HAC-3

KÂBE HAKKINDA  ÖNEMLİ BİLGİLER (2) 
Altın Oluk:  Kureyşliler, 605 yılında Kâbe’yi inşa ederken, düz olan tavanda yağmur sularının yere akması için, kuzey duvarına yani Hicr tarafına bir oluk koydular. Kâbe’nin bu oluğu ilk defa Emevî Halifesi I. Velîd’in emri ile Mekke Valisi Hâlid bin Abdullah  tarafından altınla kaplattırıldı ve bundan sonra da “Altın Oluk”  adıyla anılmaya başlandı. Kıble, Mescid-i Aksâ’dan  Kâbe’ye çevrildiğinde Medine’de bulunan Mescid-i Nebevî ‘nin kıblesi tam altın oluğun bulunduğu tarafa  isabet etmişti. Bundan dolayı burası Resûl-i Ekrem’in kıblesi olarak meşhur olmuş ve Mekke’de iken de buradan Kâbe’ye yönelmek âdet haline gelmiştir. “Hayırlı insanların içeceğinden için, seçkinlerin namazgâhında namaz kılın!”  diyen İbn Abbas’a bunların anlamının ne olduğu sorulduğunda: “Hayırlıların içeceği zemzem, seçkinlerin namazgâhı da altın oluğun altıdır !” diye cevap vermiştir. Hz. Peygamber, tavaf sırasında altın oluğun altına geldiğinde:”Allah’ım senden ölüm anında rahatlık, hesap anında da af dilerim”diye  dua ettiği bilinmekted,ir.( Hicaz Albümü, s.30-31)

Hicr, Hicru İsmail: Kâbe’nin Kuzeybatı duvarının önünde bulunan ve “hatîm” adı verilen yarım daire şeklindeki 1,31 m. yüksekliğinde duvarla çevrili olan, yarım ay şeklindeki kısma “Hicr” veya “Hicru İsmail”  adı verilir. Burası da başlangıçta Kâbe’ye dahil idi. 605 senesindeki yeniden inşası sırasında Mekke’liler, ellerindeki malzemenin yeterli olmayacağı düşüncesiyle Hicr kısmını göğüs hizasında bir duvarla çevirerek Kâbe’nin dışında bıraktılar ve Kâbe’ye dahil olduğu anlaşılsın diye burayı da taşla döşediler. Nitekim Hz. Aişe, Kâbe’ye girip namaz kılmak istediğini söylediğinde Hz. Peygamber’in O’nu elinden tutarak Hicr’e soktuğu, “Kâbe’ye girmek istersen burada namaz kıl, çünkü o Kâbe’den bir parçadır!” buyurduğu bilinmektedir (Tirmizî, “Hac”, 48; Nesâî, “Hac”, 1281). ( Hicaz Albümü, s.33-34)

Kâbe’nin Örtüsü: Kâbe’nin dört duvarı üstüne içten ve dıştan örtü asılması eski bir gelenek olup bu uygulamanın ilk defa ne zaman yapıldığı hususunda farklı rivayetler vardır. Dıştan dam korkuluğunun kenarlarında bulunan demir halkalarla çatıya, şazervân üzerindeki bakır halkalarla da tabana tutturulmuştur.. Kapıya da çok güzel bir şekilde işlenmiş ana örtüden bağımsız bir kisve örtülür. Günümüzde Kâbe örtüleri, 14 m. uzunluğunda ve 0,95 m. genişliğinde 48 parçadan meydana gelir; tamamı 638,4 m2.dir.  Yukarı kısmındaki Kâbe’nin dört tarafını çevreleyen ve birbirine eklenmiş  16 parçadan oluşan yazı kuşağına hizâm denilir: Uzunluğu 45 m., genişliği 0,95 metredir. Bu kuşağın biraz aşağısında  yine 16 parçadan meydana gelmiş, ancak birbirine eklenmeden aralarına, içlerinde âyet ve  esmâ-i hüsnâ yazılı daireler konmuş ikinci bir kuşak vardır. Örtünün kendisi de kitâbeli olarak dokunmuştur. Örtünün üzerindeki yazılarda altın ve gümüş teller kullanılmıştır. ( Hicaz Albümü, s.36-37)

Zemzem: Arapça’da “bol, bereketli, doyurucu ve kaynağı zengin su” anlamlarına gelen zemzem, sadece kutsal kabul edilen Harem bölgesinin değil, bizzat Kâbe’nin kuyusu ve bütünleyicisi olarak da görülmüş Mekke için bir nevî hayat kaynağı olmuştur. Cenâb-ı Allah’ın emri üzerine, Hz. İbrâhim’in, eşi Hacer’i ve henüz bebek olan İsmail’i ıssız Mekke vâdisinde bırakıp ayrıldıktan sonra, Hâcer, su ve erzakının tükenmesi üzerine  çaresiz kalmış; küçük oğlu İsmail’in susuzluktan ölmesinden endişe ederek telâşla Safâ ve Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelerek bir yardımcı aramış; bütün ümitlerini kaybettiği anda mucizevî şekilde oğlunun bulunduğu yerde kaynayan zemzem suyunu görünce Allah’a şükretmiş ve suyun dağılmaması için etrafını toprakla çevirmiştir. Hz. Hâcer’in, aralarında 400 metre mesafe olan Safa ve Merve tepeleri arasında  su ve imdât arayışı hac ve umre mesaiki içinde yer alan “sa’y” uygulamasının kökeni olmuştur(Bakara, 2/158). (Hicaz Albümü, s. 45)
Hz. Peygamber, “Yeryüzündeki suların en hayırlısı zemzem suyudur; içilmesi açlığı giderir, hastalığa şifa olur!” ( Heysemî,III, 286). “Zemzem suyu hangi niyetle içilirse ona çare olur!” (İbn. Mâce, “Menâsik,, 78) buyurmuştur. Resûl’ü Ekrem’in uygulaması sebebiyle , Kâbe’yi tavaf ettikten sonra kılınan namazı müteakip zemzem içmek müstehap kabul edilmiştir.
            
KÂBE
Yüce Tanrım kısmet ederse eğer,
Bir gün olur Beytullâh’a varılır,
O’nu görmek de her zahmete değer,
Allah Evi Beytullâh’a varılır .
   
Kâbe’de tekbirler Arş’a dek ağar,
Yirmi dört saat üstüne nur yağar,
Milyarlarca gönül bu Eve sığar,
Hacer- ül Esved’e yüzler sürülür …

Ziyaret etmiştir nice ermişler,
Müminler-mürşitler, gönül vermişler,
Altın kuşaklı, siyah örtü sermişler,
Örtü açık, altın kapı görülür!
   
İslâm hacılarının güzergâhı,
Allah’ın, meleklerin nazargâhı,
Tüm İslâm âleminin kıblegâhı,
Yönelip huşûyla namaz kılınır!

Semayı çınlatır: lebbeyk ve tekbir,
Sarı, siyah, beyaz ırk bir olmuş bir!
Gözlerden yaş akar, ruhlar ezilir,
Mahşerde Râb huzurundayım sanılır!
   
Kâbe yollarında duyulmaz acı,
Sızlayan kalp ve ruhların ilacı,
Herkes eşit, her can baş tacı-hacı,
Râbbin lütfuyla günahlar silinir!

OYTAN Muammer, sil kalbin pasını,
Burda hisset duyguların hasını,
Râb’be duyur içten gelen sesini,
Burda dinin has kıymeti bilinir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155