EDEP VE HAYÂ SAHİBİ OLMAK.

İnsanoğlunun fıtratında var olan duygulardan biri de edep ve hayâdır. Anonim bir şiirde belirtildiği gibi:

Edep bir tâc imiş nûr-i Hüdâ’dan,

Giy o tâcı emin ol her belâdan !

Edep ve hayâ, Peygamber Efendimizin de işaret ettiği gibi yaratılış hikmet ve gayesine uygun, insana yaraşır bir hayat sürme çabasıdır. Kur’an-ı Kerim’in İsrâ Sûresi’nin 37. ayetinde de kasdedildiği üzere, edep ve hayâ, insanın nefsini terbiye etmesi, kendini ve haddini bilmesidir.

Edep ve hayâyı kuşanan kalpte ancak hayır ve güzellik bulunur. Edebi şiar edinmiş bir zihinden ancak faydalı düşünceler sâdır olur. Edeple konuşan bir dilden ancak hayırlı ve hoş sözler dökülür; kendisini ilgilendirmeyen boş sözlerden, dedikodu, yalan, iftira gibi mümine yakışmayan konuşmalardan uzak durur.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir gün ashabına:

- “Allah’tan hakkıyla hayâ ediniz!” buyurdu. Ashâb,

-Yâ Resulallahbiz zaten Allah’tan hayâ ediyoruz, elhamdülillah” şeklinde karşılık verdi. Resûl-i Ekrem, sözlerine şöyle devam etti:

-Hayâ, sizin anladığınız anlamda değildir. Allah’tan hakkıyla hayâ etmek, bütün organları her türlü günah ve haramdan korumaktır.Dünyanın geçici nimetlerine aldanmamaktır.Ölüm ve ölümden sonraki hayatı asla unutmamaktır.”

Kamil insan olma yolu da bu anlamdaki edep ve hayâ sahibi olmaktan geçer. Müminin söz ve davranışları edeple değer bulur. Edeple yapılan tövbe makbul olur; dua ve ibadetler edeple eda edilirse Allah’a yükselir ve sahibini yüceltir. Bu nedenle insan, her yaşta, her çağda ve her konumda edep ve hayâya muhtaçtır.

Edep, bizim medeniyetimizde üstün bir ahlâki meziyet olarak değer görmüştür. Ancak bugün insanlık büyük oranda bir edep ve hayâ mahrumiyeti, bir ahlâk çöküntüsü yaşamaktadır; ahlâki değerler giderek yozlaşmaktadır. Öyle ki, nice zihinler, gönüller ve bedenler edep ve hayâ ile yücelmek yerine edepsizliğin girdabında boğulmaktadır. Fıtratı zedeleyen, ahlâkı zayıflatan, hayâ perdesini yırtan araçlar her gün artmaktadır.

İnsanlık nicelerinin ar damarlarının çatlayışını üzüntü ve ibretle izlemektedir. Her gün hataya teşvik eden, günahı tatlı gösteren, kötüye ve şiddete özendiren; çocukları istismar malzemesi haline getiren, kadınları cinsel meta olarak gören yayınlar yapılmaktadır. Bunlar İslâmla bağdaşan tutum ve davranışlar değildir.

Edepsizleşmiş, ar damarı çatlamış ve hayâsızlaşmış bir insan, fıtratındaki yani doğuştan getirdiği edep ve hayâyı kaybetmiş, “en şerefli varlık”  olma özelliğini yitirmiştir.

Bütün bunların temelinde erdem ve ahlâk üzerine bina edilmeyen bir hayat anlayışının var olduğu açıktır! ( Diyanet İşleri Başkanlığının 08.01.2016 Cuma günü Hutbesi) Bu hayat anlayışı da, çevrenin ve arkadaşların etkisi ile ailenin telkinlerinden kolayca kurtulan çocuklara, dolayısıyla giderek tüm topluma ancak okullarda, din ve ahlâk derslerinin zorunlu olarak okutulması ve öğretilmesi ile genç dimağlara yerleştirilebilir.

OLASIM  GELİR !
Kâbe duvarında bir taş,
Olasım gelir ey gönül,
Semâlarda özgür bir kuş,
Uçasım gelir ey gönül!
    
İlâhî örgü bir nakış,
Tanrıya aşık bir bakış,
Gönüller arası akış,
Akasım gelir ey gönül!

Hülle biçilen ol kumaş,
Kırklar Meclisindeki baş,
Gözlerden akan inci yaş,
Olasım gelir ey gönül!
    
Seherde zikreden bülbül,
Miraç’a çıkaran Düldül,
Resûl’ün sevdiği ol gül,
Kokasım gelir ey gönül !

Cennet’e giden zarfta pul,
Kâbe’de serili bir çul,
Muteberce sâlih bir kul,
Olasım gelir ey gönül!
    
Sevgi, saygı, sohbet olup,
Hasret ve muhabbet olup,
OYTAN Muammer’in kalbine,
Dolasım gelir ey gönül!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155