banner182

Bir el sanki baş aşağı tutmuş vücudumuzu habire silkeliyor ve hırpalayıp duruyor!

Aslında hırpalama değil bence yaşadıklarımız, bir projenin hayata geçirilmesi yönündeki eylemler yavaş yavaş ilerliyor! İnsanlarda ‘akıl tutulması’ yaşanırken, tasarlanan proje adım adım uygulanırken, önümüzdeki sisli yolların arkasını göremeyecek hale getiriliyoruz!

Yaşanan olayların son gündemdekilerini sizlere anımsatmak istiyorum. ) Kasım günü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Kadir Mısırlıoğlu’nu ziyaret etmişti ya! Resmi giysisi ve devletin aracı ve bu araçta kullanılan yakıtı ile Mısırlıoğlu’nun yanına gelmişti ya!

E geldi ise ne olmuş diyeceksiniz!? Bir şey demek hakkımız olsa gerek! Çünkü Erbaş kendisine yapılan tepkiler karşısında; “Kul hakkı!”diyerek açıklama yaparken, kendisinin de  kamunun aracı ile ziyaretindeki “kul hakkı” olayını sanırım unutmuş olmalı!

Yaşanan olay karşısında taraf olanlar ile karşı gelenler oldu. İktidar kanadı Mısırlıoğlu’ndan yana tavır koydu. Ardından değişik yerlerde “Atatürk karşıtları” değişik eylemlerde bulundu! Anıtlara saldırı ve sözlü sataşmalar ile birlikte sosyal paylaşım sitesinde hakaret içeren sözler gündem değiştirmeye doğru ilerliyordu!

Bu projenin arkasında ve içinde olanları araştırmak veya halkımıza açıklama gibi bir düşüncesini ancak muhalefetten görebilir ve beklerdik!

“Andımız”ın okullarda okutulup okutulmaması kararları tartışılırken, Mısırlıoğlu’nun önemli bir isim tarafından ziyareti düşündürücü gelmedi mi sizlere!? Yine aynı günlerde MEB’de çalışan 3  görevlinin Andımız’a “Faşist” demesi olayına ne demeli!

Mısırlıoğlu madem ki bu kadar “dini bütün biri” öyleyse buyursun, İstanbul Fatih’te Yavuz Sultan Selim Han türbesinin bulunduğu Yavuz Selim Camisinin faturalarını ödesin de elektriği yeniden açılsın!

Dini olaylara önem veren, okulların isimlerini değiştirerek “İmam Hatip okulları” haline dönüştüren  Ak Parti iktidarı’nın ilk günlerine dönmelisiniz. 

Bir şiir; “Camiler ve Minalelerle” ilgiliydi. Ardından bu şiiri okuduğu için hapse girilmesi, ardından siyasal yaşam, partinin başına geçmesi ve bugünlere geliyoruz.

Minare ve Cami şiiri ile cezaevinde kalacaksın, ardından her konuşmanda din ve imandan sözedeceksin ama, İstanbul’da Önemli bir Camideki elektrik kesilmesi, sayacın sökülmesi ve aboneliğinin iptal edilmesi olayının bu ülkede ne kadar yakışıksız olduğunu düşünebiliyor musunuz!?

CHP’li bir Milletvekili “Ezan’ın Türkçe okutulmasını” istedi diye tepki gösterenler, önce bu Camideki elektrik faturalarının ödenebilmesi için ne kadar katkıda bulundular. Diyanet İşleri Başkanı’nın ziyaret ettiği Mısırlığoğlu, bu caminin elektrik faturasını ödeme zahmetinde bulunabilir mi?

Türkçe ezan okunması olayı ile ilgili CHP’nin tutumunu da doğru bulmuyorum. Milletvekilini disipline vermesi olayının yanlış olduğunu düşünüyorum. 

Türkçe dilinin konuşulduğu bir ülkede, herkesin anlayacağı bir dil kullanılmalıdır. Ezan sesini duyan insanlar, oradaki sözleri anlamalı ve inançlarının gereklerini bilmelidir. Bu olayı gizlemek, Arapça’ya yönlendirircesine anlaşılmazlığını sürdürmek, bence bu ülkede İslam dininin gelişmesi yerine, yerinde durmasını sağlayacaktır.

İnsanlarımızın “Din ve inançlarından soğumaması için” Türkçe anlatımları önemsiyorum. Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155