Çukurova denildiğinde akla ilk gelen geniş pamuk tarlaları ve bu tarlaların ağaları olurdu.

1970’li yılları anımsadığımızda, Osmaniye’mizi de kapsayan Çukurova topraklarında  mevsimi geldiğinde tarlalar beyaza bürünür, Güneydoğu illerimizden gelen ırgatlar kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürürken, pamuk tarlalarında birkaç ay çalışıp yeniden yaşadıkları yerlere dönerlerdi.

Pamuk denildiğinde o yıllarda Çukurova’nın göbeği olarak bilinen Adana ili gelirdi. Başka illere giden bir Adanalı, “Pamuk ağası” olarak tanımlanırdı. Pamuk, Çukurova’nın “Beyaz altını” olarak değerlendirildi.

Çukurova’da bugün pamuk ekim alanları her geçen yıl azalmaya başladı. Üreticilerin ekiminden başlamak üzere tarladan alınıp hasat edilmesine ve satılmasına kadar çektiği sıkıntılar çiftçiyi pamuk ekiminden uzaklaştırdı. Gün içerisinde Çukobirlik’in kapatılması ile birlikte pamuk üreticisi tüccarların eline düştü.



Çukurova’da pamuk ekimi, çapalanması, toplanması ve satılması ayrı bir öykü gibiydi burada yaşayan insanlarımız ve Güneydoğu illerinden gelen vatandaşlarımız için.

Pamuk tarlalarında yaşanan öyküler, şiirler ve anılar kitapların sayfalarında konu olup okuyucuları ile buluşmuş, çekimi yapılan filmlerde sinemalarda izlenmiştir.

Pamuk tarlalarında yaşanan sevdaların ve aşkların öyküsü ise daha başka olmuştur.

Osmaniye’de pamuk ekiminin yoğun olarak yapıldığı yıllarda, nüfus artışları yaşanmıştır. O günlerde pamuk toplamak için Güney doğu illerimizden gelen vatandaşlarımız, birkaç ay burada çalışmalarının ardından yeniden yaşadıkları yerlere dönmek yerine Osmaniye’de kalmayı tercih etmişlerdir. Önce; at arabacılığı yaparak işe başlayıp, pamuk toplama mevsimi geldiğinde aile bireyleriyle birlikte pamuk toplamaya giderek Osmaniye’nin yerleşik insanları olarak kalanların sayıları anımsanamayacak kadardır.

Çukurova’da pamuk ekim alanlarının azalmasındaki en büyük etkenin ‘devlet desteği ve üreticinin tüccarın eline bırakılması’ olarak görülmektedir.

Üreticinin ürünlerini değer fiyattan ve devlet desteği ile sattığı ‘Çukobirlik’ kapatılınca, çiftçi şaşkınlık yaşadı. Osmaniye’de kapatılan Çukobirlik’in yerinde şu anda ….. AVM hizmet veriyor.

Pamuk üretimi şu anda Adana’nın bazı ilçeleri, özellikle de Karataş ilçesinde yapılmaya başlandı. Osmaniye merkez ve ilçelerinde pamuk üretiminin yapıldığını göremiyoruz. Yapılıyorsa bile Kadirli veya Sumbas ilçelerinde birkaç dönümlük alanda yapılmış olabilir diye düşünüyorum.

Üreticinin pamuk ekiminden uzaklaşması olayı ile ilgili Bakanlığın bir inceleme ve araştırma yaparak ortada bir sorun varsa çözümlemesi için uğraş vermesi gerekmez mi?

Çukurova’da pamuk üretiminin azalması ile ilgili bu güne kadar bir çalıştay yapılmamış olması da eksikliktir.

Türkiye, Avrupa’nın en büyük tekstil üretici olarak biliniyor. 2015 yılı verilerine göre, 7.9 milyar dolar ile Avrupa’nın üçüncü büyük tekstil ve hammadde ihracatcısıyız.  Yıllık 16.9 milyar dolar ihracat rakamı  ile Dünyanın altıncı büyük hazır giyim ihracatcısıyız.

En fazla dış ticaret fazlası veren tekstil sektörünün toplam ihracatındaki  payı yüzde 17.6 pamuk yetiştirme potansiyeline sahip olduğu halde, pamuk alanlarının giderek daraldığı ve tekstilin hammaddesi olan pamuk ihracatının her yıl yaklaşık yarısının ithal edildiği bir ülke haline geldik.

