banner134

Piyasaların odağında merkez bankaları olacak

Destek Yatırım Yıl Sonu Raporuna göre, 2017 yılında da 2016'da olduğu gibi piyasaların odağında merkez bankalarının izleyecekleri para politikaları ön planda olacak.

Destek Yatırım Araştırma Departmanı, 2016 yılının en önemli ekonomik gelişmelerini ve 2017 yılından beklentilerini yıl sonu raporunda değerlendirdi.

Buna göre 2016 yılında küresel ve yerel piyasalar yıl boyunca dalgalı bir seyir izledi. Amerika'dan gelen olumsuz verilerin, AB'de süregelen düşük büyüme ile düşük enflasyon ortamının ve Çin kaynaklı küresel büyüme endişelerinin etkisiyle Fed'in faiz artırımına kolaylıkla gidemeyeceği beklentileriyle yurt içindeki piyasalar yıla olumlu bir atmosfer hakimiyetinde başladı.

Ancak daha sonra 1 Kasım 2015'teki seçimlerden zaferle ayrılan Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görevini Binali Yıldırım'a devretmesi piyasalarda sürpriz bir karar olarak algılandı. Binali Yıldırım'ın kabinesini kurması ile durulan ve yeniden güven ortamı içerisinde hareket etmeye başlayan piyasalar, 23 Haziran'da İngiltere halkının anketler tarafından da öngörülemeyen AB'den ayrılma kararı ile sarsıldı.

Küresel anlamdaki belirsizlik ortamının etkisi ile Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalardan fon çıkışları görülürken altın tipi emtialar ile gelişmiş ülke tahvilleri yeniden yatırımcının sığındığı güvenli limanlar olarak belirdi.

15 Temmuz'da ise Türkiye darbe girişimi ile sınandı ve arkasından S&P ile Moody's'ten gelen kredi notu düşürme kararları Türkiye'yi yatırım yapılabilir ülkeler statüsünden aşağı düşürdü.

Yurt içindeki şok henüz atlatılmamışken, küresel ticarete ve Fed'in güvercin politikalarına karşı sert söylemleri ile ön plana çıkan ünlü iş adamı Donald Trump'ın 8 Kasım'da ABD'nin yeni başkanı seçilmesi tüm piyasaları yerinden oynattı.

Trump'ın genişlemeci mali politikalarının enflasyonist ortama neden olacağı, bu durumun da Fed'i faiz artırımına sürükleyeceği endişeleri gelişmekte olan piyasaları yılın sonlarına doğru hayli kötü etkiledi.

Yurt içindeki terör olayları ve jeopolitik gelişmelerin de etkileriyle Türkiye negatif ayrışmak zorunda kaldı. Bu kargaşa içerisinde, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı ülkelerin düşen petrol fiyatlarına karşı 8 yılın ardından üretimde kısıntıya gitme kararı önemli bir gelişme olarak yer aldı.

Yılın son günlerinde ise son yılların önemli piyasa yapıcıları Merkez Bankaları damga vurdu. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) parasal teşvik programını 2017 yılının sonuna kadar uzatması, 1 yılın ardından Fed'in 25 baz puan faiz artımına gitmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) sadeleşme adımları, piyasaların yakından izlediği kararlar oldu.

Borsa İstanbul'un en çok artış gösteren sektörü yüzde 57,8 ile spor

Destek Yatırım Yıl Sonu Raporunda 2016 yılında en çok artan ve azalan enstrümanlar da yer aldı.

Buna göre yıl başından 26 Aralık 2016'ya kadar olan dönemde Borsa İstanbul'da en çok artış gösteren sektörler yüzde 57,8 ile spor, yüzde 50,3 ile metal, yüzde 44,6 ile de finansal kiralama oldu. Rapora göre spor endekslerinin yükselmesinde, kulüplerin yapmış olduğu yatırımlar ile yeni stadyumlar etkili olurken, en çok artış gösteren spor hisseleri yaklaşık yüzde 130 ile Trabzonspor, yüzde 92,76 ile Galatasaray ve yüzde 85,20 ile Beşiktaş olarak sıralandı.

Bu dönemde en çok düşen sektörler yüzde 31,5 ile ulaştırma, yüzde 7,32 ile hizmetler, yüzde 6,59 ile de gıda olarak belirlenirken, ulaştırmanın düşüşünde turist sayısında yaşanan azalma ve hava trafiğinin gerilemesi ile havacılık sektörünün yıl içinde değer kaybetmesi etkili oldu.

Yıl başından bu yana yüzde 20,20 değer kaybeden TL, dolar karşısında en çok kayıp yaşayan para birimi oldu. Bu anlamda TL'nin hemen ardından yüzde 19,60 ile Meksika pezosu gelirken, onun ardından da yüzde 7,42 ile Polonya zlotisi sıralandı.

