banner182

Son günlerde sık rastladığım olaylardan bizi ilgilendiren suçlamaları gündeme  getirmek istiyorum.

Kentin cadde ve sokaklarında yürürken, hizmetsizliği, hatta ekonomik sıkıntıların bile “günah keçisi” medya çalışanları gösterilmeye başlanır oldu.

Vatandaş, kulaklarımı doldura doldura gazetecileri suçluyor iyi mi!? 

Nedenmiş efendim, gazeteciler yazmıyorlarmış, görmezden geliyorlarmış, eğer yazarlarsa yöneticiler daha iyi çalışırlarmış, korkuyormuşuz!..

Gazeteci eylemci değil, eylemleri yani halkın istek, öneri ve tepkilerini görüntüler ve haberini yapar. Ancak öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, hizmetlerin eksik veya aksaklıklarını yazmamakla bizi suçlamayı kolay sananlar ulu orta yerlerde özellikle kahvehane veya çay ocaklarında son günlerde sık konuşmaya başlar oldular.

İktidar partisini savunan bir vatandaş, son günlerdeki gidişatı beğenmediğini söylüyor ama, bu konuda medyayı sorumlu tutuyor. “yazmıyorsunuz, korkuyorsunuz!?”diye konuşabiliyor.

Vatandaş yerel yönetimdeki siyasi parti veya adaya oy vermiş, ölümüne partisini savunuyor ama yerel yönetimin başındaki kişiye veryansın edip eleştiriyor.

Seçim günü geldiğinde gözünü kapatıp sandıkta partisinin adayına oy verip, seçim sonrasında da kendi isteklerini alamayınca ani dönüş yaparak yeni seçime kadar tepkisel davranan, muhalefetlik yapan böylesi kişilere sık rastlayabiliyoruz.

Neden biz suçlu olalım!? Mahallesinden veya bir başka olayla ilgili sıkıntı yaşayan vatandaş güzel güzel tepkilerini anlatıyor bizlere. Anlattıklarını not alıyoruz, fotoğraf çekmeye ve adını  yazmaya geldiğimizde ise, “Adımı yazma, fotoğrafımı çekme!”diye konuşmalara rastlıyoruz.

Madem ki çekiniyorsun, korkuyorsun ne diye o kadar konuşup dilini yoruyorsun!? Demek geliyor içimden.

Gazeteci “Donkişot” değildir, olayları izler, olumlu veya olumsuzlukları yerine getirir. Yani eylemci değil, eylemleri gündeme taşıyan kişi olarak bilinmesini öneririm.

Günde bir yerel gazete bile parası ile alıp okumaz, bayramlarda veya özel günlerde bir yerel gazeteye kutlama vererek yaşamasına katkıda bulunmaz, gazetelerin hangi maddi koşullarda çıktığını bilmez ama olaylar karşısında gazetecileri suçlamayı çok iyi becerenlerin böyle bir haklarının olup olmadığını merak ediyorum!

Yaşadığını kentte olup bitenleri bilmek, öğrenmek isteyen kişiler, yerel gazetelerin sayfalarını karıştırmış olsalar mutlaka kendilerinin sorunlarını dile getiren bir veya birkaç haberi okuyacaklardır. Ama dışarıdan gazele okumayı ne yazık ki marifet sanan insanlar, bir de sıkılmadan meslektaşlarımı “günah keçisi” yapmaya çalışıyorlar. 

Üzülüyorum böylesi davranan kişilere! Siyasetle uğraşanlar bile sıkılmadan gazetecileri eleştirebiliyor. Kentteki eksik ve aksaklıkları anlatıyor, Belediye Başkanlığına Aday adayı olduğunu söylüyor, gazetecilere veryansın ediyor. Böylesi bir konuşma sırasında benim gazeteci olduğumu da bilmediğini anımsatalım.

Bu arada elbette dayanamayıp patladım, bu kişinin yerel gazeteyi neden takip etmediğini sorduğumda; “Gazeteler bir şey yazmıyor ki!” diye yanıtladı.

Vay böylesi Belediye Başkan aday adayına, vay benim kentimi yönetmeye aday olan böylesi kişilere… Saygılarımla…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155