banner182
banner134

"Biyoinformatik alanında çalışacak bilim insanlarına ihtiyaç var"

Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, biyolojik bilginin bilgisayar yardımı ile incelenmesi ve işlenmesi olan biyoinformatik alanında çalışacak bilim insanlarına ihtiyaç duyulduğunu belirterek, "Türkiye'de de şu anda elde edilen bilgilerin analiz edilmesinde çalışan bilim insanlarında çok ciddi eksiklik var ve arayışlarımız devam ediyor." ifadesini kullandı.

Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, genetik ve biyomühendislik alanlarının gelecek vadederek ilgi odağı olmayı sürdürdüğünü aktardı.

Genom projeleri, DNA programcılığı, enzim teknolojilori, kişiye özel ilaçlar gibi gelişmelerinin bazılarının gerçekleştiğini bazılarının da yakın gelecekte gerçekleşmesinin beklendiğini aktaran Şahin, genetik ve biyomühendisliğin uygulama alanlarının dört bölüme ayrıldığını kaydetti.

Şahin, "Kırmızı Biyoteknoloji"nin sağlık; "Yeşil Biyoteknoloji"nin tarım; "Mavi Biyoteknoloji"nin deniz ve su; "Beyaz Biyoteknoloji"nin ise endüstri alanındaki uygulamaları ifade ettiğini vurguladı. 

Antibiyotik direncine çözüm

Prof. Dr. Fikrettin Şahin, mavi biyoteknoloji alanında; hızla büyüyen, hastalıklara dayanıklı, kaliteli eti olan balıklar ve deniz ürünleri üretilebildiğine işaret ederek, "Denizlerde ve aynı zamanda derin su kaynaklarında bulunan yeni canlılar, yeni mikroorganizmalardan, alternatif yeni antibiyotik geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Antibiyotik direncinden dolayı var olan antibiyotikler kullanılamaz olursa, elde edilen bu yeni nesil antibiyotikler gelecekte insanoğlunun hayatına girebilir." bilgisini verdi.

Kırmızı biyoteknolojide rejeneratif tıp alanında, kök hücrelerden elde edilen moleküller olduğunu aktaran Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu özel moleküllerden çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere yeni formülasyonlar elde ediliyor. Bu formülasyonların bazıları, kullanmakta olduğumuz ilaçlara alternatif biyotek ilaçlar olarak hayatımıza girdi ve gelecekte daha fazlasıyla girecek. Yeni nesil ilaçlar, insanların genetik yapısına göre verilecek ilacın ve dozun belirlenmesine olanak tanıyor. Böylece yan etkiyi azaltırken veya ortadan kaldırırken, etkinliğini arttırabiliyoruz. Kişiye özel ilaçlar hayatımıza girmeye başladı. Önümüzdeki 10 yıl içinde ise ilaç teknolojisinin neredeyse tamamı biyoteknolojik ilaçlara doğru kayabilir."

"Telefonunuz laboratuvarınız olabilir 

Yeni nesil biyoteknolojik ilaçların aşı geliştirme süreçlerini kısaltacağını ve bunu önümüzdeki 5 yıl içinde göreceğimizi ifade eden Şahin, "Nano medicine'de ilaç teknolojisindeki en önemli gelişmelerden biridir. Çok daha düşük dozlarda ve özel taşıyıcı sistemlerle organa-hücreye gönderilen özel ilaçlar dizayn edilebiliyor." ifadelerini kullandı. 

Şahin, biyomedikal cihazlarda yaşanan gelişmeler sayesinde, büyük laboratuvarlara gerek duyulmadan, kişisel çantalarda veya kol saatinde büyük bir laboratuvar taşınabileceğini kaydederek, "Telefonumuz bir gün diagnostik (tanılama) laboratuvarımız olabilir." bilgisini verdi.

Dünyanın hızlı bir şekilde genom projeleri üzerinde çalıştığını ve Türkiye'nin genom üzerinde çalışan ülkelerden biri olduğunu anımsatan Şahin, bu çalışmalar sonucunda bugün belki tedavisi mümkün görünmeyen birçok hastalığın tedavisinin geliştirilebileceğine işaret etti. 

Biyolojik bilginin bilgisayar yardımı ile incelenmesi ve işlenmesi olan "biyoinformatik" alanında çalışacak bilim insanlarına çok ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Şahin, "Türkiye'de de şu anda elde edilen bilgilerin analiz edilmesinde çalışan bilim insanlarında çok ciddi eksiklik var ve arayışlarımız devam ediyor." yorumunu yaptı.

Şahin, "Yeşil Biyoteknoloji" yani tarımsal biyoteknoloji alanında ise genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalarla üretilen ürünlerin gelecekte insan hayatına çok daha fazla gireceği öngörüsünü paylaştı. 

Kimyasal deterjandan biyodeterjana

Prof. Dr. Fikrettin Şahin, dünyada, günümüzde doğal olan mikroorganizmalardan enzim üretiminin çok az olduğunu ve tamamen GDO'lardan üretilen enzimlerin kullanıldığını belirterek, bu enzimlerin tarımda, endüstride ve deterjan sektöründe kullanıldığını vurguladı.

Şahin, şunları kaydetti:

"Artık deterjan sektörü klasik kimyasal teknolojiden, kimyasal deterjandan biyodeterjana dönüşüyor. Enzimler şu anda katkı olarak kullanılıyor gelecekte ise bu teknoloji tamamen enzime dönebilir. Gelecekte tekstil sanayisinin her alanında enzimler kullanılmaya başlayacak. Enzim bugünün çok önemli bir alanı ama yarın daha sonraki yıllarda çok daha fazla ihtiyaç duyacağımız bir alan. O nedenle biz şu anda Türkiye'de, üniversite olarak da enzim üretimiyle ilgili pilot ölçekli bir üretim birimi kurduk."

Tarımsal biyoteknolojinin bir diğer alanı olan probiyotiklerin hastalıkların tedavisinde önemli bir yeri olduğunu kaydeden Şahin, Yeditepe Üniversitesi’nin bu alanda da yatırım yaptığını vurguladı.

Endüstriyel biyoteknolojide ise en önemli gelişmenin enzim teknolojisi olduğuna işaret eden Şahin, enerji, tekstil, yem, gıda ve ilaç sektörünün ihtiyacı olan enzimlerin artık büyük reaktörlerde üretilebildiğini anlattı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155