banner182

Hepimiz bir gemideyiz, birlikte yüzüyoruz bu ülkenin her karış toprağında.

Bu topraklar ki; Kurtuluş savaşı mücadelesi ile  işgalcilerden kurtularak yeniden bir devletin oluşmasının zaferini yaşamaya başladı.

Şimdi birileri çıkmış, kendilerince eylemler yapmaya veya yaptırılmaya çalışı(lı)yor! Nedir bu eylemler diye kafanız karışmasın, bu eylemler Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun mücadelesine yönelik olarak yapılıyor veya tezgahlanıyor!

Bir yerlerde sökük görüldüğünde, parmağını takarak yırtmaya çalışan art niyetli zatlara benzetiyorum böylesileri! 

Ülkedeki ekonomik sıkıntılar, insanların işsizlikleri, yokluk ve yoksulluklar tartışılmazken, neden Atatürk tartışılır oldu!?

Atatürk aramızdan ayrılalı 80 yıl oldu, bunca yıl tartışılma yaşanmazken, neden son 5 yıldır Atatürk ile ilgili tepkilerin yoğunlaştığını merak etmiyor musunuz!?

Dikkat ediyorsanız bu tepkileri gösterenler veya Atatürk anıtlarına saldıranlar ile Atatürk ile ilgili farklı yorumlar yapan zatların görünüşleri; “bir zamanların İngiliz ajanları” gibi geliyor bizlere.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde kara çarşaflı bir kadın, Atatürk büstünü  balta ile parçalamaya çalışıyor. Bu kadın bu eylemi kendi aklı ile değil de, birilerinin önerileri sonucu yaptığını düşünmek gerekmez mi!? 

Çorlu denildiğinde 16 ayımın geçtiği askerlik sürem geliyor. Çarşı izinlerinde cadde ve sokakları dolaşırken buradaki sosyal ve ekonomik yaşamı yakından izledim. Akşam saatlerinden başlamak üzere gece hayatını, gündüzleri işyerleri ile tarlalardaki yaşamı ve askerlerin “girmesinin yasak olduğu” mahalleler ile ilçede hizmet veren “beyaz evleri” ve sosyal yönlerini gördüğüm bir ilçe olarak aklımdan çıkaramadım.

Ülkemizdeki ekonomik sıkıntıları unutturabilme uğruna yapıldığına inandığım bu olayların perde arkasında kimlerin olduğunu her vatanseverin araştırmasının gerektiğine inanıyorum.

Bu ülkede isim yapma veya tanında adına prim yapmak isteyen varsa, başka olaylar üzerinden kendilerini ortaya atsınlar!

15 temmuz “Fetö darbe girişimi” diyoruz ya, hani o akşam gerçekleşen hain girişimde ölen canlar, işgal edilen Tv kanalları ve diğer olumsuzlukların başına dönme zahmetinde bulunmak için, 9 Kasım 2018’deki yaşananları da düşünmemiz gerekiyor!

İnançlı insanları yıllarca kendine bağlayan, yayınları ile bilgilendiren, ekonomik olarak güçlenen Fetö, 15 temmuz akşamı ülkemizde darbe girişiminde bulunmadan öncelerini tahmin edebilmek gerektiği noktası tartışılmalıdır.

Tarihten ders çıkarmak gerekiyor, yani “tarih tekerrürden ibarettir”denilir.

Görüntülere bakıyorum, Diyanetin başındaki en sorumlu kişi. Elinde kitaplarla bir ziyarette bulunuyor, bu kişi ise Kadir Mısırlıoğlu isminde bir kişi. Hasta yatağındaki bu kişinin önünde eğilen Diyanet’in başındaki kişinin bu ziyaretinin 9 Kasım günü yapması tesadüf olabilir mi!?

Çünkü bu zat, yani Mısırlıoğlu’nun; kurtuluş savaşı ile ilgili açıklamasında; “ Keşke Yunan galip gelseydi!” sözlerini söylemiş olması doğru ise eğer, Bu kişini ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı doğru bir ziyaret değil, kurgulanmış bir ziyaret gerçekleştirmiş olmalı diye düşünüyorum. Düşünce ile kalın!...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155