banner246

Açık ve güneşli havalarda, bahar kendisini tüm güzellikleri ile göstermeye başlarken, yarın da Baharın müjdecisi Nevruz bayramını kutlayacağız.

Doğanın güzelliklerini yaşamaya başladığımız bu günlerde, siyasilerimizin konuşmalarını dinlediğimizde, “kirlenen siyasetle” karşı karşıya geldiğimizi düşünüyorum.

Yerel seçimlere on gün kala, en tepedekinden başlamak üzere siyasi konuşmaları izlediğimizde, kavgacı, aşağılayıcı, öteleyici, hatta kavgaya  yakın sürtüşmelere tanık olmaktayız.

Ülkeyi yönetenler ile siyasilerin kırıcı sözler kullanmaları genç kuşağı düşündürüyor.

31 Mart  sonrası sandıktan çıkacak olan tercihin ardından, yerel yöneticilerimiz seçilecek.

Bizim beklentimiz ise yerelde şehirleri yönetmeye aday olanların seçilmeleri halinde hizmetlerini sağlıklı ve ivedi şekilde hayata geçirmeleri olmalıdır.

Sonuçta adaylardan sadece biri kazanacak, diğerleri normal mesleklerindeki yaşantılarına geri döneceklerdir.

Yine aynı sokakta birbirimizle karşılaşacağız! Bu kadar hırs, tartışma ve kalp kırıcı sözler kullanmanın alemini anlamakta zorlanıyor insan!

Siyasetimizin kirletilmesini istemiyoruz! Kavgalı gürültülü seçimlerin yapılması yerine; çağdaş, demokratik bir ortam içerisinde sandığa gidilmesi, çıkan sonuca da katılmamız gerekiyor.

Siyasette hırslı olmak her zaman kazandırmayabilir, hırs bazı anlarda siyasetçilere zarar verebilir! Hele de aşağılayıcı, küçümseyici ve öteleyici sözcüklerle insanları kutuplaştırmamak gerekiyor.

Tarihin gerilerine bakalım, Osmanlı devletinin yıkılma günlerini anımsamaya çalışalım. İngiliz ajanlarının değişik kılıklarla devletin içerisine girerek, yönetimin zayıflatılmaya çalışıldığı süreci düşünelim!

Din adamı kılığında dolaşan İngiliz ajanlarının yaptıklarını anımsayalım. Bugünlere gelindiğinde; silahları ile vatan topraklarımıza girmeseler de, ekonomik olarak yabancı sermayenin kol gezdiğini inkar edemeyiz.

Ekonomik anlamda; ülkemizdeki bazı firmalar, bankalar ile değişik kollarda hizmet sektöründeki yabancı sermayenin ortak bir kararla neler yapabileceğini iyi hesap edelim.

Ekonomik anlamda dizginlerini elinde tutan bu yapancı sermaye elbette ülkemizin gelişmesini ve kalkınmasını istemeyecektir.

Avrupa ülkelerinin son günlerdeki yaptıkları veya yapmaya çalıştıkları olayları sakin bir kafa ile incelemek zorundayız.

Bu ülkelerin bizim devlet yöneticilerimize veya siyasetçilerimize karşı tutum ve davranışları, içinden çıkılması zor sorunların içine sürüklemek istemeleri, son olarak ta İslam alemini Cami’de katletmelerini tesadüf olarak algılamamak gerekiyor.

Bazı siyasilerin halkı tehdit edercesine konuşmaları, 31 Mart sonları halkı silahlanmaya davet edebilecek kadar çirkin ve yakışıksız sözler kullananlara karşı sağduyumuzu korumak zorundayız. 

Her aday da ülkemizin vatandaşıdır, onlara oy verenler de bu ülke vatandaşı olduğuna göre, siyasi liderlerin dudakları arasından çıkan sözlere bakıldığında; sadece kendilerinin “sütten çıkmış ak kaşık” gibi görmeleri barış ve huzur adına yakışık almıyor.

Birilerinin etkisinde kalmak gibi sözler söyleyenleri de görüyorum, duyuyorum. Her kişi kendi öz ve özgür düşüncesine göre hareket etmeli, sandıktan çıkacak sonuca liderler de razı olmalıdır.

Bu seçimi koltuk kaybı gibi görmek yerine, vatanın ve bu topraklarda yaşayan halkın; huzur ve mutluluğu uğruna çalışma yapılmalıdır. Saygılarımla…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner244

banner155

banner215