Son tümceleri dikkatli okumak gerekiyor.  Pamuk ithal eder hale geldiğimizi, yani başka ülkelerden pamuk satın aldığımız anlamını anlatmak istiyorum.

Adana Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Muhammet Ali Tekin, Karataş ilçesinde, katıldığı “Tarla günü” etkinliğinde önemli mesajlar verdi.

Etkinlikte konuşan İl Müdürü Tekin, “Beyaz altın” pamuğun geçmişteki  parlak günlerine dönmesi için  çalışacaklarını vurguluyordu.

İl Müdürü Tekin’in konuşmalarından çıkardığım sözleri sizlerle paylaşmak istiyorum. “Adana’da bu yıl 270 bin dekar alanda pamuk ekimi gerçekleştirildi. 

Bu oran geçmiş yıllara göre daha düşük seviyededir. Bu yıl il genelinde 140 bin ton pamuk üretimi beklemekteyiz.

Pamuk üretiminin gelişmesi ve eski günlere geri dönmesi için çalışmalarımız sürüyor. Bakanlığımız da destek uygulamaya başladı. Pamukta prim desteği 75 kuruşa çıkarıldı”diye konuştu.

Çukurova’da pamuk üretiminin azalmasına neden olan gerekçeleri anımsadığımızda, aklımıza gelen AB’ye giriş süreci olarak  karşımıza çıkıyor.

Türkiye’deki pamuk üretiminin azaltılması, Yunanistan’a yarayacağı için AB’ye giriş sürecinde Türkiye’nin önüne getirilen ‘set’ olarak görülmektedir.

Dün pamuk, ardından Soya, Mısır, Ayçiçeği… gelecekte Yerfıstığı ekimlerinde sınırlamalar getirilebileceğinin hesaplarının şimdiden düşünülerek geleceğe öyle bakmak gerekiyor.

Çukurova topraklarında en iyi yetişen ürünlerin üreticiler tarafından yetiştirilmemesi için yapılan ‘yaptırımlar’ karşısında özellikle siyasilerimizin duyarlılık göstermelerini, inceleme ve araştırma yaparak üreticilerden yana tavır koymalarını bekliyoruz!..

Çukurova’nın tarlalarında pamuklar ekilmeyince, toprak beyaza bürünmeyince, o eski aşklar ve sevdalar da yaşanmaz oldu. Pamuklar ekilmeyince, toplanma dönemi yaşanmayınca ‘sevdalarında’ anlamı kalmadı.

Gençlerimiz pamuk tarlalarında birbirlerine aşık olur, bir koza’nın dibinde buluşup konuşamayan dilleriyle, sadece gözleri ve tutuştukları parmakları ile sevdalarını anlatmaya çalışırlar.

Bir çalı dibine ‘tuvalet için’ gitme bahanesi ile buluşan gençlerimizin sevdaları pamuk tarlalarında, ya “ot kesme çapası”nda, ya da pamuk toplama işçiliği sırasında yürekleri ısıtır.

Toprak kokulu ellerin, sevgi dolu yüreklerin, sımsıkı sarılan kolların bir koza dibinde başlayan aşklarının sevgiyi dönüşmesi sonucu yüzlerce gencimizin birlikte yaşamlarının geleceğinin yuvasını kurdukları olayı yaşanmıştır. Bu gençlerimizin mutlu yuvaları ise onlarca yıl sürmüş, araya para girmeden, sadece gözlerden gözlere yansılan sevgi ışıltısının yansıması ile ölünceye dek gitmiştir.

Çukurova’da pamuk tarlalarında ırgatlık yaparken tanışıp, evlenen hiçbir genç günün birinde ‘boşanma’ olayı yaşamamış, pamuk tarlası onların için “Sevda köprüsü” olarak kalarak, ömür boyu çocukları ile birlikte mutlu olmuşlardır.

Çukurova’nın pamuk tarlalarında yaşanan sevdanın böylesine bir sevda öyküsü vardır. 

Çukurova’da sevdaların güzelliği, tarlalarımızın beyaz altına bürünmesi için üreticilerimizi pamuk ekmeye davet ediyoruz.

O günlerdeki sevdalarımız, bize ömür ve yaşama cesareti veriyordu!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155