Ne kadar da acımasız bir dünyada yaşıyoruz,  farkında mısınız? Elbette farkındasınızdır, ancak kaç kişi gerçek anlamda bunun bilincinde!?  

Unutmayalım ki, hepimiz yeryüzünden bir gün gideceğiz, ama gitmeden önce de arkamızda neler bırakacağımızı, insanlık gereği bilmek zorundayız.  Bu gezegende kimsenin  kalıcı olmadığını bilmeyen yok sanırım!

Peki, gün  gibi ortada bir gerçek varken, neden insanlar birbirlerinin  kalbini kırıyor? Neden insan, insanın kanını emmeye uğraşıyor? Neden!  

Güler yüzlü ve iyi niyetli yaklaşımdan insan ne kaybeder ki..!! İşte bu sorunun yanıtını kendi kendine verebilen insan, beyinsel ve ruhsal insanlık evrimini tamamlamış, diğer bir deyişle ‘’Kemale ermiş’’ varlık olmaz mı? İnsanlık tarihini kapsayan bir düşünce çerçevesinde ‘’Kötülük yapanın eline ne geçer?’’ şeklindeki  sorunun yalnızca ve yalnızca bir yanıtı vardır: HİÇ BİR ŞEY!

Peki, aynı sorunun bir de pozitifi sorulsa; yani, iyilik yapanın eline ne geçer biçimiyle düşünülse?... Yanıt, oldukça yalın duru ve tertemiz: ÇOK ŞEY…

  ÖFKELİ GEÇİRİLEN 60 SANİYE İLE MUTLU GEÇİRİLEBİLECEK BİR DAKİKA KAYBEDİLMİŞ OLUNUR.  Bizi ileriye götürmeyen, önümüzü tıkayan en büyük sorun, hasetlik ve dedikodudur. Dünyaya at gözlüğü ile bakanlar tabii ki, geleceğini hazırlayamaz ve etrafındaki bir çok olayı göremez..

Artık kabuk değiştirme zamanı gelmedi mi sizce?.  Biz insanların  en büyük  sorunlarından biri de  insanlara yüksekten bakmamızdır. 

"EĞER BAŞKALARINA YÜKSEKTEN BAKACAKSANIZ BUNU SADACE ONLARIN YÜKSELMELERİNE YARDIMCI OLMAK İÇİN YAPIN!" 

 Kendinizi geliştirmekten asla korkmayınız!  "SİZİ NEYİN GELİŞTİRECEĞİNE İNANIYORSANIZ  ONUN PEŞİNDEN KOŞUN…” 

Ufkunuzu geniş tutun;  hata yaptığınızda üzülmeyin,  ama hataları tekrarlamaktan korkun! 

"HİÇ BİRİMİZ HEPİMİZ KADAR DA ZEKİ DEĞİLİZ"  Birlik -  beraberlik en büyük güçtür, beyinler birleşirse ortaya çok güzel şeyler çıkacağına inanıyorum.

  OSMANİYE'MİZDE bu yönde bir eksiklik olduğuna inanıyorum. Bunu da büyük bir  insanlık ayıbı olarak görüyorum...  Kentimizde insanlar,  kendi kabuğuna çekilmiş, miskin bir yaşamı girdabına girmiş. Ne yazık ki,  ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ iğrençliği hüküm sürüyor sosyal yaşamın göbeğinde...

İnsanlar elini cebine atsa akrep mi sokar! Ceplerde akrep olmadığı fark edilince ortaya  ne güzellikler çıkacağını düşünebiliyor musunuz?  Bu yoksul ama bereketli kentin hareketli  sokaklarında anlamsız adımlarla bir o yana bir bu yana savrulan,  kahvehane köşelerinde boş boş zamanını harcayan bizim  kardeşlerimiz, bizim evlatlarımız değil mi?  Onları bu sıkıntılar girdabından kurtarmak herkesin görevi değil mi?. 

İnanıyorum ki, OSMANİYE'MİZDE bu işi yapacak çok insan  var, ama eksik olan  onlara liderlik yapacak biri ya da birileri...   Unutmayalım, birlikten güç  doğar.  ÇOK BİLMİŞLER(?) GENELDE EN KÖTÜYÜ BAŞARANLARDIR! Her şeyi ‘ben bilirim,  ben yaparım’  düşüncesinden kurtulma  zamanı da gelmiş midir, sizce? Hangi zamandan bahsediyoruz ki, söz konusu zaman geldi ve geçti bile... Fakat, henüz bu yönde umut sönmedi. Yani, şimdilik yaya kalmadık! Haberiniz olsun...  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155