Seyit Ahmet Şahan İle Röportaj
Seyit Ahmet Şahan Gaziantep doğumlu. 90’ların üzerinde olan yaşını tam olarak bilmiyor. Kurtuluş savaşında ailesinden 5 kişiyi kaybetmiş. Üzerindeki Kuvva-i Milliye kıyafeti ile o günlerin heyecanı yaşıyor ve: “Şu elbiseyi giydiğim zaman aynı 14 yaşında delikanlı oluyorum. Bana bir güç kuvvet geliyor. Çok şükür bugünlere, çok şükür.”diyor.
 
Kurtuluş Savaşına dair hatırladıklarınızı bizimle paylaşır mısınız?
O zamanları hep anlatırlar. Ben daha çok küçüktüm o yıllarda. Şöyle anlatırlar: Düşman geliyordu. Ne Halep kımıldadı, ne Kilis kımıldadı. Yürüyüp geliyor düşman. Şahan Bey çeteleriyle çıktı Kilis yoluna. Gelen bir değil iki değil. İki koca devlet. Hem İngiliz hem Fransız. Çarpıştılar. Kimi öldü kimi kaldı kimi vuruldu. Şahan Bey kaldı. Bir tercüman gönderdiler. Şahan Bey onlara “Ben ölmeden Antep’e geçemezsiniz” dedi. Onu öldürüp girdiler Antep’e. Bunun üzerine yazılmış bir de şiir vardır:

“Sürerim sürerim gitmez kadana
Fransız kurşunu geçmez adama
Uyan Şahin uyan neler oldu
Antep’e düşmanlar doldu
Analar bacılar saçını yoldu
Şahan Bey 35 yaşında
Vuruldu köprübaşında
Çeteler oturmuş ağlar başında
Uyan Şahin uyan neler oldu
Antep’e düşmanlar doldu
Analar bacılar saçını yoldu.”

 
Babanızın savaşla ilgili anıları olduğunu söylediniz. Biraz anlatabilir misiniz?
Babam Atatürk’ün görevlisiydi. Babam tümen toplamaya gitti köylerden. Babam hem ağlar hem anlatırdı. Bizim atalarımız memleketi kurtaran adamlardı. 5 şehidimiz var. Giden gelmedi giden gelmedi. Çocuklar hep babasız büyüdü. Ben Erzurum’da yaptım askerliği. Antep’ten kötü etmişler Rus askerleri Erzurum’u. Neler olmuş neler geçmiş Allah o günleri bir daha getirmesin. Antep’in içinde 6020 şehidimiz var. 250.000 de Çanakkale’de. Antep neler çekti. Yollar bağlı ne dışardan gelinebiliyor ne içerden çıkılabiliyor. Ölen öldü kalan kaldı. Soğan kestikleri bıçakla bile savundular. Ne acılar yaşandı o günlerde o zamanları yaşayanlar bilir ancak. Bu ateş davasıdır.
 
 
O yıllarda çocuk yaşta olduğunu söylediniz, sizin savaşa dair hatırladıklarınız neler?
O zamanlar kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum. Şehit Kamil, Kara Yılan, Maraş’ta Sütçü İmam. Neler oldu neler geçti. Bugünler gibi değildi o zamanlar. Ateş davasıydı. Maraş ve Antep ayaklanmasaydı o zamanlar 7 devlet burayı paylaşırdı. Bunu iyi bilin. Kitaplarda, gazetelerde okuyorsunuz belki. Yunan, Fransız, İngiliz dört bir yandan gelmişti. Ölüm kalım demeden davrandı millet. Teslim olmadılar, bizi bugünlere getirdiler. Aç kaldılar, öldüler, kaldılar, aileler yok oldu… Ne acılar, ne acılar… Yemen’de daha çarpışamadan makineli tüfekle tarandılar. Pusulara düştüler. Ordulara karşı savaştılar. Ama direndiler.
Bir gün bir yerde öğle yemeği yemek için oturduk. Biri geldi oturdu. Köyü harap olmuş, makineliyi kurmuşlar. Hepsini öldürmüşler. O söyledi biz ağladık. Ne acılar ne acılar. Acı bir yerde mi ki?
 
Atatürk’e dair söylemek istedikleriniz neler?
Onun hakkı inkâr edilemez. Atatürk davrandı da bugünlere geldik. Antep’e geldiğinde onu sırtlarına almak istemişler. “Hayır, beni bırakın. Bana hürmet etmeyin şu gençlere hürmet edin. Bunlar size gerek olacak.”demiş.
 
Savaşın bittiği günler nasıldı ülke?
Savaş bittiğinde herkes ekmek derdine düştü. Buğday ekecek adam yoktu. Çok insan savaşa gidip dönmedi. Aileler dağıldı. Babalar dönmedi. Herkes yaralarını sarmaya çalışıyordu.
 
Ailenizden kimler gitti savaşa?
Çok insan gitti. 5 şehit var. Ökkeş Mehmet, Aşık Ali, Şahan Ahmet, Şahan Muhammet, Ökkeş. Dönmediler. Ökkeş dedemizde 92 Rus Harbine gitmiş gelmemiş. Annem de babam da öksüz büyümüşler. Asker toplanmış savaşa gidiyor. Komutanları demiş ki “Köyü yakın olan askere bir gün izin verelim ailelerini görsünler.” Dedem de gidiyor. Bir gün gelmiş, o gün görmüş babam babasını. Bir daha görmemiş. Babamın dayıları da hiç gelmemiş. Bazıları daha o zaman bekârmışlar. Hiç dönmemişler. Memleket için hepsi, ne yapacaksın.
 
Savaşta kadınlar ne yapıyorlardı?
Onlarda gitmişler cepheye. Mermi taşımışlar. Ellerinden geleni yapmışlar. Eli ayağı tutanlar hepsi katılmışlar. Gereken ne varsa çocuk kadın herkes elinden geleni taşıdı cepheye.
 
O zamanları yaşamış biri olarak şimdiki gençlere ne söylemek istersiniz?
Bildiğim her şeyi anlatıyorum gençlere. Ama onlar o günleri görmedikleri için her şey onlara yavan geliyor. O günleri görmediler ki. Şimdiki zamanın kıymetini bilsinler. Bugünlerine şükretsinler. Allah devletimize milletimize zeval vermesin. Gençler o günleri öğrensinler, ülkelerinin kıymetini bilsinler.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155