sesi olması ile bileklerine kelepçe vurulması olayı sizce doğru bir uygulama mıdır!?

Tabii ki, “o gazeteci hak etmiştir, mevcut yönetime karşı gelmiştir veya şu dur, bu dur!” diye bana tepkiniz olabilir! Saygım vardır tepkilerinize.

AKP’nin eski İl Başkan yardımcısı Ahmet Kurtuluş, FETÖ borsası davası nedeniyle  ev hapsinde tutuluyordu. Yargının verdiği karar gereği evinde hapis durumundaki Kurtuluş’un akşam saatlerinde, Polis yelekli birinin gelerek, 5 yaşındaki oğlunun gözlerinin önünde öldürülmesi olayı haberini sanırım okumuş olmalısınız.

İstanbul Büyük şehir Belediye başkanlığı için seçim yapılacak. Ortaya atılan bir slogan var; “Her şey güzel olacak!” Allah aşkına bu tümcenin neresi sizlere rahatsız ediyor da tepki gösteriyorsunuz!? Güzellik istemiyor musunuz, her şeyin güzel olmasını istemiyorsanız, ne istiyorsunuz, bunu anlatın bize!?

31 mart yerel seçimler öncesinde “Cumhur ittifakının sloganı; “ Belediyecilik gönül işi” diyerek, sağ ellerini, soldaki yüreklerinin üzerine koyarak verdikleri görüntüdeki afişleri cadde ve sokaklara astırıyorlardı.

Seçimler sonrasında AKP’li Başkanların Belediyelerinde ne kadar borç bıraktıkları yeni kazanan başkanlar tarafından açıklanırken, “Gönül işi” olayının ne olduğunu merak ediyorum! Saygılarımla…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner244

banner155

banner215