banner182
Dün, gazeteci Uğur Mumcu’nun katledilişinin 19. yıldönümüydü. Aradan geçen bunca yıla rağmen Mumcu’nun katili veya katilleri bulunamamıştı.

Bir yandan ‘faili meçhul cinayetler listesi’ni düşünürken, bir yandan da öldürülüş yıldönümünü anımsamak mesleğimiz açısından bizleri üzüyordu.

Demokrasi, insan hakları, hoşgörü ve barış içinde yaşayabilmenin uğraşını verdiğimiz her süreçte bir cinayetin 19 yıl sonrasında bile aydınlatılamamış olması da düşündürücü bir durum.

Dün bir meslektaşımızın, demokrasi ve insan hakları savunucu bir usta gazetecinin öldürülüş günüydü. Yeri geldiğinde gazetecileri yanlarına almak isteyenler, gazetecilere haberlerini yazdırmak isteyenler, işleri olduğu zaman selam verip telefonla toplantılarına çağıran kişileri düşündüm. Sokakta yürürken birinin bir meslektaşımı durdurup, Mumcu ile ilgili birkaç söz söylemesini ve telefonlarımıza bir mesaj çekmelerini bekledim.

Maalesef Osmaniye’de sadece bu konuda Atatürkçü Düşünce Derneği meslektaşımızı ve bizleri anımsayabildi. 

ADD yöneticileri Osmaniye’deki iki ayrı Gazeteciler Cemiyetini ziyaret ederken, meslektaşlarıma da birer karanfil sundular.

Toplantılarda ahkam kesenler, yazılı veya sözlü açıklamalarını gazetemiz sütunlarında yayınlatmak için gazetecilere şirin görünmeye çalışan bir çok insandan böylesine bir incelik ve anımsama görememek Osmaniye adına beni üzdü.

Bazı kişiler belki de Uğur Mumcu’nun düşüncesinden dolayı anımsamak istemediler. Oysa insanların düşüncelerine göre değerlendirme yapmanın yanlış olduğunu belirtmek istiyorum. Eğer Mumcu’nun dünya görüşü nedeniyle 24 Ocak gününde anımsayıp Osmaniye’deki gazetecilere bir iki anma sözü konuşma gereği duymak istemeyenler varsa, ki ben öyle sezinliyorum. Böylesi kişiler kendileri gibi düşünmeyen gazetecileri neden toplantılarına davet ediyorlar veya basın açıklaması gönderip yayınlatmak istiyorlar?

Beni bir gazeteci olarak düşünceme bakmadan basın açıklaması gönderen bir siyasi kimlikli kişiden gelen yazıyı gazetemin sütunlarında yayınlamışsam, aynı kişinin de benim gibi düşünerek gazetecinin siyasal yönüne bakmadan anımsamasını beklerim.

Uğur Mumcu’yu tanımadan, yazılarını okumadan onu sadece çevresindeki bir takım kişilerin eleştirileriyle tanıyanların yaşam düzeylerinde ne kadar hata yaptıklarını düşünmelerini isterim.

Barış, demokrasi, insan hakları ve yurt sevgisi istemek ve bu görüşleri savunmak ne zaman suç oldu? Ya da sizler; Uğur Mumcu’yu ve beni sevmeyenler yukarıdaki görüşlerin tersini mi düşünüyorsunuz?

Bu ülkede kardeşçe ve barış içinde yaşanmasını isteyenleri sevmeyenlerin sayılarının azalmasını, hoşgörünün çoğalmasını isterken, demokrasi savunucusu bir gazeteciyi ölüm yıldönümünde anımsamamak ve Osmaniye’deki meslektaşlarına da en küçük bir anımsatma yapmamak düşüncesi bence bağnaz olduğu kadar koşullanmış ve antidemokratik bin anlayıştır. Saygılarımla…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155

banner215