Suda parlayan taşlar

Bir dere yatağından, çaydan veya ırmaktan akan suyu düşünün. Hava koşullarına göre nazlana nazlana yatağından akıp giderken, üzerinden geçtiği  taşları suyun damlacıkları okşar ve parlatır.

Dere yatağındaki akan suyun kötü hava koşullarında, yani yağmurlu gürlerdeki akışı daha yoğun ve hareketli olur.

Fırtınalı ve sağanak yağmurlu bir kış mevsimindeki dere yatağından akan su ile ağustos ayının ortalarında akan suyun hareketinde farklılık görürsünüz.

İster sağanak yağmurlu günde aksın, isterse ağustosun sıcaklığında aksın dere yatağından akan su nihayetinde üzerinden geçtiği taşları parlatır, aklaştırır ve temizler.

Sağanak yağmurlu günlerde suyun hareketinden olsa gerek taşlar yerinden oynayabilir, su damlacıkları yerdeki taşları hırpalar, hatta kırılıp parçalanmasına bile neden olabilir. Yağmurun kesilmesi, yeniden normale dönen dere yatağındaki suyun akışı taşların yerinden oynadığını veya parçalandığını fark ettirir görenlere.

Ağustos ayındaki dere yatağının akışındaki nazlanma, bir kedinin saçının okşanması gibi olur. Dere yatağındaki taş parçaları üzerinden geçerken taşlar mırıldanan kedi gibi başının okşandığını sanarak dalgın ve sevinçli olur.

Dört mevsimi birlikte yaşayan dere yatağındaki akan su ile altında kalan taşlar alışmışlardır doğanın bu hareketli haline.

İnsanların doğup, yaşadığı ve sonunda da öldüğü gibi doğanın dengesi hava koşulları nedeniyle değişimlere uğrayabilir. Canlıların özelliklerinde değişiklikler yaşanabilir, bir kaya parçasının sağanak yağmurdan parçalanabileceğini, günün birinde koskoca kaya parçasının bir toprak yığını haline gelebileceğini unutmamak gerekir.

Her canlı yaşamının çeşitli evrelerinde koşullara göre şekillenirken, insanoğlunun şekillenmesinde farklı özellikler görebiliyoruz.

İnsanoğlu, canlıların ‘akıllı’ olanları olduğunu düşündüğümüzde, aklını kullanan insanoğlu, kendi geleceğinin sağlıklı olması için uğraşırken, yine kendi geleceğinin sağlıksız olabileceğini de oluşturabiliyor.

Örneğin silahların bulunuşu, çeşitli silahların denenmesi sırasında doğada oluşan dengesizlikler, yine silahların bulunuşu ile canlıların ve kendi elleriyle üreten insanların öldürülmesi olaylarını anımsayın.

Savaşın yaşandığı ülkelere bakıyoruz, bir yandan insanlar öldürülüyor, yaralananlar ise sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırılmaya çalışılıyor. Bu görüntülerdeki tezatı anlamakta zorlanıyoruz.

Ne diye öldürmeye çalışıyorsunuz, ne diye yaralıyorsunuz? Öldürülmek istenen insanlar, öldürmek isteyenler insanlar, onları ambulanslarla hastaneye kaldırmak isteyenlen yine insanlar.

Dere yataklarından akan suyun etkisiyle beyazlaşan taşları düşünüyorum. O taşlar ki her biri bir maden parçası, her biri akan suyun yıkadığı temizlikte ama yatağında uyurken sağanak yağmurlu günlerde parçalanabiliyor.

İnsanları düşünüyorum, kendi dünyalarında yaşarken, hangi amaç ve hırslarının etkisinde kalarak savaşlar, silahlar, bombalar ve ölümleri yaşatıyor, yaşıyor ve ölüp öldürüyorlar.

Dil iyi kullanıldığı zaman, yalan ve iftira dolu sözcükleri kullanmadığı zaman güzeldir. Dilini iyi kullanmayanlar, dillerinden çok çekerlermiş. Allah, dilini kötü amaçlarla kullananları bizlerden uzak tutsun. Esen kalın….