Aynı dönemde dolara karşı en çok yükselen para birimi ise yüzde 17,43 ile Brezilya reali oldu. Bunun hemen ardından yüzde 15,09 ile Rus rublesi, yüzde 9,59 ile Güney Afrika randı gelirken, raporda, Brezilya realinin dolara karşı en çok yükseliş kaydeden para birimi olmasının nedenlerine yönelik şunlar kaydedildi:

"Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi konumundaki Brezilya'nın para birimi Real, 2015 yılının en çok kaybeden para birimleri arasında yer alıyor. Fed'in faiz artırımına gideceği beklentisiyle real, 2015 yılında dolara karşı yaklaşık yüzde 40 üzerinde kayıp yaşadı. Bunun üzerine Brezilya Merkez Bankası, sert faiz artırımlarına giderek kura müdahale etti ve politika faizini ortalama iki yılda neredeyse iki katına çıkardı. Politika faizi iki yılda yüzde 7'lerden yüzde 14,25'e yükseltti ve uzun bir süre piyasaları bu faizden fonladı. Bunun karşılığında büyüme tarafında feragat eden ülke, uzun süredir resesyondan çıkmaya çalışıyor. Fakat yüksek faiz ve Fed tedirginliğinin 2016 yılında nispeten azalması Brezilya realini yükseltti. Yüksek faizden kaynaklı değer kazanan real, 2016 yılında dolara karşı en çok yükselen gelişmekte olan para birimi oldu. Fakat bunun sonucunda uzun süredir resesyon yaşayan bir ülke konumunda yer alıyor."

Emtialar 2016'yı yükselişle kapattı

Rapora göre emtialar, genel anlamda 2016 yılını yükselişle kapattı. Birçok emtia, ABD'nin yeni başkanın Trump olması sonrası yükselişlerini hızlandırdı.

Trump'ın kamu harcamalarını yükselteceğine yönelik beklentiler emtia fiyatlarını pozitif etkilerken, en fazla yükseliş yüzde 61,8 ile çinko, yüzde 57,98 ile doğalgaz, yüzde 45,95 ile de brentte yaşandı.

Raporda 2016 yılının ocak ayında çeşitli ürünlere yatırım yapan bir kişinin getiri oranlarına göre hangi ürüne yatırım yapsaydı ne kadar kazancı veya kaybı olacağı da hesaplandı.

Buna göre yurt içi piyasalarda dolar en çok konuşulan ürün olsa da, altın, yatırımcısına en çok kazanç sağlayan enstrüman oldu. Ocak ayının başında 1000 lirasını gram altına yatıran bir kişinin yıl sonunda bin 277 lira, dolara yatıranın bin 203,6 lira, avroya yatıranın bin 158 lira, borsaya yatıranın bin 79 lira, sterline yatıranın bin 3 lira, tahvile yatıranın bin 105,58 lira, mevduata yatıranın ise bin 100 lira alabileceği hesaplandı.

Fed'in politikaları yakından izlenecek

Rapora göre 2017 yılında da 2016'da olduğu gibi piyasaların odağında merkez bankalarının izleyeceği para politikaları ön planda olacak.

Özellikle Fed'in son açıkladığı kararların diğer majör merkez bankalarının da para politikası kararlarını etkilemesi beklenirken, piyasalar ekonomik gelişmelerin yanı sıra siyasi taraftaki gelişmeleri de mercek altına alacak.

Buna göre 2016 yılında Brexit, İtalya referandumu ve ABD genel seçimleri gibi gelişmelere şahit olunurken, yeni yılda Fransa ve Almanya'daki genel seçimlerin yanında Avro Bölgesinin bütünlüğünü koruyup koruyamayacağı da ön planda olacak gelişmeler arasında yer alacak.

Rapora göre 2016 yılı piyasalar açısından pek iç açıcı geçmese de, 2017 yılı yine sonuçlarının olumlu hava yaratması umulan yoğun bir gündeme sahne olacak. 2016 yılının ardından siyasi ve jeopolitik gelişmelerin yeniden etkili olması piyasalardaki yaygın beklenti olarak dururken, ilk olarak 20 Ocak'ta Trump'ın başkanlık görevine gelmesi tüm ülkeler açısından çok kritik bir tarih olarak ön plana çıkacak.

Trump'ın şu aşamada öngörülmesi zor siyasi ve ekonomik uygulamalarının Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için potansiyel tehdit görünümünde olduğu belirtilen raporda, şunlar da yer aldı:

"Bunun yanı sıra 3 faiz artırımına gitmeyi hedefleyen Fed'in politikaları da yakından izlenecek. Diğer majör merkez bankaları, ECB, İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankasının (BoJ) kararları da önemli piyasa hareketlerinden olmaya devam edecektir. AB'den ayrılmayı kafasına koymuş İngiltere'deki süreç ile Başbakan Matteo Renzi'nin istifası ile çalkalanan İtalya'daki gelişmelerin piyasalar üzerindeki etkileri yıl içerisinde takip edilecek.

Gözler bir yandan da milliyetçilik akımının kuvvetlendiği Kıta Avrupasındaki Almanya ve Fransa'daki genel seçimlerde olacak. Üretimi kısma konusunda hayli yolu arkasında bırakan petrol üreticilerinin arz politikaları da özellikle petrol piyasaları üzerinde etkili olacak. Yurt içinde ise mart ayında başlaması beklenen başkanlık referandum süreci ön plana çıkacak. Hükümetin mali ve TCMB'nin parasal politikalarının ekonomik canlanmaya katkılarının izleneceği yıl içerisinde, kredi derecelendirme kuruluşlarının kararları da merakla bekleniyor. İlk değerlendirme, Türkiye'yi yatırım yapılabilir ülke konumunda tutan tek büyük derecelendirme kuruluşu olan Fitch Ratings'ten 20 Ocak'ta gelecek."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155