banner182

Kasapta satılan hayvanın dilinden değil, insanların ağızlarının içindeki dil’inden sözetmek istedim bugün.

Son yıllarda; göstere göstere gelen din tüccarlıkları ile “dinini bilmeyenlerin” kandırılarak onların üzerlerinden paralar kazanan, hatta imparatorluk kuranlarla ilgili uyanışların (!) başlatıldığı ülkemizde iyiye doğru gidişimizi izliyorum!..

İzliyorum izlemesine de, ABD başkanı Trump ile Rusya devlet Başkanı Putin’in (Suriye ile ilgili projeleri konusunda) ellerindeki top’u birbirlerine vermeleri olayını ekranda izlerden belleğimdeki fırtınaları bir türlü esinti haline dönüştürmeye çalışıyorum. 

Tabi ki bu haberi izlemeyen bazı “biatçı” kişiler yine bana tepki gösterecekler! Umurumda değil, kimin bana nasıl tepki göstereceği!  Haa!.. Şunu da söyleyim ki, hatalı isem, yalan, yanlış veya iftira yazmış isem beni uyarmazsanız da ayıp edersiniz. Beni seven insan eksik veya hatalarım konusunda uyarıda bulunurlarsa, açıklama yaparlarsa halkımızı yanlış bilgilendirmemiş olacağımdan beni eleştiren kişiye teşekkür ederim.

Biat’cı değil, çoğulcu, demokrasiye inanan, halkın sesi olmaya çalışan ancak yalan ve iftiralara karşı uğraş veren biriyim. Özellikle de bu ülkede; dini inançlar üzerinden çıkar amaçlı bir takım etkinlikler yaparak halkın iman ve din duygularını sömürmeye çalışanlara karşı yıllardır uğraş veren biriyim. 

TRT radyolarını, daha doğrusu TRT’nin Çukurova radyo istasyonunu Osmaniye’nin her tarafından rahatlıkla dinleyebilenler var mı? Kent merkezindeki büromda TRT Çukurova radyosunu dinleyemiyorum. Nedeni ise bazı radyo istasyonları frekansa baskı yapıyor ve onların sesleri TRT’yi bastırıyor.  

Bu radyolarda dini içerikli yayınlar, özellikle de “Arapça sözlü ilahiler” yayınlanıyor. Bu tür yayınlar TV kanallarında da çoğaldı. Türkiye’de Arapça dilinde, dini yayın yapan radyo ve tv kanallarını çalıştıranların giderlerini nasıl karşıladıklarını merak ediyorum. (Radyo ve TV kanallarının aylık belli zorunlu giderlerini bildiğim için)

Dilin kemiği yok! Deniliyor ya. Yani istediği gibi eğilip bükülmesini anlatabilme adına söylenmiş bir halk deyimi olarak yorumlamak gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde İzmit’te. Derince Mahallesi ile Gündoğdu Mahallesi arasında hizmet veren Halk otobüsünde yaşanan bir olayı duymuş olmalısınız.

Halk otobüsüne binen Mehmet T. isimli zat, yerine oturur oturmaz ön koltukta oturan; Kocaeli Üniversitesi’nde öğrenim gören Kazakistan uyruklu bir genç kızın giyimine tepki göstererek, şoförün aracı Polis karakolunun önüne çekmesi önerisinde bulunur.

Otobüsteki diğer yolcular olaya tepki gösterir ama, şoför yaşlı adamla tartışmak istemez ve Polis karakolunun önüne gelir. Polis olayla ilgili yaşlı adamı uyararak; ülkemizdeki giyim kuşamla ilgili kişilerin belli ölçülerindeki yaşamlarını anlatmaya çalışır. Ancak; yaşlı adam Üniversite öğrencisinin giyiminden rahatsızlığını dile getirirken, “tahrik olup olmadığını da anlatmış olmalı” şoförün kaza yapabileceğini ve bu nedenle araçtan indirilmesini istediğini yineler. 

Halk otobüsü şoförü Özgür Sert ise, kendisinin hizmet vermek adına direksiyonda ve güzergahta yol aldığını belirterek; “otobüsümüze binenlerin kılık kıyafetlerini kontrol etme gibi bir lüksümüz olamaz. Giysilerinden dolayı hiçbir yolcuya binemezsiniz deme hakkına sahip değiliz! Köpeği ile binen yolcularımız bile oluyor, biz yolcularımızın  giysilerine karışamayız.”diye konuştu.

Ülkemizde Üniversite öğrenimi görmeye gelen  Kazakistanlı öğrenci’yi karakoldaki 3 kadın polis sakinleştirmiş. 

Gerisini merak mı ediyorsunuz, bana ayrılan sütun doldu, esen kalın!...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155