banner182

İnsanlar arasındaki yakınlık, arkadaşlık, dostluk ve tanışma olaylarını incelediğimizde; ne zaman ‘çıkar olayı’ gündeme gelse, bir anda değişimlere rastlayabiliyoruz.

Kişisel çıkarlarını, birlikte yaşadığı toplumun üzerinde tutma hırsı ile yaşayanların, aldıkları eğitim ve davranışları bulundukları aile ortamından başlayıp, mahallesi, aile yakınları, arkadaş ilişkileri ile ilgili olarak tanımlanır.
İnsanların birbirlerinin dünya görüşlerine saygılarının bulunduğu toplumlarda kavga, anlaşmazlık ve huzursuzluğa pek rastlanmaz.

Barış içerisinde yaşanabileceğimiz bir toplum için kendi çıkarlarımız kadar karşımızdakilerin de çıkarlarına saygılı olma koşulu önem taşır.

Toplumsal olaylarda sağlıklı yaşanabilirlik için, eksik ve aksaklıkların yaşanması halinde yapılan öneri ve uyarılara önem veren kişiler veya yetkili konumdaki yöneticiler yaşadıkları ortamda huzursuzluğun önüne geçmiş olurlar.

Baskı veya sindirme oyunları ile kendisinin dışındakileri küçümseme veya o anda algıladığı gibi anlayarak yorumlama anlayışı yerine, yaşanan olaylarda toplumsal bir yaşam sözkonusu ise olayı iyi okuyabilmenin önemi burada başlar.

Şehirlerin daha yaşanabilir olabilmesi için kişiler kendi üzerlerine düşen görevleri yaparken, her meslek grubundakiler ile yöneticiler de toplum huzuru açısından üzerine düşen görevleri halkın sağlıklı yaşayabilirliği üzerine yapması önemlidir.

Yaşanan olumsuzluklara çeşitli kılıflar bularak kendisini haklı imiş gibi göstermek yerine, hataların sonucunda başka insanlara haksızlık edilip edilmediği biraz düşündükten sonra davranışlarına yön verenler, yaşamın güzelliğini de birlikte getirir.

Dün bir arkadaşımla konuşuyoruz. Ramazan Adana’dan gelirken Toprakkale yakınlarında otomobilinde bir arızadan şüphelenip, yolun oldukça sağından dörtlü lambaları da yakarak Osmaniye’ye geliyormuş. Arkasından seyreden bir kamyon sürücüsü sürekli korna çalarak Ramazan’ı huzursuz etmeye başlamış.

Ramazan yolun kenarında durup kamyonu da durdurmuş. Kamyon sürücüne neden sürekli kendisini rahatsız ettiğini sorduğunda ise; yavaş gittiği ve önünü tıkadığı için kornaya bastığını söylemiş.

Ramazan anlatmaya çalışsa da kamyon sürücüsü bir türlü anlamak istemiyormuş. “Dörtlü lambaları yakıp otomobilimde bir durum olduğunu arka lambalardan gördüğü halde, yolun en sağından hatta sağ iki tekerleği de asfalttan çıkmış halde seyrettiğimi gördüğü halde benim yavaş gitmem kamyon sürücüsü rahatsız etmiş.

Beni sollayıp geçebileceği halde sürekli arkamdan kornaya basıyordu.

Olayı anlattığım halde bir türlü anlamak istemiyordu.

Bu tartışmamız sırasında bir başka araç sürücüsü yanımıza geldi, olayı anlattım, kamyon sürücüsünü haksız buldu.”diye konuşan Ramazan, böylesi durumlarda insanların anlayışlı olabilmelerinin ve sakinliklerinin kavgalardan uzaklaşmasına denen olabileceğini de sözlerine ekledi.

Haklılık veya haksızlık kişilerin gözlemleri ve olaylarda yaşananları anlayabildikleri ölçüde değerlendirilir. Hatalar yapılmışsa kabullenmek, özür dileyebilmenin erdemliliği ile birlikte, zeytin yağı gibi üste çıkma eylemi içerisinde olanlara da rastlayabiliriz. Saygılarımla…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155

banner215