(Gerçek hayattan)

Ceyhan Nehri’nin Çukurova’da bir çay,dere kadar suyla akışına bakmayın.1970’li yıllardan sonra,Karatepe-Aslantaş’tan tut,neredeyse doğduğu Elbistan’a kadar barajlar yapıldı nehrin üstüne.Tabir yerindeyse,Çukurova’daki yatağının dışında akışını göremezsiniz.Barajlar dizisi,çok uzun göletler haline getirdi Ceyhan’ı.

       Anlatacağım hazin yaşanmışlık,bu Ceyhan Nehri’nin,şimdiki Berke Barajı sınırları içinde gerçekleşir.Burası öyle bir vadi ki,yüksek Balk Dağı ile Kaya Düldül arasında,arazi eğimi fazla,suyun geçtiği yer daracık,akış hızı desen belki de dünya standartlarının kat kat üstünde.

       Burada,dağın eteğinde Bunsuz,ya da halk arasındaki söylenişi ile “Muğsuz” denilen bir yerleşim yeri var.Üç beş evlik oba,mezra.Evlerin arası yaklaşık 1 Km.mesafeli.Evler derme çatma yapılı olup,gayet engebeli araziye serpiştirilmiş.Çiftçilik yapmaya arazi elverişli değil.Üçer beşer keçi ile hayvancılık yapıyorlar.

       Bu ailelerden biri de Veysel’in ailesi.Kendisi dağın arkasındaki Yeşildere Köyünden olup,büyük ihtimalle hayvancılık yapmak amacıyla buraya yerleşmiş.

       Veysel’in 6-7 yaşlarında Ayşe adlı bir kızı,4-5 yaşlarında Ali adlı bir oğlu ile henüz anne kucağında bir de kız bebeği var.

       Yazık ki kendisi,daha yaşı 30 demeden hastalanır ve ölür.Karısı(Adı Zeynep olabilir) biri bebek,üç çocukla aralıkta kalır.Ancak kendisi de hastadır,yatağa düşer.

       Zaman Kurtuluş Savaşı yılları(1915-20 arası) Memleketin hali belli.Bir de tabiatın tüm acımasızlığının yaşandığı Veysel’in köyünü düşünürsek,gerçeği tüm acımasızlığı ile karşımızda görürüz.Oralarda ölen olsa, neredeyse haber verecek kimse bulunmaz.

       Zeynep Kadının hastalığı her gün daha da artmaktadır.Anlatıldığına göre vücuduna kurtlar düşer.

       Ayşeyle Ali ne yer ne içer bilinmez,ancak kız bebek dayanılır gibi değildir.Bebek de annesi gibi hasta,muhtemelen ememediğinden açtır.

       Yaşantı o hale gelir ki anne,bebek karşısında dünyanın en çaresizidir.Bir yandan hastalık,diğer yandan açlık.zavallının gözünü açmaya dermanı kalmamıştır.

       Zeynep Kadın hangi ruh haliyle söylediği bilinmez,büyük çocukları Ayşe ve Ali’yi yanına çağırır ve onlara;

       “ALIN BU BEBEĞİ,GÖTÜRÜN CEYHAN’A ATIN!” der.

       Çocuk bu,büyük ne derse doğru der! İtiraz etmek olur mu?Bebeğin eşyalarını(Yorganı,yastığı,bezleri) Ayşe sırtına alır.Ali de zaten bir lokma kalmış bebeği kucağına alarak doğruca evlerine 1 Km.mesafedeki Ceyhan Nehrine giderler.

       Nehre vardıklarında bebek halen var gücüyle ağlamaktadır.Bu durum karşısında kardeşler aralarında nasıl duygular yaşarlar,neler konuşurlar bilinmez,nehrin tüm haşmetiyle akan yerine önce bebeği,sonra da eşyalarını atarlar.

       Saniyeler içinde Bebeğin sesi,suyun sesinde kaybolur.

       Bu topraklarda,Toroslarda,yaşanmışlığı,yaşayanın kendisinden dinlediğimde henüz 5-6 yaşımdaydım.O gündür bu gündür ne zaman Ceyhan Nehri’ne baksam,kıyısında köşesinde O Bebeği arar gözlerim.Belki suda eşyaları ile buluşmuş,kenarda bir çalıya tutunarak kurtarıcısını bekler mi diye umarım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155