banner241

Hasretliğe dayanamayıp,günlerden bir gün memlekete doğru yola düştüm.

Vara vara Tokmaklı(Yeşilova) derler,güzel, şirin kasabaya vardım.Daha ötesi,köylük yerlerden bir hayli yolum var.

Hayrettin gördü uzaktan.Baktım,iki dirhem bir çekirdek giyinmiş.Elinde de James Bond çanta! Bir bana bakarsa,beş kez çantaya bakar.

“Beni de götür Hocam” der demez;”Hay hay,ne demek,gel Kardeş birlikte yolculuk ederiz” dedim.

Dedim de hay demez olaydım!Daha Tokmaklı’nın içinde başladı;”Sağda dur şu adama bir şey diyeceğim.Şu evin yanında yavaşla bir şey vereceğim.O görülen tarla var ya,orda gördüğün eli kürekli adamdan bir şey alacağım…”

Derken efendim rampaya sardık.Artık bitti herhalde,durmadan yolumuza devam ederiz diye düşündüm de nerdee!...Aşağı yukarı Hayrettin’in talimatıyla her evin önünde durdum.Durmak da bir şey değil,dik rampada arabayı hareket ettirmesi zor.Daha bir haftalık lastikler,patinaj yapmaktan kabaklaştı.

Ama ne olursa olsun alıştım bende.Artık Hayrettin’in;”Dur” demesini beklemiyor,yol kenarında yeter ki bir karartı göreyim,zank! Diye duruyorum.O da; “Ben demedim,neden durdun?” demiyor,arabadan iniyor çanta elinde.Adama/Kadına bir şeyler söylüyor,sonra da gelip koltuğa kuruluyor.

Konuyu uzatmış gibi olmayayım da,sonunda gele gele kendisinin yol sapağına geldik;”Haydi arkadaş,işin rastgele.Bundan sonra sen yoluna,ben yoluma” diyecektim ki;”En iyisi biz şu yoldan gidelim.Bizim ordan geçelim de KÖY BİR ADAM GÖRSÜN!” demez mi?

Hayrettin’in dediği yol,benim yoluma tamamen ters olup,üstelik iki kat mesafede.Yine yolun bazı yerleri var ki kuş kanadıyla zor geçer.

“Olur” dedim,”Madem yola beraber başladık,yarıda bırakmak olmaz.”

Sürdüm dediği yoldan.Tanrı’nın da yardımıyla rampa,keskin virajları kazasız belasız çıkabildim.

Köyüne girdiğimde Hayrettin oturduğu yerden dışarıya bakıp;”Şu evdeki yaşlı kadın bizi tanıdı mı ola? Taşın üzerinde oturan adam,bizi bayağı merak etmiştir” diyor ama ben yola devam ediyorum.

Nihayet evinin hizasına geldik.Hayrettin arabadan indi.James Bond çanta sol elindeydi.Kapıyı kapattı.Yarı bana,yarı yola bakarak,sağ elini yanak hizasına kadar kaldırdı “güle güle” anlamına gelen selamını vererek evine doğru yürüdü.

“Buyur arkadaş eve varalım.Bir bardak ayran ikram edelim.O da yoksa pınardan soğuk suyumuzu iç” der mi aceba diye aklımdan geçirmedim değil ama nerdee? İt yatağında ekmek kırığı ara ki bulasın! Bu düşüncelerle yoluma devam ettim.

Yolda,Hayrettin’in bu gün bile aklımı kurcalayan sözü geldi; KÖY BİR ADAM GÖRSÜN!” derken,aceba beni mi? yoksa kendisini mi kastediyordu?...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner244

banner155